Salat-ı İbrahimiyye Neden Okunur ve Ehl-i Beyt Neden Anılır?
Salât-ı İbrâhimiyye’nin neden okunduğu, Peygamber Efendimiz’e salât ve selâmın fazileti, Ehl-i Beyt sevgisi ve Hazret-i İbrahim’in örnekliği anlatılıyor.
Sahâbîler;
SALÂT-I İBRÂHİMİYYE NEDEN OKUNUR?
“–Yâ Rasûlâllah, biz Sana nasıl selâm vereceğimizi öğrendik. Fakat Sana nasıl salât etmeliyiz?” şeklinde suâl ettiklerinde,
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onlara Salli ve Bârik duâlarını öğretmiştir. (Buhârî, Deavât, 32; Tirmizî, Vitir, 20; İbn-i Mâce, İkāme, 25)
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى اِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
“Allâh’ım, İbrahim’e ve âline salât ettiğin gibi, Muhammed’e ve âline salât eyle! Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız Sen’sin, şan ve şeref sahibi de Sen’sin.”
اَللّٰهُمَّ بَارِكْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلٰى اِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
“Allâh’ım, İbrahim’e ve âline bereketler ihsân eylediğin gibi, Muhammed’e ve âline de bereketler ihsân eyle! Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız Sen’sin, şan ve şeref sahibi de Sen’sin.”
Hazret-i İbrahim aleyhisselam, can, mal ve evlât imtihanlarını vererek, Cenâb-ı Hakk’ın «Halîl»i / «Dost»u olmak şerefine nâil oldu. Cenâb-ı Hak da, mükâfat olarak şöyle buyurdu:
“Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: «–İbrahim’e selâm!» dedik. Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız.” (es-Sâffât, 108-110)
Bu ilâhî taltifin bir bereketi olarak; Ümmet-i Muhammed; tâ kıyâmete kadar namazlarında, Hazret-i İbrahim’i ve ailesini yâd ederek, salât ü selâm getirmektedir.
EHL-İ BEYT SEVGİSİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Bu salât duâlarında, Fahr-i Kâinât Efendimiz ile birlikte O’nun mübârek âline de duâ etmekteyiz. Zira Ehl-i Beyt’i sevmek, Peygamber Efendimiz’e vefâdır. Hadîs-i şerifte buyurulur:
“Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin:
- Peygamber sevgisi,
- Ehl-i Beyt sevgisi ve
- Kur’ân kıraati...” (Münâvî, I, 226)
Fahr-i Kâinât Efendimiz, müstesnâ fazîlet ölçüleri içerisinde yetiştirdiği Ehl-i Beyt’ini ümmetine emânet etmiş; kıyâmete kadar Ehl-i Beyt’ini sevip örnek almayı ve onlara hürmet göstermeyi, bizlere bir vazife olarak vermiştir.
Dünyanın en mesut yuvası, Peygamber Efendimiz ve Ehl-i Beyt’inin hâneleridir.
Örnek bir aile reisliğinin, hayırlı bir babalığın yegâne ölçüsü, Fahr-i Kâinât Efendimiz’dir.
Sâliha hanımlığın yegâne ölçüsü de; Hazret-i Hatice, Hazret-i Fâtıma, Hazret-i Âişe ve diğer annelerimizdir. Onların ölçüleri içerisinde olgunlaşanların evlâtları da, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin Efendilerimizin gönül dokularından hisse alırlar. O zaman evlâtlarımız; bir şükür vesilesi, ardımızdan hayırlı birer halef ve sadaka-i câriye olurlar.
İmâm-ı Şâfiî şöyle der:
“Ey Rasûlullâh’ın Ehl-i Beyt’i! Sizi sevmek, Allâh’ın Kur’ân’ında inzâl ettiği bir farzıdır. Size en büyük medâr-ı iftihar olarak kâfîdir ki, size salât etmeyenin namazı makbul değildir.”
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık