Rükuda Kimin Huzurunda Eğiliriz?

Namaz İlmihali

Rükûda yalnızca Allah’ın huzûrunda eğilmenin ve “Sübhâne Rabbiyel-Azîm” demenin mânâsı ve hikmeti nedir?

Bir müslüman, ancak Cenâb-ı Hakk’ın huzûrunda eğilir. İslâmiyet’te bir beşer karşısında secdeye kapanmak yasaklanmıştır.

Mehmed Âkif bu hakikati dile getirmek üzere, Çanakkale şehidlerini;

O rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar, ifadesiyle metheder.

ALLÂH’A KUL OLANIN BAŞINI KULLARA EĞDİRMEMESİ

Allâh’a kul olanlar, kullara kulluk etmekten kurtulurlar. Boyunlarını yalnızca Âlemlerin Rabbi’ne uzatır, O’na tam teslim olurlar.

Rükû etmeyenleri Cenâb-ı Hak şöyle azarlamakta ve azap ile uyarmaktadır:

“Onlar, kendilerine; «–Allâh’ın huzûrunda eğilin!» denildiği vakit, rükû etmezler / eğilmezler. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay hâline!” (el-Mürselât, 48-49)

Buna mukabil, Hazret-i Meryem’e ise şöyle hitap buyurulmuştur:

“Ey Meryem! Rabbine ibâdet et; secdeye kapan, (O’nun huzûrunda) rükû edenlerle beraber sen de rükû et!..” (Âl-i İmrân, 43)

RÜKÛDA NEDEN “SÜBHÂNE RABBİYEL-AZÎM” DERİZ?

Hadîs-i şerifte buyurulur:

“Haberiniz olsun, ben rükû ve secde hâlinde Kur’ân okumaktan menedildim.

  • Öyleyse rükûda Rab Teâlâ’yı tâzim edin,
  • Secdede ise duâ etmeye gayret edin, (zira secdede iken yaptığınız duâ) icâbet edilmeye lâyıktır.” (Müslim, Salât, 207; Ebû Dâvûd, Salât, 152; Nesâî, İftitâh, 98)

Ukbe bin Âmir t’tan rivâyet edilmiştir:

“Rabbini Azîm ismiyle tesbih et!” (el-Vâkıa, 74) âyeti nâzil olunca Rasûlullah;

“–Bunu rükûunuza katın, orada söyleyin.” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 151; İbn-i Mâce, İkāmeti’s-Salât, 18)

İşte bu emir üzerine rükûda;ِ

سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ

“Ey Rabbim! Sen Azîm’sin, çok yücesin! Azamet sahibi Rabbim! Sen’i (müşriklerin, putperestlerin, bâtıl ve muharref dinlere müntesip olanların uydurduğu ve iftira olarak ileri sürdüğü) bütün kusurlardan (noksan sıfatlardan) tenzih ederim (uzak tutarım) tesbih ve takdis ederim!” diyoruz.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık