Nikah Akdi: İki Cihanı Kuşatan Bir Emanet Sözü

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi anlatıyor: Nikâh akdi sıradan bir imza değil, Kâlû Belâ'dan başlayan ve cennete uzanan bir emanet sözüdür.

Eşlerin birbiri üzerine Allah'ın emaneti olarak titrediği nikâh akdi; sadece sosyal bir kurum değil, dünya hayatında verilen en önemli sözdür.

DÜNYA HAYATINDA VERİLEN EN ÖNEMLİ SÖZ

Zaman zaman böyle bizleri de bazı nikâh akitlerine şahit tutuyorlar. "Hocam bir iki söz söyler misiniz?" deyince diyorum ki: Ruhlar âleminde bir söz verdik, Kâlû Belâ'da. Dedi ki ya Allah Teâlâ, sordu bize: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" "Evet ya Rabbi, sen bizim Rabbimizsin" dedik. Söz verdik.

Bir de dünyaya gelince de çok sözler veriyoruz. Hatta bir kısmını tutuyoruz, bir kısmını tutamıyoruz. Ama diyorum, dünya hayatındaki en önemli söz nikâh akdi sırasında verilen sözdür. "Ben seni zevce olarak Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle kabul ettim ilahi bir emanet olarak." "Ben de seni yine zevç olarak Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle kabul ettim. Ben sana emanetim, Allah'ın emaneti. Sen de bana Allah'ın emanetisin" diye...

Nikâh böyledir, bir imza değildir burada geçtiği gibi. Bazıları diyor ki: "Ya bizim imzaya mı ihtiyacımız var?" Hayır, imzaya ihtiyacın yok ama hani Kâlû Belâ'daki gibi ciddi bir söze ihtiyacın var. İşte o söz, ancak nikâhla verilen bir söz; Allah'ın emriyle, Peygamber'in kavliyle. Onun dışındaki sokakta ayaküstü verilen sözler değil, evet. Onların geçerliliği olmuyor ne yazık ki. Hukuki bir tarafı da olmuyor zaten, hukuki bir tarafı da olmuyor.

"Sen yoluna, ben yoluma" deniyor ondan sonra. Ama Allah adına verilen sözün Allah'a karşı bir sorumluluğu, Resûlullah adına verilen bir sözün Resûlullah'a karşı bir sorumluluğu, ayrıca şer'i manada da bir sorumluluğu var. Onun için rastgele bir iş değil. Yani aile hayatı işte o rastgele şeyden kurtulmak için de insanlar "Bakalım biz de böyle yaşayalım, gittiği kadar gitsin" diyorlar.

Öyle değil arkadaşlar, öyle değil. Nikâhla başlayan ve ilahi ölçülere riayetle yaşanan bir aile hayatı sadece sosyal bir yapıdan ibaret değil; adeta temeli dünyada atılan, sonu da ahirete uzanan bir cennet yolculuğudur. İslam, aileye koyduğu muhabbet ve hakkaniyet düsturlarıyla mesut ve dengeli bir yapı tesis eder. Böylece insanın aile içinde huzur ve saadete kavuşmasını hedefler.