Namazda Huşûnun Şifresi: Zâhir ve Bâtın Dengesi

Namaz

"Âşığa beş vakit yetmez" diyen Hazret-i Mevlânâ’nın diliyle; namazda gerçek huşûya ermenin ve mânevî lezzeti haramlardan korumanın yolları...

İbâdetlerin rûhâniyetini ifade husûsunda yine Hazret-i Mevlânâ şöyle buyurur: “Öyle bir abdest al ki hiç bozulmasın. Öyle bir namaz kıl ki hiç bitmesin. Âşığa beş vakit namaz yetmez. Beş yüz bin vakit ister. Gerçek âşık, vuslatın bitmesini hiç ister mi?” (Mesnevî) Namazın hiç bitmemesi, kulun iki namaz arasında da, namazdaki hâlini sürdürebilmesidir. Bir vakti edâ ettiği andan itibaren, bir sonraki namazın iştiyâkı ve heyecanı içinde yaşayabilmesidir.

HUŞÛYU KÖRELTEN ENGELLER VE MANEVÎ REÇETE

Rûhâniyet ve huşû mühim diyerek, zâhiri de ihmâl etmek doğru olmaz. Hazret-i Mevlânâ zâhir ve bâtın beraberliğini ne güzel ifade eder: “Her meyvenin önü, bir şekilden başka nedir ki! Tat, ondan sonra gelir.” (Mesnevî) Bu hakikatin gerçekleşmesi için de mânevî lezzete ulaşmak îcâb eder: “İbâdetin netice vermesi için zevk; tohumun ağaç olması için, içinin dolu olması gerek.” (Mesnevî) Namazın zevkine ermek, ibâdetlerden mânevî lezzet alabilmek için, haramlardan uzak durmak gerekir.

  • Haram lokma yemek,
  • Gözün şeytânî vitrinlere kayması,
  • Kulağın ve lisânın; mâlâyânî, gıybet, yalan ve benzeri sözlerle kirlenmesi...
  • Gafil insanlarla beraberlik... Bütün bunlar; kalbimizin huşû, vecd ve istiğrak gibi rûhânî istîdatlarını köreltir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık