Secde Neden Kulun Rabbine En Yakın Olduğu Andır?

Namaz İlmihali

Secdenin fazileti, kulun Rabbine yakınlığı, cehennemden kurtuluşa vesile oluşu ve secde tesbihatı açıklanıyor.

Namazın en ehemmiyetli rüknü, kulun Cenâb-ı Hakk’a en yakın olduğu an, secdedir.

SECDE VE ALLAH’A YAKLAŞMAK

Secde; kulun, başını Allâh’ın huzûrunda yere koymasıdır. Hiçliğin zirvesidir.

Cenâb-ı Hak; insan anatomisini, secdeye en müsait şekilde yaratmıştır ki kul çokça secde ederek Rabbine yaklaşabilsin.

Âyet-i kerîmede buyurulur:

«...Secde et ve yaklaş!» (el-Alak, 19)

SECDENİN CEHENNEMDEN KURTULUŞA VESİLE OLMASI

Ebû Firâs künyesiyle de tanınan Rebîa bin Kâ’b radıyallahu anh anlatır:

“Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in kapısında geceler, O’na abdest suyunu hazırlar, ihtiyaç duyduğu şeyleri getirirdim...” (İbn-i Sa‘d, IV, 313)

Bir gün Allah Rasûlü;

«–Benden dilediğini iste!» buyurdu. Ben;

«–Cennette Sen’inle beraber olmayı isterim.» dedim. Efendimiz;

«–Başka bir şey istesen olmaz mı?» buyurdu. Ben;

«–Dileğim ancak budur!» dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü;

«–Öyleyse çokça secde ederek (bol namaz kılarak) kendin için bana yardımcı ol!» buyurdu.” (Müslim, Salât, 226)

Hadîs-i şerîfin diğer rivâyetinde sahâbî, cehennemden âzâd olmayı dilemiş, Peygamberimiz aynı cevabı vermiştir. (Ahmed, IV, 59)

Secde, aynı zamanda cehennemden kurtuluş vesilesidir. Bu hakikat, hadîs-i şerifte şöyle beyân edilir:

“...Kıyâmet günü Allah Teâlâ, cehennem ehlinden dilediklerine rahmet edecektir. Meleklerine, dünyadayken Allâh’a ibâdet edenleri oradan çıkarmalarını emredecek, onlar da çıkaracaklardır. Melekler, onları secde izlerinden tanırlar. Allah, cehenneme secde izlerini yemeyi haram kılmıştır. Ateş, insanın her tarafını yakar, sadece secde yerine dokunamaz.” (Buhârî, Ezân, 129)

Cenâb-ı Hakk’a secde edebilmek öyle bir şereftir ki; Rabbimiz, mahşer gününde inkârcıları, isteseler de secde edemeyecek şekilde halk edecektir.

Âyet-i kerîmede bu durum şöyle bildirilir:

“Gün gelir, işler son derece güçleşir, paçalar tutuşur. Kâfirler secdeye davet edilirler, fakat buna güç yetiremezler. Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir hâlde kendilerini zillet bürür. Hâlbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).” (el-Kalem, 42-43)

SECDEDE OKUNAN TESBİHAT: SÜBHÂNE RABBİYE’L-A‘LÂ

Ukbe Hazretleri aktarıyor:

“Rabbini âlâ ismiyle tesbih et!” âyeti inince, Peygamberimiz;

“–Bunu secdelerinizde okuyunuz!” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 151; İbn-i Mâce, İkāmeti’s-Salât, 18)

İşte bu emir üzerine secdede;

سُبْحَانَ رَبِّيَ الْأَعْلَى

“Rabbim! Sen çok yücesin, en yücesin. Bütün büyüklüklerin sahibi, zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî olan Rabbim, Sen’i noksan sıfatlardan tenzih ederim.” deriz.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık