Kuran’da Hatırlatılan Nimetler
Alak suresi 3. ayette Cenâb-ı Hak bizlere nasıl hitap ediyor? Kur’ân'da hatırlatılan nimetler nelerdir? Her şeyi hamd ve şükür ile okuyabilmenin fazileti ve önemi nedir?
İnsan, değersiz bir sudan yaratılmış bir varlık olmasına rağmen; Cenâb-ı Hak, sonsuz cömertliği ile, insanı muhatap alıyor, ona hitap ediyor:
“Oku! Sen’in Rabbin en büyük kerem sahibidir.” (el-Alak, 3)
Burada; «Oku!» emri ikinci defa geliyor:
- Birincisinde; «mârifetullâh»ı oku, kulluğunu oku.
- İkincisinde perverde olduğun nimetleri ve ikramları oku! Oku da şükredici ol, nankörlüğe düşme!..
Meselâ herhangi bir mahlûkāta baktığımız zaman, tefekkürümüz şöyle olmalı: Onun gibi yaratılmış olabilirdik, bu dünyaya bir yılan olarak gelebilirdik, bir kedi-köpek olarak gelebilirdik…
KURAN'DA HATIRLATILAN NİMETLER
Kul, nimetleri okuyarak, dâimâ Cenâb-ı Hakk’a minnettar hâlde yaşayacak. Kur’ân okuduğumuzda, bu ikramların bize tek tek hatırlatıldığını görüyoruz:
- Üstümüzde muhkem bir çatı, kâinatta muazzam bir nizam, en ince ayrıntısına kadar mükemmel plânlanmış bir hilkat manzarası var.
- Ateistler bile; «Yarın oksijen düşer mi?» diye yanlarında tüplerle gezmiyor. Yani ilâhî nizâma itimat hâlindeler.
- Bal arısı; Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, şifâlı bir bal üretiyor.
- Süt, kan ve «fersin / bağırsak muhtevâsı»nın arasından; bembeyaz, tatlı bir ikrâm olarak yaratılıyor.
- Yeryüzünde kirlenen sular, göğe yükseliyor ve rafine ediliyor. Bir asit yağmuru yağmıyor, tuzlu bir su inmiyor.
- Gökyüzünde Akdeniz kadar su, kapsız olarak duruyor; ölçülü bir şekilde nereye inmesi takdir edildiyse oraya iniyor.
- el-Bârî ve el-Musavvir isimlerinin tecellîsi milyonlarca çeşit canlı ve bitki, bize hizmet ediyor. Kimisinden istifâde ediyoruz, kimisi bize tefekkür vesilesi oluyor.
- Denizlerde gemilerin, havada uçakların uçabilmesi yine Allah Teâlâ’nın ihsân ettiği kanunlarla mümkün oluyor.
Demek ki;
Her şeyi hamd ve şükür ile okuyacağız. Bu okuyuş, bizim hayranlık ve minnettarlıkla secdeye kapanmamız neticesini verecek. Amel-i sâlihlerle Allâh’a şükredeceğiz.
Bu vazife kolay değildir. Bunu başarabilmek için de Allah’tan yardım dilemek lâzımdır.
Muaz bin Cebel -radıyallâhu anh-’tan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz onun elini tutup şöyle buyurdu:
“–Ey Muaz, Allâh’a yemin ederim ki, ben seni gerçekten seviyorum.”
Sonra şöyle devam etti:
“Ey Muaz, sana her namazın sonunda;
«Allâh’ım! Sen’i anmak, Sana şükretmek ve Sana güzelce kulluk etmek husûsunda bana yardım et!» duâsını hiç bırakmamanı tavsiye ediyorum.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 26)
Cenâb-ı Hak İnsan Sûresi’nde;
“İster şükredici ol, ister nankör ol!” (Bkz. el-İnsân, 3) buyuruyor.
Kendi bileceğin iş!.. Fakat cehenneme bir an dayanmaya gücün var mı?
Allâh’ın, kerem yani cömertlik sahibi olduğunu bildirmesi, bize de ilimde, insanlığa faydalı olmayı gaye edinmemizi telkin etmekte. Mahlûkāta Hâlık’ın şefkat nazarıyla bakış tarzı kazanmamızı arzu etmekte.