Yirmi Yıllık İsyanın Ardından Gelen Samimi Tevbe

Kıssâlar

Yirmi yıllık isyandan sonra samimi bir tevbeyle Allah’a yönelen günahkâr bir kulun kıssasını ve ilâhî rahmetin bağışlayıcı müjdesini okuyun.

Eski kavimlerden birinde, yirmi yıl boyunca zühd ve takvâ üzere bir kulluk hayatı yaşayan, daha sonra yoldan çıkıp yirmi yıl günah işleyen bir adam, aynaya bakıp saçlarına aklar düştüğünü görür.

YİRMİ YILIN ARDINDAN GELEN PİŞMANLIK VE İLÂHÎ KABUL MÜJDESİ

Bundan çok etkilenip tevbe etmek ister. Ancak Allâh’ın kendisini kulluğa bir daha kabul etmeyeceği endişesine kapılır. Bir keresinde şöyle duâ eder:

“‒İlâhî, yirmi yıl Sana kulluk ettim, yirmi yıl da isyan ettim. Bugün kulluğuna dönersem beni kabul eder misin?”

Gâipten bir ses kendisine şöyle der:

“‒Sen bizi sevdin, Biz de seni sevdik. Sen Biz’i terk ettin, Biz de sana mühlet verdik. Şimdi Biz’e dönersen seni kabul ederiz.”[1]

Hisse:

Samimiyetle yapılan bir tevbeyi Cenâb-ı Hakkʼın nasıl karşıladığı, bir hadîs-i şerîfte şöyle tasvîr ediliyor:

“Herhangi birinizin tevbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları netice vermeyince deveyi bulma ümidini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken yanına devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı sevincinden ne söylediğini fark etmeden şaşkınlıkla:

«–Allâh’ım! Sen benim kulumsun; ben de Sen’in Rabbinim.» diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.” (Müslim, Tevbe, 7; Tirmizî, Kıyâmet, 49)

Dipnot:

[1] Bkz. Prof. Dr. Selahattin Yıldırım, Hayat-Ölüm ve Hüsn-i Hâtime, sf. 167, Ravza Yay. İstanbul 2022.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları