Namazda Rükünleri Geciktirmek Sehiv Secdesi Gerektirir mi?

Sorularla İslam

Namazda rükünleri geciktirmek sehiv secdesi gerektirir mi? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Namaz, dinimizin direğidir. Fakat bu direğin sağlam olması, onun her bir parçasının yani rükünlerinin hakkıyla yerine getirilmesine bağlıdır.

Rükün dediğimiz şeyler, namazın temel unsurlarıdır: kıyam, kıraat, rükû, secde, ka‘de gibi… Bu rükünler, namazın omurgası gibidir. Eğer bunlardan biri eksik ya da özensiz olursa, o namazın sıhhati tehlikeye girer. Onun için büyüklerimiz “Tadili erkân” derler; yani her hareketi, tam bir sükûnet ve itminan içinde yapmak.

Namazda acele etmek, bir rükünden diğerine koşar gibi geçmek doğru değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda çok hassas davranmış, rükûda bel tam doğrulmadan secdeye inenleri uyarmıştır. Çünkü tadili erkân, sadece şekil değil; kalbin huşu içinde olmasıdır.

Bir de kardeşlerim, bazen insanlar namazda gereksiz beklemelere düşüyorlar. Mesela iftitah tekbirini aldıktan sonra uzun bir süre duruyor ama kıraate geçmiyor; ya da Fatiha’yı okuyor, ardından dalıp gidiyor, rükûya geçmeyi geciktiriyor. Bu durum, eğer bir rüknü eda edecek kadar süreyi aşarsa, farzın tehir edilmesi anlamına gelir ve namazın sıhhatine zarar verir.

Ama şunu da bilelim ki, kıraati uzatmak, rükû veya secdede tesbihatı artırmak gecikme sayılmaz. Çünkü kul o an hâlâ ibadet halindedir; Rabbiyle konuşmaktadır. Burada mesele, gafletle beklemek ya da namazla bağını koparmaktır.

Velhasıl, kardeşlerim, namazda dikkat, kalbin huzuru ve hareketin ahengiyle birleşmelidir. İnsan, o anda Allah’ın huzurunda olduğunu idrak etmeli, her rüknü hakkıyla yerine getirmelidir. Çünkü Rabbimiz, biçimsel bir namaz değil; şuurlu, huşu dolu bir ibadet istiyor bizden. Rabbim bizleri tadili erkâna riayet eden, namazını ihsan şuuru ile kılan kullarından eylesin.