Hak Dostları Enaniyetten Kurtulmak İçin Neler Yapmışlardır?

İbadet Hayatımız

Hak dostları enâniyetten kurtulmak için neler yapmışlardır? Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri, Yûnus Emre Hazretleri, Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri gibi öncülerin izlediği adımlar nelerdi?

Hak dostları; evvelâ kendilerini enâniyetten kurtaracak adımlar atmışlardır.

Yûnus Emre Hazretleri, hiçlik içerisinde dergâha yıllarca odun taşımıştır.

Nefsinin itirazına kapılıp dergâhı terk edince; bir îkāz ile kendine gelip geri dönmüş, üstâdı Tapduk Emre’nin; «Bizim Yûnus!» deyip bağrına basmasına kadar eşiğe başını koyup hiçlik ve teslîmiyet göstermiştir.

Bu seviyeden geçince; lisânından, asırlardır gönülleri irşâd eden sehl-i mümtenî şiirler dökülmeye başlamıştır.

Aziz Mahmud Hüdâyî, mâneviyat yoluna girmek için Üftâde Hazretleri’ne intisâb edince; koskoca Bursa kadısı olduğu hâlde, makam ve mevkiini terk etmek, dergâhta tuvaletleri temizlemek, kaftanıyla çarşılarda ciğer satmak gibi nefse ağır gelen ve enâniyeti eriten terbiyelerden geçirilmiştir.

Ancak, bu merhalelerden geçtikten sonra irşad makamına geldiğinde, cihan padişahlarına yön veren büyük bir pîr olmuştur.

İlimdeki derecesinden dolayı Şemsü’ş-Şümûs / Güneşler Güneşi diye anılan Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri de; altı aylık yolu aşıp Hindistan’a gidince, mürşidi Abdullah Dehlevî Hazretleri tarafından tuvalet temizliğine, kuyudan su taşıma vazifesine verilmiş, bu vazifelerde şöhret ve ilmî mertebenin enâniyete verebileceği tesirlerden kurtulduktan sonra kısa sürede mâneviyat yollarında mesafe katetmiştir. Çok sayıda halîfe bırakan, geniş bir coğrafyayı irşâd eden bir Hak dostu olmuştur.

Şâh-ı Nakşibend’in seyr u sülûkü de aynı şekilde başlamıştır. Üstâdı Emîr Külâl Hazretleri, bakım ve temizlik vazifeleri vermişti. Yıllarca hasta ve muzdarip insanlara, yaralı hayvanlara hizmet etti ve hattâ insanların geçeceği yolları temizledi. Nâil olduğu mânevî dereceleri, Muhammed Bahâüddin Hazretleri, en çok bu hizmetlerin feyzi olarak gördüğünü bildirirdi.

Tevâzu içinde dâimâ şöyle derdi:

Âlem buğday ben saman,

Herkes yahşi ben yaman!

Mevlânâ Hazretleri, benliğin Hak yolunda nasıl bir engel olduğunu şöyle ifade eder:

“Her kim ki, Hak kapısında «ben» ve «biz» diyecek olursa, o kimse «لَا» (yani red) vâdisinde dönüp dolaşıyor demektir. Öyle olanlar, dost kapısından alınmazlar.”

Hazret-i Mevlânâ nefs tezkiyesinin zorluğu ve ehemmiyeti hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Put kırmak kolaydır, hem de pek kolay (bir baltayla toz duman edersin), fakat nefis putunu kırmayı kolay sanmak, cehâlettir, cehâlet! (Zira o hileleri ile bir tilki misâli kendini gizler de kıracağın nefs putunu göremezsin!)”

Ey kardeş! Sen Allâh’ın emrine ve azîz Peygamberimiz’in sünnetine uy da, ten Ebû Cehl’inden ve nefsânî isteklerden kurtul…”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Aralık, Sayı: 250