Yapay Zekâ ve Beyin: Gerçeklik Algımızı Değiştiriyor mu?
Gördüğümüz her şey hâlâ gerçek mi, yoksa yapay zekâ beynimizi yeniden mi şekillendiriyor? Yapay zekâ ve beyin arayüzleri, gelecek nesilleri nasıl etkileyecek; bizden farklı mı düşünecekler?
Edgar Allan Poe Oval Portre isimli eserinde ilginç bir hikâye anlatır: Bir zamanlar oldukça güzel ve neşeli bir kadın işine tutkulu bir ressamla evlenir. Ressam karısına son derece âşıktır ve onun güzelliğini bir tabloyla ölümsüzleştirmek ister. Kadın da kocasına derin bir aşkla bağlıdır ve onun bu isteğini memnuniyetle kabul eder ve hiç şikâyet etmeden saatlerce poz verir. Ressam kendisini işine o kadar kaptırır ki karısının gün geçtikçe solup sarardığını ve güçsüzleştiğini fark etmez. Ressam sonunda tablosunu bitirir ve büyük bir hayranlıkla eserine bakar, sonra da karısına döner ancak iş işten geçmiş ve karısı poz verirken hayatını yitirmiştir. Bu hikâye hayata dair bazı mesajlar verir.
YAPAY ZEKÂ ZİHNİMİZİ VE ALGIMIZI NASIL DEĞİŞTİRİYOR?
Yeni geliştirilen bir yapay zekâ (YZ) modeli üzerinde yapılan çalışmalar oldukça ilginç sonuçlar vermiş. Bu YZ modelinin özelliği beynin ventral akımına göre modellenmiş sanal nöronlardan oluşan yapay bir sinir ağı olarak çalışmasıdır. Ventral akım; beyinde şekillerin algılanması ve nesne tanıma ile ilişkili olan ve inferior temporal kortekse giden yol olarak tarif ediliyor.(2) Bu YZ modeli beynimizin şekilleri ve nesneleri algılarken kullandığı sinir yolunu sanal nöronlar aracılığıyla taklit ediyor ve âdeta beynimiz gibi görüyor.
Yürütülen çalışmada YZ modeli yaklaşık 1,3 milyon görüntüyü tarayarak “görmeyi” öğrenmiş. Daha sonra araştırmacılar YZ’ye bazı görüntüler tasarlaması için talimat vermiş ve YZ tarafından tasarlanan bu görüntüler kafatasları nöron izleme mikro elektrotları ile donatılmış maymunlara gösterilmiş. Maymunların beyinlerindeki ilgili nöronlar YZ tarafından oluşturulan görüntülere gerçek dünyadaki nesnelerin görüntülerinden yaklaşık %40 daha fazla tepki vermiş. Bir diğer ifade ile geliştirilen YZ modeli beynin görme sistemini taklit ederek taradığı görüntüler üzerinden tasarladığı yeni görüntüler sâyesinde maymun beynindeki ilgili nöronları daha fazla uyararak gerçek ve doğal görüntülerin oluşturabileceği algıdan daha güçlü bir algı oluşturmuş.
Geliştirilen bu YZ modeli beyinle ilgili yeni çalışmalara kapı aralayabilir; insanın nasıl gördüğü daha iyi anlaşılabilir ve geleceğin araştırmacıları, maymunları ve fareleri bırakıp bunun yerine yapay zekâların içindeki sinirsel gelişmeleri araştırabilir. Hatta beyni taklit edebilecek şekilde geliştirilecek YZ modelleri sayesinde rüya üzerine deney yapmak bile mümkün olabilir.
Tabiat manzaralı bir resme baktığımızda içimizde bazı güzellikler uyanır ve o manzaranın gerçeğini görmeyi arzularız. Resim gerçeğini yansıtan sâdık bir kopyadır. Geliştirilen teknolojiyle bu rabıta bozulur. Sinema, TV ve internet üzerinden üretilen görseller gerçeklik algımızı etkiler. Bugün gelinen noktada ise YZ ile üretilen görseller gerçeklik algımızı kökten değiştirme potansiyeline sahip.
İnsan dünyada hakikati aramak üzere bir kemâlat serüvenine namzet iken artık hakikatin/gerçeğin önündeki perdeler gittikçe kalınlaşıyor. Üretilen yapay uyaranlar doğal uyaranlara karşı tepkimizi azaltıp güzellik anlayışımızı değiştirme tehdidi taşıyor. Bunun sonucunda neyin gerçek ve anlamlı olduğuna dair soru sormayı bırakabilme ihtimalimiz var. Beynimiz zamanla optimize edilmiş sinyallere göre yeniden şekillenecek ve doğal uyarıcılar artık tatmin etmez hâle gelecek. Böylece gerçeklik önemsizleşecek, derin bir anlam arayışı değil algoritmik zevk ön plana çıkacak ve sanal hazlar gerçek ilişkilerin yerini alacak. Poe’nun hikayesinde olduğu gibi surete, yapay ve sanal olana kapılıp hakikati/gerçeği ıskalayabileceğiz. Bir gün hakikat nedir diye soru soracak mecâli kendimizde bulsak bile iş işten geçmiş, hakikati çoktan kaybetmiş olacağız.
Kaynaklar:
- Ventral Stream, https://l24.im/HgP4eAc, Erişim: 13.08.2025
- Maria Temming, https://l24.im/pyl1zqx, Erişim: 13.08.2025
Beyin Bilgisayar Arayüz Teknolojileri
İnsanlık ilk zamanlardan beri alet yapabilme ve kullanabilme becerisi sâyesinde sınırlarını zorlamıştır. Diğer canlılar da ilkel düzeyde alet kullanabilmesine rağmen sâdece insan aklı sâyesinde büyük bir ilerleme kaydedebilmiştir. Bugünkü teknolojik gelişmeyi düşündüğümüzde bu ilerlemenin boyutunu daha iyi idrak edebiliriz. Son zamanlarda özellikle genetik, yapay zekâ vb. alanlarda yaşanan önemli gelişmeler bu ilerlemeyi çok daha farklı boyutlara taşıyacak gibi görünüyor.
Beyin bilgisayar arayüz teknolojisi de (yâni insan beynine çip takılması) bu önemli gelişmelerden bir tanesi. Bu teknoloji beyindeki elektriksel sinyallerin algılanması ve bu sinyallerin bilgisayar veya başka bir cihazla iletişim kurmak için kullanılmasına dayanır. Bu alanda ilk olarak İspanyol nörobilimci José Delgado 1950’li yıllarda bazı çalışmalar gerçekleştirir. Delgado geliştirmiş olduğu ‘stimoceiver’ isimli implant sayesinde denek hayvanların beynine elektrik sinyali göndermiş ve beynin farklı bölgelerini uyarabilmiştir. Hatta 1963 yılında gerçekleştirdiği bir deneyde bir boğanın beynine yerleştirdiği stimoceiver implantı sayesinde elinde tuttuğu kırmızı pelerine doğru gelen boğayı implantı aktif ederek durdurmayı başarmış.(1) İlerleyen zamanlarda daha gelişmiş implantlar insanlar üzerinde denenmiş. 2000’li yılların başlarında BrainGate projesi kapsamında yapılan bir çalışmada omuriliği zarar görmüş felçli bir insanın beyin motor korteksine nöromotor protez yerleştirilmiş ve daha önce hareket edemeyen hasta implant sayesinde düşünce gücüyle bilgisayar imlecini hareket ettirebilmiş.(2)
Son zamanlarda ise Elon Musk’un başlatmış olduğu Neuralink projesi ve diğer bazı kuruluşların yapmış olduğu çalışmalarla beyne yerleştirilebilen çip teknolojisi bir süredir tekrar gündemde. Neuralink projesinde üretilen ve 2024 yılında ilk insan denemesi yapılan kablosuz çip eşzamanlı olarak beyindeki nöronlar tarafından üretilen elektrik sinyallerini kaydedip bu sinyalleri bir bilgisayara göndermiş. Bilgisayar yardımıyla sinyallerin içerdiği bilgiler çözülmüş ve hasta çip sayesinde eşzamanlı olarak akıllı telefon ve bilgisayar gibi teknolojileri düşünce yoluyla kontrol edebilmiş. İnsan saçından daha ince mikro iğnelere sahip olan çip insan beynindeki nöronlara zarar vermeden bir ameliyat robotuyla yerleştirilebilmektedir.(3,4)
Neuralink projesinin öncelikli hedefi felçli ve diğer nörolojik rahatsızlığı olan hastalar olsa da ilerleyen zamanlarda yapay zekâ ile insan beyninin birleştirilmesi hedefleniyor. Bu şekilde insanın bilişsel yeteneklerinin arttırılarak makinelerin gerisinde kalmayacağı hesap ediliyor. Ancak manzara her ne kadar toz pembe görünse de insan beynine yerleştirilen çipler konusunda bazı ciddi endişeler bulunuyor. İnsan beyninin sürekli yapay zekâya bağlı olması bilişsel yetenekleri köreltebilir. Beyin verileri üçüncü kişilerin ellerine geçebilir. İnsan beyninin yapay zekâ ile birleştirilmesi bireylerde kimlik krizine neden olabilir. Bu tür teknolojilere sâdece zengin insanların erişebilecek olması eşitsizliğe neden olabilir. Bilim kurgu filmi gibi dursa da insanların beyinleri kontrol altına alınabilir. Bu tür teknolojilere sahip olan kötü niyetli kişi/kurum ve kuruluşlar bu teknolojiyi kullanan bireylere olumsuz, yanlış telkinlerde bulunabilir ve sağlıklı düşünmesini engelleyebilir. Ya da kim bilir belki de sâdece şeytan vesvese vermekten yorulmuştur, insan beynine doğrudan müdahale edip insanın iradesini ortadan kaldırmak istiyordur.
Kaynaklar:
- https://l24.im/DqLUG, Erişim:12.08.2025
- Donoghue, P., Neuronal ensemble control of prosthetic devices by a human with tetraplegia, NATURE|Vol 442|13 July 2006
- https://l24.im/TDKCj /, Erişim: 13.08.2025
- https://l24.im/aUVzA, Erişim:13.08.2025
Kaynak: Ramazan Maden, Altınoluk Dergisi, Sayı: 476