Namazda Huşû ve Kalp Huzuru
Şeytanın namazdaki vesvese tuzaklarından korunmanın yolları, gerçek huşûnun sırları ve huzurlu bir ibadet için altın tavsiyeler.
Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), namaz kılan bir şahsın elleriyle sakalını karıştırdığını görünce, şöyle buyurdu:
"Bakın, şu kimsenin kalbi huşû duysaydı, uzuvları da huşû içinde olurdu!" (Ali el-Müttakî, VIII, 197/22530).
NAMAZDA HUŞÛYU ENGELLEYEN TUZAKLAR VE ÇÖZÜMLERİ
Hadîs-i şerifte; şeytanın, kulun namaz huzurunu bozmak için neler yaptığı şöyle anlatılır:
"Namaz için ezân okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezânı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezân bitince geri gelir. Kāmet başlayınca yine uzaklaşır, bittiğinde ise geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve; «Şunu hatırla, bunu düşün!» diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki kişi kaç rekât kıldığını bilemeyecek hâle gelir." (Buhârî, Ezân, 4; Müslim, Salât, 19)
Namazda kalbimizi ve zihnimizi okunan âyetlerin, tesbihlerin ve zikirlerin mânâsına teksif etmeye gayret etmeliyiz. Hepsinin özü, Cenâb-ı Hakk’ın huzûrunda tevâzu ve tezellül hâlini yaşamaktır. Bir kişi, dünyevî bir makam sahibinin karşısında bile zihnî bir dağınıklık yaşamaz. Âlemlerin Rabbi’nin huzûrunda nasıl bir ciddiyet ve uyanıklık hâli içinde bulunmamız gerektiğini buna göre tefekkür etmelidir.
Huşûu sağlayan hususlardan biri de namazda bakışların başka yere kaymamasıdır. Kıyamda secde yerine, rükûda iki ayağın arasına, oturuş esnasında önüne bakmalıdır. Hadîs-i şerifte şöyle îkaz vârid olmuştur:
"Namazda iken sağa sola bakmaktan sakınınız. Çünkü sizden biriniz namaz içinde olduğu müddetçe Rabbine münâcât etmiş, yani gizli gizli O’nunla konuşmuş olur." (Heysemî, II, 80)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık