Neml Suresinin 59. Ayeti Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Neml suresi 59. âyette ne anlatılmak isteniyor? Kur’an okumaya başlamadan önce Allah’a hamd etmeyi, Allah’ın seçkin kullarına da selâm vermeyi emreden Neml suresinin 59. âyetinin Arapçası, meali ve tefsirini yazımızda bulabilirsiniz.

Neml sûresi 59. âyette Rabbimiz şöyle buyuruyor:

Neml Suresi 59. Ayet Arapça:

قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَسَلَامٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذ۪ينَ اصْطَفٰىۜ آٰللّٰهُ خَيْرٌ اَمَّا يُشْرِكُونَۜ

Neml Suresi 59. Ayet Meali:

(Resûlüm!) De ki: Hamd olsun Allah’a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına. Allah mı daha hayırlı, yoksa O’na koştukları ortaklar mı? (Neml, 27/59)

ALLAH’IN SEÇKİN KULLARINA SELAM OLSUN!

Bilgi:

Kendisine kulluk edilecek tek varlık Yüce Allah’tır. Buna rağmen insanlar Allah’ı unutarak farklı varlıkları ilah olarak kabul edebilmektedirler. Oysa gerçekte hiçbir üstünlüğü ve değeri olmayan varlıkları Allah’a ortak koşmanın izahı yoktur. Buna göre, insanlar gerçek yaratıcı olan Allah’a hamdetmeli, O’nun nimetlerini daima hatırlamalıdırlar. Ayrıca, Allah’ın seçkin kulları olan peygamberlere salât-ü selam getirmeyi unutmamalıdırlar.

Mesaj:

  1. Allah’ın verdiği nimetlere şükretmek gerekir.
  2. Allah, kendisine ortak koşulan bütün varlıklardan üstündür.
  3. Peygamberler seçilmiş insanlardır.

Kelime Dağarcığı:

Hamd: Allah’a şükretme ve O’nu övme.

Selam: Güvenlik, esenlik, Müslümanların birbirlerine sağlık ve esenlik dilemeleri.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Neml Suresi 59. Ayet Tefsiri:

  1. De ki: “Bütün hamdler Allah’a, selâm da onun seçtiği kullar üzerine olsun! Şimdi söyleyin bakalım, Allah mı hayırlıdır, yoksa müşriklerin O’na ortak koştuğu varlıklar mı?”

Bu âyet-i kerîmede Yüce Rabbimiz, Peygamberimiz (s.a.s.)’e, nihâyetsiz kudret ve azametini haber veren âyetleri okumaya başlamadan evvel “Allah’a hamd etmesini ve O’nun seçkin kullarına selâm vermesini” (Neml 27/59) emreder. Burada kullara güzel bir edep öğretilmekte, bu iki zikrin bereketinden istifadeye teşvik edilmekte ve dinleyenlerin kendilerine söylenenlere kulak ver­meleri için bu iki hususun çok büyük bir ehemmiyet taşıdığına dikkat çekilmektedir. Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’in hutbelerinde ve sohbetlerinde mütemâdiyen tatbik ettiği bu usûlu, ondan sonra da sahâbe-i kirâm, tabiin, âlimler, hatipler ve vâizler biri diğerinden miras alarak devam ettirmişlerdir.  Allah’ın “seçtiği kullar” öncelikle, “Selâm olsun gönderilen bütün peygamberlere!” (Sâffât 37/181) âyetinin işaretiyle, risâleti için seçip beğendiği peygamberlerdir.

Aslında tek gerçek ilâh olan Allah Teâlâ’nın, iyilik ve hayırlılık bakımından hiçbir sahte tanrı ile mukayese edilmesi söz konusu olamaz. Ancak şirk hastalığına tutulmuş ve bu sebeple taptıkları putlardan fayda göreceklerini vehmeden müşrikleri akıllarını çalıştırmaya ve düşünmeye sevk etmek, böylece hatalarını fark ettirerek onlara arınmanın yollarını açmak için böyle bir üsûl tercih edilmiştir. Çünkü onların böyle açık bir soruya karşı durmaları ve müspet cevap verebilmeleri mümkün değildi. İçlerinden en bağnaz olanları bile, kendi tanrılarının Allah’tan daha hayırlı olduğu şeklinde bir şey söylemeye cüret edemezdi. Fakat onlar, Allah’ın daha hayırlı olduğunu itiraf etseler, bu sefer de şirk anlayışlarını tümüyle terk etmiş olacaklardı. Çünkü böyle bir durumda, daha yüce ve mükemmel bir inanca karşı daha değersiz bir inancı benimsemek makul olmayacaktı. Böylece Kur’an, muhaliflerini, daha ilk başta çaresiz bırakmış oluyordu.

Resûlullah (s.a.s.) bu ayeti okur okumaz hemen arkasından, “Hayır, sadece Allah (c.c) hayırlıdır. Ebedi mübârek ve yüce olan yalnız O’dur” diyerek bunun cevabını da bizzat kendisi verirdi. (Zemahşerî, el-Keşşâf, IV, 205)

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com