Vahiy, Sahâbe Üzerinde Nasıl Bir Tesir Bırakırdı?
Bir sahâbî için yeni inen bir âyetin anlamı neydi, evde ilk sorulan soru neden Kur’ân’dı?
Kur’ân âyetleri, 23 senelik nebevî hayâtı ilmek ilmek dokuyan ilâhî mesajlar sûretinde peyderpey nâzil olmuştur.
VAHYİN SAHÂBEYE TESİRİ
Her nâzil olduğunda da Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i ve O’nun can yoldaşları olan ashâb-ı güzîni, bâzen târifsiz bir sürûra, bâzen dehşete ve her hâlükârda takvâya sevk etmiştir. Allah Teâlâ’dan gelen bu mesajlarla, mü’minlerin mâneviyatları takviye olmuş, azimleri artmış, gönüllerindeki îman muhabbeti ve heyecanı zirveleşmiştir.
Sahâbe efendilerimiz için vahyin nüzûlü, gökten inen ve tadına doyum olmayan, ilâhî bir ziyâfet sofrasıydı. Ne zaman bir âyet nâzil olduğunu duysalar, hemen o ilâhî ziyâfete iştiyakla koşar, büyük bir heyecan içinde; “Acaba Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı nerededir?” suâlinin cevabını, yeni gelen tâlimatlardan öğrenmeye çalışırlardı.
Müfessir Abdülhamid Keşk der ki:
“Bir sahâbî, (akşam) evine geldiğinde hanımı ona ilk önce şu iki suâli sorardı:
«–Bugün Kur’ân’dan kaç âyet nâzil oldu?»
«–Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hadislerinden neler ezberledin?..»” (Fî Rihâbi’t-Tefsîr, I, 26)
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 2, Erkam Yayınları