“Allah’ı Zalimlerin Yaptıklarından Habersiz Sanma” Ayeti

İbadet Hayatımız

Mazlumun duasının tesiri nedir? Zulmün karşılığı ne olacak? Ayeti nasıl anlamalıyız?

Bir şeyi kendisine ait olmayan yere koymak anlamındaki zulüm kelimesi, terim olarak sınırları çiğneme, batıla sapma, haksızca başkasını zarara sokma vb. anlamlarda kullanılır.

Allah Teâlâ bizlere zulmü yasaklamış, adaletli muamelede bulunmayı emretmiştir. “Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.” (İbrâhim, 14/42) ayetiyle de zalimlerin işledikleri zulmün karşılıksız bırakılmayacağını vadetmiştir.

Bu ayet, zalimler için bir uyarı ve tehdit içermektedir. Bu tehdidi dikkate almayan zalimler, dünya ve ahirette huzur bulamayacaklardır. Yaptıklarının karşılığı olarak dünyada rezilliğe ahirette ise azaba uğrayacaklardır. “Zulüm, zalim için kıyamet gününde zifiri karanlık olacaktır.” (Buhârî, Mezâlim, 8) hadisi ile de Hz. Peygamber zalimlerin ahiretteki durumlarına işaret etmiştir. Bu sebeple zulme engel olmaya çalışmak ve zalimin karşısında yer almak Allah’a olan imanımızın bir gereğidir.

AYETİN TEFSİRİ

"Rasûlüm! Sakın, Allah’ı zâlimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları cezalandırmayı, dehşetten gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne ertelemektedir." - İbrahim 42

Allah Teâlâ her şeyi bilir ve her şeyden hakkiyle haberdardır. Dolayısıyla zâlimlerin yaptıklarından da asla gâfil değildir. Fakat onlara mühlet vermektedir. Ancak onlara mühlet vermesi ve helaklerini ertelemesi, onların yaptıkları zulümlere razı olduğundan veya onları hemen cezalandırmaktan âciz olduğundan dolayı değildir. O’nun hilim üzere cereyân eden ilâhî âdeti, hemen cezalandırmama ve mücrimlere bir süre mühlet verme şeklinde tecelli etmektedir. Böylece onlara tevbe imkânı tanımaktadır. Eğer tevbe etmezlerse zaten âhirette onlara hak ettikleri cezayı vereceğinde şüphe yoktur.

Âhiret, son derece korkulu ve dehşet dolu bir gündür. O gün gözler dehşetten dışarı fırlayacak ve öylece donakalacaktır. Kâfirler, zâlimler ve mücrimler başlarını dikerek münâdinin çağırdığı istikâmette koşacaklardır. Bakışlarını, başka şeyler bir tarafa, kendilerine bile çevirecek halleri olmayacaktır. Göz kapaklarını kapatamaz, hareket ettiremez bir halde, gözleri açık ve donakalmış bir vaziyette, hiçbir şeye dönüp bakmadan öylece koşacaklardır. Kalpleri de bomboş olacaktır. Aşırı korkudan dolayı kalpleri kırık, yıkık, paramparça olacak; orada fayda verecek hiçbir fikir, hiçbir düşünce kalmayacaktır.

Bu âyetler, peygamberimiz ve mü’minlere tesellî, mazlumlara tâziye, zâlimlere ise büyük bir tehdittir. (Prof. Dr. Ömer Çelik Tefsiri)

Kaynak: Diyanet Haber