Sâliha Anneyi Yetiştirmenin Önemi

Aile Hayatımız

Aileyi kuran ve neslin ilk terbiyesini veren anneler nasıl yetiştirilmelidir? Kız evlâtlarımızın terbiyesine neden ayrı bir ihtimam göstermeliyiz? Hazret-i Hatice, Hazret-i Âişe ve Hazret-i Fâtıma vâlidelerimiz, kızlarımız için nasıl birer nümûne olabilir? Şuurlu anneler yetiştirerek şuurlu nesiller inşâ etmek için üzerimize düşen vazife nedir?

Aileyi anne kurar. Sâliha anneleri Kur’ân kurslarımızda yetiştirmeliyiz ki; şuurlu anneler, şuurlu evlâtlar yetiştirsinler.

İslâmiyet’te bu sebeple kız evlâtların terbiyesine çok ehemmiyet verilmiştir.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Her kim kız çocuklarını yetiştirme husûsunda bir sıkıntıya uğrar da onları (sırât-ı müstakîm üzere, yani hayırlı bir yolda) iyi yetiştirirse, bu çocuklar onu cehennem ateşinden koruyan bir siper olur.” (Müslim, Birr, 147)

Kız evlâtlara ihtimam gösterilmesi husûsunda şu kıssa da mühimdir:

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; kızı Fâtıma -radıyallâhu anhâ-’nın evinde kaldığı bir gün, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin, kendisinden su istedi. Allah Rasûlü önce Hazret-i Hasan’a su verdi.

Hazret-i Fâtıma, Peygamber Efendimiz’in Hazret-i Hasan’ı daha çok sevdiği kanaatine vardı.

Efendimiz ise;

“–Hayır, ilk önce Hasan su istedi.” buyurdu. (Bkz. Ahmed, I, 101) Sonra da;

“–İkram ve ihsanlarınızla çocuklarınıza eşit muâmelede bulunun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.” buyurdu. (Heysemî, IV, 153; İbn-i Hacer, el-Metâlibü’l-Âliye, IV, 69)

Unutmayalım ki;

Câhiliyyede kız çocuklarını diri diri gömenler vardı. Gömmeyenler de onlara ikinci sınıf muâmelesi yaparlardı. Mîrastan kadın ve çocuklara pay verilmez, hakları gasp edilirdi.

İslâmiyet ise, kadına büyük kıymet verdi.

Hazret-i Hatice Vâlidemiz; Allah Rasûlü nezdinde öyle kıymetliydi ki, onun vefât ettiği seneye, sahâbe-i kiram, Peygamberimiz’de gördükleri teessür sebebiyle «Senetü’l-Hüzün» dediler.

Hazret-i Âişe Vâlidemiz, takvâ ve ilimde derinleşti. Peygamberimiz’in yüzlerce hadîs-i şerîfini ümmete nakletti. Müçtehidlerin istifâde ettiği bir âlime anne oldu.

Hazret-i Fâtıma Vâlidemiz; sâdât-ı kirâm hazerâtının, silsile-i şerîfenin annesi olarak bir mâneviyat kutbu oldu.

Kızlarımıza, nümûne anneler bu muhtereme vâlidelerimizdir. Muhammed İkbal, müslüman hanıma şöyle seslenir:

“Ey müslüman kadını!

Hazret-i Fâtıma, senin için bir nümûnedir; ondan gözünü ve gönlünü ayırma. Tâ ki, senin dalın da bir Hüseyin meyvesi versin; gülistan, eski mevsimi getirsin.”

Müslüman hanımlar iki Fâtıma’yı örnek almalıdır:

  • Birincisi Fahr-i Kâinât Efendimiz’in kızı Fâtıma Vâlidemizdir. Mekke devrinde, kâfirler; Fahr-i Kâinât Efendimiz’e hakaret ve hücum ettiklerinde, Hazret-i Fâtıma koşar gelir, Efendimiz’in üstünü temizler, O’nu destekler, bedbahtlardan hiç korkmazdı. Muhterem babasına olan ihtimâmından dolayı ona; «Babasının annesi» derlerdi.
  • İkinci Fâtıma ise, Hazret-i Ömer’in kız kardeşidir. Müslüman olduğunu öğrenen ağabeyinin öfkeyle kendisine hücum ettiği esnada, îman celâdetiyle onun karşısında durmuş ve onun hidâyetine vesile olmuştur.

Denilmiştir ki:

“Bir erkeği terbiye edin; bir insanı yetiştirmiş olursunuz. Bir hanımı terbiye edin; bir aileyi, hattâ toplumun büyük bir bölümünü yetiştirmiş olursunuz.”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Ağustos, Sayı: 258