Yapay Zekâ Çağı, Transhümanizm ve Kıyametin Ayak Sesleri
Yapay zekânın yükselişi, transhümanizm tehlikesi, dijitalleşen dünyada kıyamet alametleri ve ruhsuz makineler çağında insan kalabilmenin manevî reçetesi.
Başımız ağrıdığında, akşama ne pişirsem derdine düştüğümüzde, çocuğumuzun ödevlerinde, kısacası günlük hayatta pek çok konuda ilk işimiz yapay zekâya koşmak oluyor. Kimseye “Hayır!” demeyip hatır gönül gözeten yapay zekâ asistanımız her sorumuza bir cevap bulup bizi memnun ediyor. Kimi zaman tahlil sonuçlarını yorumlatıp kendimize teşhis koyuyor, kimi zaman özel günlerimiz için kombin yaptırıyoruz yapay zekâya. Hattâ makale, kitap yazdıranları duyuyoruz. Mübârek beldelere gittiğimizde tercüman olmadan yetmiş iki milletle çeviri yapıp konuşabiliyoruz. Her şey parmaklarımızın ucunda...
VİCDANDAN YOKSUN TEKNOLOJİ VE DİJİTAL TEHDİTLER
Peki, anbean yanımızda olan akıllı asistanların güvenilirliğini hiç sorguluyor muyuz? Cebimizde, masamızda taşıdığımız bu akıllı aletler, bir taraftan da bizim sonumuzu hazırlıyor olabilir mi? Kolay ve ücretsiz erişimle bizi kendine alıştırıp bağımlı hâle getirebilir mi? Ya da bizi manipüle ediyor olabilir mi?
Bilgiye erişimin çabuk ve kolay olduğu bu çağ, dengeleri de altüst edeceğe benziyor. Dijitalleşmenin hızına yetişemezken, hazırlıksız yakalandığımız bir alan da burası. Yapay zekânın mâni olunamaz yükselişi, hayatımızı kolaylaştırırken bazı endişeleri de beraberinde getiriyor. Konuya hâkim olanlar, gelecekte kaybolacak mesleklerden ve ortaya çıkabilecek yeni iş kollarından bahsediyorlar. Meselâ yapay zekânın ileride sağlık çalışanlarının yerini alabileceği tahmin ediliyor. Öğretmenlik mesleğinin geleceğini tehdit ettiği de ortaya atılan teoriler arasında…
Kullandığımız program ve akıllı sistemler, bize ait ne varsa bir havuzda topluyor. Tercihlerimiz, zevklerimiz, ilgimizi çeken ya da çekmeyen konular hakkında veriler hazırlanıyor. Akıllı robot teknolojisi sayesinde oluşturulan algoritmalar, kodlar ve taraflı veriler, farkına varmadan bizi hem yönetiyor hem yönlendiriyor.
Yapay zekâ (AI) metin yazımı, görüntü tasarımı, kodlama veya video üretimi yapabiliyor. Bunlar bizim hassasiyetlerimize göre değil, yapay zekânın kodlarına göre hazırlanıyor.
İnsanın yaptığı pek çok şeyi yapan bu akıllı teknoloji, vicdan ve duygu temelinde hiçbir bileşene sahip değil. Empati yapamıyor, diğergâmlık gösteremiyor; cömertlik, merhamet ya da affetme gibi kodlara sahip değil. Vicdan melekesi ve sağduyu yok. İnsanı yeniden kurgulamayı hedeflerken, değerlerinden yoksun bir düzen kuruyor. Duygulardan çok, bedenlerin öne çıktığı asrımızda salt akla hitap ediyor. Tam “İşimiz görüldü!” derken sanal dünyada pek çok dijital ayak izi bırakıyoruz. Misal, dijitale yüklenen fotoğraf ve videolar değiştirilip dolandırıcılıkta kullanılabiliyor. Emniyete yansıyan suç ve şikayetler arasında siber suçların arttığı gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor.
TÜKENEN KAYNAKLAR VE KONTROLDEN ÇIKAN TEKNOLOJİ TEHDİDİ
Geliştirilen 5G teknolojisi bir yandan hayatı ve iletişimi kolaylaştırırken, diğer yandan kaynakları tüketiyor. İklim değişikliğinin konuşulduğu asrımızda, yapay zekânın su kaynaklarını tüketmesi, durdurulamaz bir gerçek. Yapay zekâ mârifetiyle üretilen otonom (sürücüsüz) araçlar, film sektörünün sıkça kullandığı “kıyâmet senaryoları”nı gerçeğe çeviriyor.
İnsan gücü olmadan çalışan bu araç ya da robotlar, kontrolden çıktığında insan neslinin sonunu getirebilir mi acaba? Nitekim teknoloji devi Çin ve Japonya’da sürücüsüz araçların karıştığı zincirleme kazalar, robotların insan kontrolünden çıkıp zarar unsuru hâline gelmesi, beşer yapısı olan her şeyin noksan olduğunu gözler önüne seriyor.
Bilgi ve becerisiyle Tanrı’ya meydan okuyan(!) insanoğlu, kendi eliyle kendine zarar veriyor. Yapay zekânın (AI) insan kontrolünden çıkarak kendi hedeflerini belirlemesi, varoluş ile ilgili en büyük tehdit olarak görülüyor.
TRANSHÜMANİZM: İNSANI PUTLAŞTIRMA SEVDASI VE İBLİS’İN KADİM TUZAĞI
Ütopik ve teknolojik bir hareket olan transhümanizm; insanı, doğayı ve hayatı dönüştürecek teori ve uygulamalara sahip bir harekettir. Transhümanizmin hedefi, hem zekâ olarak hem de beden olarak “insandan üstün, insanımsı varlık” yaratmaktır.
Biyolojik ve bilgi temelli çalışmalara dayanan transhümanizmin ilk aşaması Darwin’in “evrim ve doğal eleme” teorisi; ikinci aşaması DNA ve genetik bilimlerdeki çalışmalar, üçüncü aşaması ise bu ikisine dayanan yapay zekâ çalışmalarıdır.
Yaşlanmaya, hastalığa, biyolojik kusurlara karşı üstün gelme çabası içinde olan insan, “acısız ve mutlu bir varlık kılmak” amacı taşıdığı kendi nesli için “yalıtılmış ve acısız bir dünya inşa etme” gâyesi gütmektedir.
Transhümanist süreç, “yeni insanlık” hedefinde ilerliyor görünse de aslında Firavunlaşma potansiyeli taşımakta, “değiştirilmiş insan” veya “insansız bir dünya inşa etme” peşinde koşmaktadır. Tanrı’yı -güyâ- saf dışı bırakıp insanı yüceltip putlaştırmaya, oradan da “ölümsüzlük” çalışmalarına doğru ilerlemeye çalışmaktadır.
Metropollere hapsedilen insan nesli, önce Tanrı’dan kopup sekülerleşecek, ardından ölümü öldürüp dünyada ebedîleşecektir. Heyhat ki Firavun’a, Nemrut’a, Ebrehe ve nicelerine yâr olmayan bu dünya, pagan oyun kuruculara da mezar olacaktır. Şeytan, bu oyun kuruculara hastalıkları yok etme, yaşlanmayı ortadan kaldırma ve ölümsüzlük iddialarıyla musallat olmaktadır. Nitekim İblis, Cennet’ten kovulduğunda:
“Yemin ederim ki eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan, az bir kısmı dışında, onun neslini peşime takacağım!” (el-İsrâ, 62) diyerek Rabbine isyanda bulunmuştur.
Kendisine dünya hayatı süresince mühlet verilmiştir:
“Haydi, onlardan gücünün yettiklerini sesinle (telkinde bulunarak) çağrınla ayart! Süvarilerinle, yayalarınla onlara karşı ordu topla; mallarına, evlâtlarına ortak ol, kendilerine vaadde bulun. Zaten şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.” (el-İsrâ, 64)
Şeytanın dokunamayacağı zümre, ihlâslı kullar zümresidir:
“Doğrusu Benim (ihlâslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.” (el-İsrâ, 65)
AHİR ZAMAN ALAMETLERİ VE HAKİKİ İLİMDEN UZAKLAŞAN DÜNYA
İçinde bulunduğumuz asırda, bilgiye erişim kolaylaşırken, insanın akletme ve firaset melekeleri ise azalmaktadır. Nitekim kıyâmeti haber veren hadislere bakıldığında; “ilmin azalması”, gerçeğin yerini -bugünün ifadesiyle- “sanal ve yapay zekânın alması” başlıkları dikkati çeker.
Enes -radıyallâhu anh-, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şöyle buyurduklarını haber verir:
“İlmin kaldırılması, cehlin kökleşmesi, şarabın içilmesi ve zinânın çoğalması kıyâmet alâmetlerindendir.” (Buhârî, İlim, 21)
Ebû Hüreyre’nin naklettiği diğer bir hadîs-i şerîfte de bu durum şöyle gözler önüne serilir:
“İlim kaybolmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman kısalmadıkça, herc yani cinayetler artmadıkça ve elinizde mal çoğalıp taşmadıkça kıyâmet kopmaz.” (Buhârî, İstiskā, 27)
Sosyal medyada mantar gibi çoğalan şekilli ama ilimsiz polemik meraklısı din tâcirleri, “Dervişlik olaydı tâc ile hırka” dedirtmektedir. Ruhsuz makinelerin sanalda yaptığı tahribatı, ham sofular gerçek dünyada yapmaktadır.
Hakikî ilim dünyadan yavaşça çekilip alınmakta, liyâkatsiz kişiler popüler olmaktadır. Bu endişe verici döngüden kurtulmanın yolu dîni samimî bir şekilde yaşamaktan, başka bir ifadeyle ihlâsı kuşanmaktan geçmektedir.
Rabbimiz, nefsimizi ve neslimizi, büyük ve küçük kıyamet alâmetlerinden ve kıyâmet çöküşüne âlet olmaktan muhafaza eylesin. Âmîn.
Kaynaklar: Ahmet Dağ, İnsansız Dünya, Transhümanizm, Ketebe, İstanbul, 202; Komisyon, Yapay Zekâ, Transhümanizm ve Din, DİB Yayınları, Ankara, 2022; Heyet, Hadislerle İslâm, DİB Yayınları.
Kaynak: Fatma Çatak, Altınoluk Dergisi, Sayı: 488