Şeyh Safiyyüddin Erdebîlî Kimdir?
Safeviyye tarikatının kurucusu olarak tanınan Şeyh Safiyyüddin Erdebîlî kimdir? Hayatı, soyu, tasavvufî eğitimi ve etkileri nelerdir?
Safeviyye tarikatının kurucusu ve Safevî hanedanının manevî öncüsü kabul edilen Şeyh Safiyyüddin Erdebîlî, XIII. yüzyılın sonlarında tasavvuf sahnesinde öne çıkan önemli bir sûfîdir.
ŞEYH SAFİYYÜDDİN ERDEBÎLÎ KİMDİR?
Şeyh Safiyyüddin Erdebîlî’nin asıl adı, İshak b. Cibrîl; künyesi Ebu’l-feth, lakâbı Safiyyüddin, nisbeti el-Kürdî es-Sincânî’dir.1
Erdebîl2 Sûfîleri olarak bilinen “Safevîler”in ilki olan Safiyyüddin, (650/1252) yılında Erdebil’in Kelhoran Köyü’nde doğdu.3 İmam Mûsâ Kâzım neslinden4 ve dolayısıyla Hz. Ali soyundan olduğu rivâyet edilir.5
Türk târihçisi Müneccimbaşı Derviş Ahmed Dede (1113/1702) bu âilenin Azerbaycan’a muhâcereti husûsunda şu bilgiyi vermektedir: “Bunlardan (Mûsâ Kâzım neslinden) ibtidâ Erdebil’e gelen Zerrîn-külâh Fîrûz-şâh olup âbid ve zâhid köşe-nîşîn bir âdem idi. Rengin nam mahâlde fevt olmuştur. Daha sonra oğlu Ivadu’l-havâs, Rengîn’den ayrıldı. Ve Erdebil köylerinden Esferencan’da yerleşti. O, burada ölünce yerine oğlu Muhammed geçti. Bu Muhammed Hâfız da ölünce Kelhoran ahâlîsi oğlu Salâhaddin’e, ondan sonra Emîaüddin’e tâbi’ oldular. Hepsinin kabirleri Kelhoran köyündedir.”6
Müneccimbaşı’nın ifâdelerinden de anlaşıldığı gibi Mûsâ Kâzım neslinden 570/1174 yılında sırma takkesiyle Güney Arabîstan’dan Azerbaycan’a göç edenlerin ilki Fîrû-şah olmuştu.7
Şeyh Safiyyüddin Erdebîlî, bu sülâleden Emînüddin’in yedi oğlundan beşincisi olup ciddî ve yalnızlığı seven bir zât olarak tasvir edilir.8
Safiyyüddin, Erdebil ulemâsı arasında kendi temâyülüne uygun bir mürşid bulamayınca Şiraz’a gitti. Ancak orada da derslerini takîp etmek istediği Şeyh Necîüddin Buzgûş (678/1279) vefât ettiği için Şiraz’da Şeyh Rükneddin Beyzâvî ve Emir Abdullah gibi mutasavvıfların sohbetlerine katıldı. Emir Abdullah kendisine İbrâhim Zâhid Gîlânî’yi tavsiye etti.9
Safiyyüddin ancak aradan dört yıl geçtikten sonra İbrâhim Zâhid’e Gilan’da mülâkî olmuş, şeyh kendisini gayet iyi karşılamıştı. Safiyyüddin şeyhine mülâkî olup intisâb ettiği zaman yirmibeş yaşında, şeyhi de altmış yaşlarında idi. Safiyyüddin şeyhinin vefâtına kadar onun yanında yirmibeş yıl kalmış; şeyhi vefât edince de kızı Bibi Fatma ile evlenerek maddî ma’nevî vârisi olmuştu.10
Safiyyüddin kısa zamanda Erdebil’de büyük bir şöhret kazanarak etrafına geniş bir mürîd kitlesi toplamağa ve İlhanlı Devleti11 ricâlinin saygısını kazanmağa muvaffak olmuştu.12 Hatta zamanında Tebriz ve Meraga yoluyla Anadolu ve Irak’tan Erdebil’e üç ayda gelenlerin sayısı üçbine ulaşmıştı. Daha sonraları Belh, Buhârâ ve daha uzak yerlerden gelenlerle bu sayı daha da artmıştı.13
Harîrîzâde Kemâleddîn Efendi, eserinde: “Zâhid Gîlânî’nin hilâfet tâcı olarak mürîdi Safiyyüddin’e oniki dilimli yeşil bir tâc giydirdiğini ve Şeyh Safiyyüddin’in onu kırmızıya çevirdiğini” kaydetmekte14 ise de Helvacızâde Mahmûd Efendi, “Yeşil imame ve kisve giyerlerken 'siyadet'lerinden şüphelenip beyaz kisve, aselî meyzer (peştemâl) sarındılar. Sorulduğunda bizde siyâdet var gibi amma vâlidim aslı üzre bilmezem, anınçün terkeyledim” dediğini nakletmektedir.15 Müstakimzâde de Tâc Risâlesi’nde bunu te’yid edici bilgiler vererek “Şeyh Safiyyüddin vakt-i hilâfetinde 'âl-i rasûl'den olmak ihtimâliyle Zâhid Efendi tarafından yeşil tâc giydirildi, bil-âhare Şeyh Safî, âl’den olduğuna şüphe edip beyaz giydi.”16 Demektedir.
Şeyh Safiyyüddin hem Îran farsçasıyla hem de Gîlân lehçesiyle şiirler yazmıştır. Gîlân lehçesiyle yazdıklarında şeyhi İbrâhim Zâhid’le olan ba’zı konuşmalarını naklettiği söylenmektedir.17
Safiyyüddin şeyh olarak otuzbeş yıl kadar hizmet gördükten sonra seksenbeş yaşında olduğu halde (735/1334) yılında vefât etti. Yerine oğlu Sadreddîn şeyh oldu.18
Dipnotlar:
- Lemezât’ın beyanına göre İbrâhim Zâhid’in halifeleri şunlardır: 1 – Safiyyüddin Erdebîlî, 2 – Ahî Yûsuf, 3 – Ahî Pîr Hikmet, 4 – Ahî Muhammed Harezmî. Bk. Süleymaniye Ktp., Lemezât, vr. 110a.
- Erdebil: İran’ın Azerbaycan vilayetinde, Tiflis, Bakü ve Şiraz arasında önemli bir ticaret merkezidir. Tebriz’in 210 km doğusunda, Erdebil Ovası’nın güney taraflarındadır. Bk. Şemseddin Sâmî, Kamusü’l-A’lâm, c. X, s. 65.
- Lemezât, vr. 110a; İslâm Ansiklopedisi, “Safiyyüddin Erdebîlî” maddesi, c. X, s. 65.
- İmam Mûsâ Kâzım’dan Hz. Ali’ye kadar ulaştırılan bu şecere şöyledir: “1. Safiyyüddin, 2. Emînüddin Cebrâil, 3. Seyyid Salih, 4. Kutbeddin Ahmed, 5. Salâhaddin Rafîd, 6. Muhammed Hâfız, 7. Ivadu’l-Havâs, 8. Fîrûz-şâh Zerrin-külâh, 9. Muhammed, 10. Şerefsâh, 11. Muhammed, 12. Hasan, 13. Muhammed, 14. İbrâhim, 15. Ca‘fer, 16. Muhammed, 17. İsmâil, 18. Muhammed, 19. Seyyid Ahmed el-Arabî, 20. Ebû Muhammed Kâsım, 21. Ebü’l-Kâsım Hamza, 22. İmam Mûsâ Kâzım, 23. İmam Ca‘fer es-Sâdık, 24. İmam Muhammed Bâkır, 25. İmam Zeynelâbidîn, 26. İmam Hüseyin, 27. Hz. Ali b. Ebî Tâlib.” Bk. Sahâifü’l-Ahbâr, c. III, s. 179; Tibyân, c. II, s. 222; Edward G. Browne, A Literary History of Persia, c. IV, s. 33.
- Lemezât’ın beyanına göre Şeyh Safî, “Bizim ırkımızda seyadet vardır amma bilmem Hüseynîlerden miyim, yoksa Ali’nin evladından mı?” demiş ve Mûsâ Kâzım neslinden olduğuna zâhib olmuştur. Bk. Lemezât, vr. 111a.
- Sahâifü’l-Ahbâr, c. III, s. 179.
- Hinz, Walther, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd (trc. Tevfik Bıyıklıoğlu), Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1948, s. 5 vd.
- İslâm Ansiklopedisi, “Safiyyüddin Erdebîlî” maddesi, c. X, s. 65; Browne, a.g.e., c. IV, s. 43.
- A.g.e.’ler, ilgili yerler.
- Bu evlilikten Muhyiddîn (724/1324), Sadreddîn (d. 704/1305) ve Ebû Saîd dünyaya geldi. Bk. İslâm Ansiklopedisi, “Safiyyüddin Erdebîlî” maddesi, c. X, s. 65.
- İlhanlılar, İran’da hüküm süren Moğol hanedanının adıdır (1251–1335). Safiyyüddin’in oğlu Sadreddîn dönemindeki sultanlar Gâzân, Olcaytu ve Ebû Saîd’dir. Bunlardan Gâzân ve Ebû Saîd Sünnî, Olcaytu ise Şiî idi. Gâzân’ın veziri Reşîdüddin Fazlullah ile Ali Şah, ülkenin yeniden Sünnîliği benimsemesinde önemli rol oynamışlardır. Bk. Meydan Larousse, c. IV, s. 272.
- İslâm Ansiklopedisi, “Safeviyye” maddesi, c. X, s. 53; İsmail Hakkı Bursevî, Silsile-i Meşâyih, s. 66.
- Hinz, a.g.e., s. 8. Ayrıca Müneccimbaşı’nın kaydettiği bir hâdise de Safiyyüddin’in müridlerinin çokluğunu göstermektedir: Bir gün Emir Çoban, Şeyh Safî’ye “– Bizim askerimiz mi çoktur, yoksa sizin müridleriniz mi?” diye sorunca Şeyh, “– Sizin askerinizin dahî cümlesi müridimizdir; onda ziyadelik nasıl sual olunur?” cevabını vermiştir. Bk. Sahâifü’l-Ahbâr, c. III, s. 180.
- Tibyân, c. II, s. 222.
- Lemezât, vr. 111a.
- Süleymaniye Kütüphanesi, Pertev Paşa Bölümü, nr. 611, vr. 153a.
- Bk. Browne, a.g.e., c. IV, s. 43.
- A.g.e., ilgili yer.
Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları