Anne ve Baba, Çocuklarına Mal Paylaştırırken Eşitliğe Riayet Etmek Zorunda Mıdır?

Sorularla İslam

Anne ve baba, çocuklarına mal paylaştırırken eşitliğe riayet etmek zorunda mıdır? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Eşitlik kelimesi çok karmaşık bir kelimedir. Çünkü eşitlik neye göre eşitliktir? Kâinatta tam anlamıyla eşit olan hiçbir şey yoktur. Mesela ikiz kardeşleri düşünün: Bunlar bile birbirine tam olarak eşit değildir. Akli melekeleri aynı değildir, fizyolojik yapıları aynı değildir, kazançları aynı değildir. Dolayısıyla “eşitlik” yerine “adalet” kelimesini tercih etmek çok daha doğru bir yaklaşımdır.

Anne baba, evlatları arasında hediye verirken veya mal mülk bağışlarken adaleti gözetmelidir. Adaletten maksat şudur: Mesela bir çocuğun kalıcı bir hastalığı vardır, sakattır, bakıma muhtaçtır ve kendi işini göremiyordur. Hayatta kalabilmesi ve insanca yaşayabilmesi için daha fazla desteğe ihtiyacı vardır. Diğer çocuk ise sağlıklıdır, güçlüdür, çalışıp kazanabilecek durumdadır. Şimdi bu iki çocuğa da mesela 500.000 lira vermek eşitlik olur ama adalet olmaz. Adalet, zayıf olanın daha fazla korunup kollanmasını gerektirir.

Ancak mirasa gelince, Cenâb-ı Allah bu taksimi bizzat kendisi belirlemiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de miras taksimi ayrıntılı şekilde bildirilmiş ve erkek çocuğun, aile sorumluluğu yüklenmesi sebebiyle kız kardeşine göre iki pay alacağı beyan edilmiştir (en-Nisâ, 4/11). Bunun sebebi, erkeğin kadının nafakasını, barınmasını ve temel ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olmasıdır (en-Nisâ, 4/34).

Âlimlerimiz der ki: Bir kimse, hayattayken çocuklarına geçici hediyeler veriyorsa –birine bir elbise, diğerine bir ayakkabı almak gibi– bunda mutlak eşitlik şart değildir. Çünkü bunlar günlük ihtiyaçlara göre değişir. Ancak kalıcı bir mal veriliyorsa, yani birine ev, diğerine araba gibi bir mülk bağışlanıyorsa, bu artık miras mahiyetine yaklaşır.

Bu konuda âlimler arasında iki görüş vardır. Bir kısım âlimler, “Hayattayken verilen büyük mallar, ileride doğacak ihtilafları önlemek için miras ölçüsüne göre verilmelidir; yani erkeğe iki, kıza bir oranı gözetilmelidir” demiştir. Çoğunluk âlimler ise “Hayattayken verilen bağışlarda kız ve erkek çocuklara eşit davranmak daha uygundur” demiştir. Hatta bazı âlimler, tarihî şartlar ve kız çocuklarının daha kırılgan olması sebebiyle, kız çocuklarının biraz daha gözetilmesini daha doğru bulmuşlardır.

Resûlullah ﷺ bu konuda çok açık bir uyarıda bulunmuştur. Kendisine çocuklarından sadece birine hediye veren bir sahâbî geldiğinde şöyle buyurmuştur:

“Allah'tan korkun ve çocuklarınız arasında adaletli olun” (Müslim, Hibe,13-14)

Başka bir rivayette ise:

“Bu tür bir ayrımda ben şahit olmam.” buyurarak adaletsiz hediyeyi reddetmiştir (Sahih-i Müslim - 1623)

Dolayısıyla bir Müslüman, çocuklarına hayattayken mal verecekse, bunu kızına da oğluna da genel olarak eşit şekilde verebilir. Ancak çocuklardan birinin özel bir ihtiyacı varsa –mesela ciddi bir hastalığı, tedavi masrafı veya bakıma muhtaçlığı varsa– ona daha fazla verilmesi adalete uygundur.

Sonuç olarak anne baba, çocuklarının maslahatını gözetmeli ve aralarında sevgiye dayalı bir ayrım yapmamalıdır. Elbette bir insan bir evladına daha fazla meyledebilir; sevgi kalbin işidir. Fakat bu sevgi, davranışlarda ve maddî tasarruflarda adaletsizliğe dönüşmemelidir. Birine verip diğerini mahrum bırakmak, haklı bir gerekçeye dayanmıyorsa büyük bir vebaldir. Bu yüzden Müslüman, çocukları arasında her zaman adaletle hareket etmelidir.