Hak Dostlarının En Bariz Özelliği
Ahlâkî vasıflar içinde, Hak dostlarının en bariz husûsiyeti nedir? Hazret-i Mevlânâ kendisine çarpan sarhoşa nasıl muamele ediyor?
Ahlâkî vasıflar içinde, Hak dostlarının en bariz husûsiyeti, bütün varlığa şefkattir:
ENGİN MERHAMET
Bir gün Mevlânâ dergâhında semâ ve zikir icrâ edilirken, oraya bir sarhoş çıkagelir. O da kendince bu zikre iştirak eder. Fakat hem semâ usûlünü bilmediğinden hem de aklı yerinde olmadığı için rastgele döner. Hattâ bir-iki sefer Hazret-i Mevlânâ’ya çarpar. Bunun üzerine birkaç canı tez derviş dayanamaz ve;
“–Bu sarhoşun bu mübârek mecliste ne işi var? Atalım şunu dışarı!..” diyerek sarhoşu zorla dışarı çıkarmak isterler.
Hazret-i Mevlânâ derhâl müdahale eder ve şöyle der:
“–Dokunmayın garibe! Görüyorum ki; şarabı o içmiş, fakat siz sarhoş olmuşsunuz!..”
Çünkü Hazret-i Mevlânâ’nın nazarında o sarhoş; hakikati aramak için dergâha sığınan kalbi yaralı, kanadı kırık bir kuş gibidir. Hazret-i Pîr ise, yarasını incitmeden onu gönül sarayında tedavi edebilmek derdindedir.
Yine bir defasında Mevlânâ Hazretleri, etrafıyla beraber Ilgın Kaplıcaları’na gider. O anda havuzda cüzzamlı hastalar vardır. Hamam sahibi onları dışarıya çıkarmak için telâşa kapılır. Fakat Mevlânâ Hazretleri, bu hâle mânî olur. Hiç düşünmeden kendisi de cüzzamlıların olduğu havuza girer.
Bu merhamet ve tevâzu karşısında cüzzamlılar feryât ederek ağlamaya başlarlar. Bu hâli seyredenler de; bu Muhammedî ahlâk, bu üsve-i hasene karşısında kendilerinden geçerler.
Hak dostlarının engin bakışları, elbette sadece dünya ufkuna bakmaz. Onlar ümmet-i Muhammed’in ve bütün insanlığın ebedî kurtuluşu için çırpınırlar. Gaflet ehlinin yeniden hidâyet yolunu tutabilmesi için, onlara müsamaha ve rahmet üslûbuyla yaklaşmak gerekir. Ölçüsüz sert ve korkutucu bir üslûp, onları daha fazla uzaklaştırır.
Ebû Saîd bin Ebu’l-Hayr’a ait olmasına rağmen, Hazret-i Mevlânâ’ya izâfe edilen bir şiir vardır:
“Gel! Gel! Ne olursan ol, yine gel!
Kâfir, mecûsî veya putperest olsan da gel!
Bizim dergâhımız (olan İslâm), ümitsizlik dergâhı değildir.
Yüz kere tevbeni bozsan, yine de gel!..”
Bu mısralar; Hazret-i Mevlânâ’nın insana bakış açısını çok güzel hulâsa etmesi sebebiyle, zaman içinde kendisine izâfe edilmiştir.
Buradaki davet; hidâyete, tevbeye, İslâm’ın güzelliklerini yaşamaya davettir. Cennete davettir.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Aralık, Sayı: 250