10 Muharrem'in Önemi Nedir ve Aşure Günün Neler Yapılmalıdır?

İbadet Hayatımız

Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure Günü'nün manevi önemi nedir ve bu mübarek gün nasıl ihya edilmelidir? Hicri takvimin başlangıcı sayılan Muharrem ayında oruç tutmanın ve bu zaman dilimini bir yenilenme fırsatı olarak değerlendirmenin hikmeti nelerdir? Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, bu önemli günlerde kültürel kimliğimizi korumanın ve manevi kazanımlar elde etmenin yollarını anlatıyor.

Yarın inşallah Muharrem ayının 10'unu idrak edeceğiz. Bugün ayın 9'undayız. 9'unu 10'u veya 10'unu 11'i oruçlu geçirmek, Hazreti Peygamber aleyhissalatu vesselam efendimizin bize, ümmet-i Muhammed'e tavsiyelerinden biridir. 

Haram Aylara Verilen Önem

Muharrem ayı, Cenabı Allah'ın haram kıldığı ayların hicri takvime göre ilkini teşkil ediyor. Gerçi efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın yaşadığı dönemde, hayatında henüz hicri takvim kullanılmıyordu. Hicri takvim, Hz. Ömer (r.a.) zamanında kullanılmaya başladı. O zamana kadar bilinen, Romalıların takvimi vardı; biz onu bugün miladi takvim olarak biliyoruz ve kullanıyoruz. Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın zamanında Araplar, birtakım önemli hadiseleri bir köşe taşı olarak kullanıyorlardı. Nitekim önemli hadiselerden bir tanesi fil hadisesidir; Kur'an-ı Kerim'de de adına bir sure vardır (Fil Suresi). Ebrehe denilen bir müşrik, Yemen'den kalkıp Kabe-i Muazzama'yı yıkmak için Mekke'ye kadar geliyor. Bu hadiseye fil hadisesi deniyor çünkü ordusunda o güne kadar Arapların bilmediği bir savaş aracı olarak, taşıma aracı olarak filler kullanılıyor. Bundan dolayı Araplar; fil hadisesinden 40 gün sonra, 10 gün sonra, 1 yıl sonra, 3 yıl sonra veya önce diye tarih düşüyorlardı. Ama bu aylar biliniyordu. Yani bu aylar 12 ay olarak Cenabı Allah Kur'an-ı Kerim'inde, gökler ve yerler yaratıldığından beri Allah ayları 12 ay olarak tespit etmiştir (Tevbe Suresi, 36. Ayet). Bunlardan dört tanesi 'minha hurum' hürmete layık olan haram aylardır; bunlara haram aylar deniliyor. Bunlar peş peşe gelirler: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem. Bir de Receb-ül Fert olan Recep ayı vardır, o üçünden ayrı geldiği için ona Receb-ül Fert denilmiştir.

Bu aylara hürmet gösterilmesi, bu ayların saygınlığının korunması dinimizde talep edilir. Ondan önce de Arap toplumunda bu aylar saygın olarak bilinirdi çünkü nihayetinde özellikle de Kabe-i Muazzama'da varlığını sürdüren Arap toplumu, İbrahim aleyhisselam'ın ve İsmail aleyhisselam'ın orada ilk yerleşimi kurmasından beri varlığını sürdürüyordu. Binaenaleyh İbrahimi dinin, tevhid dininin birtakım kalıntıları hala gelenek-görenek olarak onlarda devam ediyordu. Savaşlar, kavgalar vesaireler bu aylarda kesilirdi. Bu aylarda savaş çıkartmak, kavga etmek yasak olarak kabul edilirdi.

Hazreti Peygamber aleyhissalatu vesselam efendimiz de bunun Allah'ın bir emri olduğunu beyan ederek böylelikle devam etmesini sağladı. Bugün kullandığımız hicri takvime göre Muharrem, senenin ilk ayı ama bu haram ayların, peş peşe gelen üç haram ayın üçüncüsü olarak karşımıza çıkıyor. Bu ayları iyi değerlendirmek gerekiyor. Özellikle de Muharrem ayının ilk 10 günü çok önemli olarak kabul ediliyor. Kur'an-ı Kerim'de geçen 10 gece, 10 gün ifadelerinden (Fecr Suresi, 2. Ayet) Muharrem'in ilk 10 gününün zikredildiği yönünde birtakım alimlerimizin görüşleri var.

Peygamber Efendimizin (s.a.v) Oruç Tutmayı Tavsiye Ettiği Gün

Her halükarda Muharrem'in 10. günü, Hazreti Peygamber aleyhissalatu vesselam efendimizin bize oruç tutmayı tavsiye ettiği bir gündür. Çünkü bu gün birçok peygamberin birçok ilahi ikrama, lütfu ilahiye mazhar oldukları bir gündür. Binaenaleyh Musa aleyhisselam'ın kurtulması da bugün de olmuştur. Efendimiz aleyhissalatu vesselam, o peygamberlerin bu günde nail oldukları nimetlerin bir hatırası olarak bugünü oruçlu geçirmeyi bize tavsiye edince ve peşinden de Yahudilerin bugünü oruçla geçirdikleri söylenince; efendimiz aleyhissalatu vesselam onlara benzememek için, yani ibadetlerde bile Müslüman olmayanlara benzememe hassasiyetini göstermek adına; 'Madem onlar sadece 10'unu tutuyorlar, biz 9'la 10'unu veya 10'la 11'ini tutalım. Bir gün daha ilave edelim, böylelikle onlara benzememiş olalım' mahiyetinde bize iki gün oruç tutmamızı tavsiye ediyor (Buhari, Savm 69; Müslim, Siyam 127).

Buradan anlıyoruz ki Yahudilere, Hristiyanlara ve Müslüman olmayan topluluklara benzememe bizde temel bir kriterdir. Eğer onlarla bir benzeşme söz konusuysa bizim mutlak surette kendimize ait, kendi medeniyetimizi simgeleyen bir şekilde onlara karşı bir ayrıcalığı ortaya koymamız gerekiyor. Çünkü 20. yüzyılın mütefekkirlerinden Aliya İzzetbegoviç'in bir sözünü söylerler: 'Savaş yenilince değil, düşmana benzeyince kaybedilir.' Hakikaten eğer düşmana benzemeye başlamışsanız; giyiminizde, kuşamanızda, oturmanızda, kalkmanızda, ibadetlerinizde, sosyal hayatınızda, kültürel hayatınızda artık siz onları savaş meydanlarında yenseniz de bunun hiçbir ehemmiyeti yoktur. Nitekim gelmişler Moğollar Şam'ı yakmışlar, yıkmışlar, Irak'ı yakmışlar, yıkmışlar, Bağdat'ı taş üstüne taş koymamışlar. Fırat ve Dicle nehirleri rivayetlere göre günlerce kitap mürekkebi ve insan kanı olarak akmış. Ama aradan 60-70 sene, bilemediğiniz bir asır geçtikten sonra Müslüman olmak zorunda kalmışlar çünkü hakim kültür, hakim medeniyet İslam medeniyetiydi. 

İbadetler de Bile Onlara Benzememeliyiz

Bugün bakıyorsunuz, iktidar olduğunuzu düşünüyorsunuz; hem ülkemizde hem dünyanın farklı yerlerinde Müslüman devletler var diyorsunuz, iktidarda Müslümanlar var diyorsunuz ama kültürel sömürge o kadar sinelere yerleşmiş ki; onların adetleri, gelenekleri, görenekleri, hayat tarzları maalesef toplumumuzun her yönüne sirayet etmiş durumda. Oysa ibadette bile onlara aykırı davranmak, onlarla aynı görünmemek, farklı bir çehre, bir ayrıcalık ortaya koymak bizim mecburiyetimiz. Bu yönüyle efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın bize sünneti olan Muharrem'i; eğer bugün oruçluysak yarın da oruçlu geçireceğiz. Yok eğer bugün oruç tutmamışsak yarın; perşembe-cuma veya cuma-cumartesi gibi iki gün oruçlu geçirmek suretiyle bu sünneti idrak etmiş olacağız inşallah. Bunun haricinde efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın bu ayda oruç tuttuğuna dair rivayetler var. Ama her ayın özellikle de pazartesi, perşembe bir de eyyam-ı biyd yani ak günler; 13, 14, 15'i günü ayın tepede olduğu, dolunay olarak olduğu, geceyi aydınlattığı günleri oruçlu geçirmek bizim genel olarak bir Müslümanın her ayda yapması gereken oruç ibadeti ile ilgili meselelerdir. 

Fırsat Olarak Verilen Kıymetli Vakitler

Bunların haricinde de efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın hadislerinde bu günlere dair, bu mevsimlere dair 'doğrudan şu ibadeti yapın' yönünde sahih kaynaklarımızda bir rivayete rastlamıyoruz. Ama bu günler başta da söylemeye çalıştığımız gibi Cenabı Allah'ın değer verdiği, hürmetli gördüğü, saygın görülmesini istediği günler olduğu için birtakım amelleri bu dönemlerde, bu mevsimlerde daha fazla yapmaya gayret ederiz. Keyfiyet olarak değil, kemmiyet olarak. İşte gece namazlarına daha yoğun, Kur'an tilavetine daha yoğun bir ivme vermeye çalışırız. Böylelikle her zaman diliminde olduğu gibi bu zaman dilimini de değerlendirmiş oluruz. Bu münasebetle müsaadeniz olursa şöyle bir kanaatimi değerli takipçilerimizle paylaşmak isterim: Cenabı Allah bazen zaman dilimlerine, bazen birtakım bölgelere, mekanlara olağanüstü birtakım ayrıcalıklar bahşediyor. Bunlar Müslümanların bu zamanları, bu mekanları bir fırsat olarak değerlendirip orada hayatları ile ilgili sürekliliği ifade eden birtakım değişiklikleri yapmalarına fırsat olarak kendilerine veriliyor. 

Yoksa işte diyelim ki Kadir Gecesi, değil mi? Hani bazı gecelerle ilgili, bazı zaman dilimleriyle ilgili 'yok hadis sahihti değildi' diye birtakım tartışmaları zaman zaman dolaşıyor. Ama Kadir Gecesi ile ilgili böyle bir tartışma yok; Kadir Gecesi'nin 1000 aydan daha hayırlı olduğunu Kur'an-ı Kerim ifade ediyor (Kadir Suresi, 3. Ayet). Evet, hangi gece Kadir Gecesi'dir? Bununla ilgili farklı rivayetler var ama nihayetinde Kadir Gecesi diye bir gece var ve bu gecede yapılan ibadetler 1000 aydan hayırlı bir ibadet olarak karşımıza çıkıyor. Ama bugünü yani bu geceyi 7/24 ibadetle geçirelim, ondan sonra sene boyu yatalım diye bir şey yok. Aksine bu geceleri birer fırsat olarak bilmek; efendim umre ziyareti yaptık, Kabe-i Muazzama'yı ziyaret ettik, Medine-i Münevvere'ye gittik, Kudüs'e, Mescid-i Aksa'yı ziyarete gittik; buraları da bir başlangıç olarak görüp oralarda kendi hayatımızla ilgili sürdürülebilir bir süreklilik içerisinde birtakım kararlar almamız uygun olandır, doğru olandır. Rabbim buna bizleri muvaffak eylesin. Bu yönüyle de Muharrem'in 10'u da oruçla başlayan ve yine üzerinde durmamız, düşünmemiz gereken; ben yeni bir hicri seneye başladım, bu yeni hicri senenin de en önemli günlerinden biri Muharrem'in 10'u. Dolayısıyla bugün kötü bir alışkanlığımı terk etmeye, yeni bir güzelliği hayatıma katmaya çalışmaya gayret etmem lazım. Böyle bir muvaffakiyetim olursa bu günü en güzel şekilde değerlendirmiş olurum. Rabbim değerlendirebilmeyi nasip eylesin.

10 MUHARREM AŞURE GÜNÜ OKUNACAK DUA