Hangi İlim İnsana Fayda Sağlar?
Hangi ilim insana fayda sağlar?
İlim, eşyanın bilgisini zihne depolamak değildir. Yaşanmayan ilim, âyet-i kerîmede buyrulduğu üzere “kitap yüklü merkep misâli” (el-Cum’a, 5.) mânâsız bir hamallıktır.
Dünyevî bilgiler mârifetullâhʼa basamak olacak. Böylece kalp;
Eserden Müessir’e, sanattan Sanatkâr’a, sebepten Müsebbib’e ulaşarak Hakk’a yakınlıkta mesâfe alacak.
Yani ilim, kişiyi hakka, hakîkate, fazîlete, takvâya, sâlih amellere sevk ediyorsa ilimdir. Yoksa Şeytan’da da ilim vardı, Kârun da ilim sahibiydi. Fakat ilim, onların benliğini palazlandırdı. Onları dehşetli bir kibir ve gurura sürükledi.
Zihnî bilgilerin kalben hazmedilmesi zarurîdir. Kalben hazmedildiği zaman ilâhî muhabbet meydana gelir. Muhabbetin seviyesine göre de o kulda, aşk-ı ilâhî hâsıl olur. Bütün Hak dostlarının fârik vasfı buradan gelmektedir.
Dolayısıyla ilim tahsilinde;
–Dünya ve âhiret,
–Madde ve mânâ,
–Akıl ve kalp dengesi iyi gözetilecek.
Evlâtlarımız, meslekî eğitimlerini en güzel şekilde alıp dünyadan nasiplerini unutmamakla birlikte, mânevî değerlerini de en güzel şekilde kazanarak, yolcusu oldukları âhirete hazırlanacak.
Fazîlet ve takvâ ehli, gönülleri mârifetullah ve muhabbetullah ile müzeyyen, sâlih, edepli, hakşinas, vicdanlı, ahlâklı, istikâmet ehli hoca efendiler, muallimler, doktorlar, mühendisler, işçiler, işverenler, memurlar, idâreciler olarak yetişecek.
Unutmayalım ki bir kul, çantasını diploma tomarlarıyla doldurmuş, fakat Allahʼtan gâfil yaşıyorsa, zifirî karanlık içinde kalmış bir câhil gibi hüsranda demektir!
Meselâ kimi nâdanlar;
“‒Edison elektrik ampulünü buldu, insanlığa yaptığı bu büyük hizmetten dolayı Cennetliktir.” diyorlar.
Hâlbuki Cenâb-ı Hakkʼın;
“Sen bir keşif yaparsan Cennetʼe girersin…” diye bir vaadi bulunmuyor.
Cenâb-ı Hak; rızâsını kazanıp Cennetʼe girebilmenin, ancak îmanla mümkün olacağını bildiriyor.
Dolayısıyla hiçbir dünyevî ilim veya keşif, Allâhʼı bilme ve Oʼnu kalben tanıma hususundaki cehâletin getireceği kötü âkıbeti bertaraf etmeye yetmez.
Atâullah el-İskenderîʼnin şu niyâzı, bu hakîkati ne güzel hulâsa ediyor:
“Yâ Rabbi! Sen’i bulan neyi kaybetti? Sen’i kaybeden neyi buldu?..”
Kaynak: Osman Nûri TOPBAŞ, Rasûlullah Efendimizʼden Eğitim Düsturları, Erkam Yayınları