Osmanlı Vâlide Sultanları Serveti Nasıl Hayra Dönüştürdü?
Hareme sermayesiz giren vâlide sultanlar, serveti nasıl hayra dönüştürdü?
Osmanlı’da hareme hiç paraları olmadan gelen kadınlar, nasıl oldu da birçok vakıflar ve külliyeler bıraktı? Bu paralar kime aitti? Osman Nûri Topbaş Hocaefendi açıklıyor.
HAREMDEN HAYRA UZANAN YOL: VALİDE SULTAN VAKIFLARI
–Evet, bu hanımlar, hareme sıfır sermaye ile geliyor. Dünyevî olarak bir gelirleri yok. Zamanla padişah hanımı veya padişah annesi olunca, onlara bey ve oğullarından bol bol hediyeler geliyor. Bir de maaşları var. Yavuz Sultan Selim Han, Irak tarafında bunlara hususî bir îrâd tahsis etmiştir.
Bu sultan annelerimiz tasavvufî terbiyeyle yetiştikleri ve merhamet âbidesi oldukları için, kendilerine gelen bütün imkânları, hayır-hasenâtlarla halka yansıtırlardı. Ve bugün tarihî semtlerimizdeki çoğu camiler, mektepler, çeşmeler, hastahâneler, hep bu vâlidelerimize aittir.
Meselâ; Osmanlı örfünde iki minareli camiler, ekseriya padişah ve padişah hanımlarınındır.
Meselâ; Üsküdar’ımızda sultan hanımların inşâ ettirdiği 3’ü çift minareli 4 cami vardır.
Bu hanım annelerimiz paralarını israf etmediler. Topluma saray modası ve lüksü getirmediler. Hâlbuki onlar, ellerinde fırsat olduğu hâlde gayet mütevâzı annelerimizdi.
Yani servet ve saltanat, o vâlideleri şımartmadı, kulluklarını unutturmadı.
Bugün maalesef reklâm ve modaların tesiriyle, imkânı geniş olan bazı dindar ailelerde bile lüks ve debdebe hâkim. Evet, tesettür var. Ama süslü bir tesettür var. Hattâ böylelerine istihzâ ile; «süslüman» diyorlar. Bu da iyi değil tabiî. Yani müslümana yakışan «süslüman» olmak değil; şâşaadan uzak, zarif, mütevâzı ve vakarlı olmaktır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık