Sübhanallah Ne Demek? Anlamı ve Fazileti Nedir?

NE NEDİR?

Sübhanallah ne demektir? Anlamı ve fazileti nedir? Dr. Adem Ergül anlatıyor...

Sübhanallah, bütün eksik sıfatlardan münezzeh, bütüm kemal sıfatlarıyla muttasıf demektir. Ne demek? Allah'ım sende hiçbri eksiklik yok, ne kadar kemâl varsa ne kadar güzel varsa hepsi senin.

Sübhanallah, Cenab-ı Hakk'ın mahlukatı ve eserleri karşısında duyulan hayret ve taaccübü ifade etmek için söylenir. Cenab-ı Hakk'ın zatında, sıfatında ve ef'alinde bütün kusurlardan münezzehiyetini ifade eder.

Sübhanallah; yaratılan varlıkların, Allah'tan uzak olduğunu ifade eder. Yani; Allah yaratılan hiçbir varlığa, hiçbir şekilde benzemez; ne zatıyla ne esmasıyla ve nede sıfatlarıyla. Yaratan ve yaratılan arasındaki fark kadar birbirinden uzaktır.

SÜBHANALLAH DEMENİN FAZİLETİ NEDİR?

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- şöyle dedi:

Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanların fakirleri Resûlullah’a -sallallahu aleyhi ve sellem- gelerek:

 – Varlıklı Müslümanlar Cennetin yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri alıp götürdüler, dediler. O zaman Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-:

– Hayrola! Onlar ne yaptılar ki?” diye sordu. Fakir muhâcirler:

– Bizim kıldığımız namazı onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Üstelik onlar sadaka veriyorlar, biz veremiyoruz. Köle âzâd ediyorlar, biz edemiyoruz, dediler. Resûlullah, onlara:

 – Sizden önde gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınızı yapanlar dışında herkesten üstün olacağınız bir şeyi haber vereyim mi?” diye sordu.

– Evet, söyle yâ Resûlallah! dediler. Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

– Her farz namazın peşinden otuz üçer defa sübhânallah, Allahuekber, Elhamdülillah dersiniz.” Birkaç gün sonra fakir muhâcirler Resûlullah’a tekrar gelerek:

– Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımız tesbihleri duymuşlar. Aynını onlar da yapıyorlar, dediler. Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu:

 – Ne yapalım! Artık bu Allah’ın bir lutfudur; Allah lutfunu dilediğine verir.” (Buhârî, Ezân 155; Daavât 18; Müslim, Mesâcid 142. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 24)