Merkez Efendi İsmi Nereden Geliyor?

Hikâyeler

Sünbül Sinan Efendi’nin irşadıyla şekillenen, kâinattaki kusursuz ilâhî nizama teslîmiyet ve edeple boyun eğen Merkez Efendi’nin mahviyet dolu isim alma hikâyesi.

Hak dostlarından Sünbül Sinan Efendi, bir gün mürîdânına sordu:

İLÂHÎ TANZÎM KARŞISINDA ÂRİFÂNE BİR EDEP VE MAHVİYET

“–Farz-ı muhal, Cenâb-ı Hak bu kâinâtın sevk u idâresini size vermiş olsaydı, ne yapardınız?”

Böyle bir suâl ile hiç karşılaşmamış olan mürîdler, şaşırmakla beraber, Hazret-i Pîr’e cevap vermeme nezâketsizliğinde bulunmamak için, muhtelif mütâlaalar serdettiler:

“–Efendim, dünyâ üzerinde bir tek kâfir bırakmazdım!”

“–Bütün kötülükleri yok ederdim!”

“–İçki içenleri helâk ederdim!” gibi devâm edip giden cevaplar verdiler.

İçlerinde biri ise cevap vermeden susuyordu. Hazret-i Pîr’in dikkatini çekti ve ona bakarak:

“–Evlâdım! Ya sen ne yapardın?” dedi.

Edebinden yüzü kızaran mürîd, büyük bir mahviyet içinde:

“–Efendim! Allah Teâlâ’nın bu kâinâtı sevk u idâresinde -hâşâ- bir noksanlık mı var ki, ben farklı bir şey yapabileyim? Kâinâttaki ilâhî tanzîm, tasavvurların ötesinde bir kudret akışı içinde devâm ederken, benim âciz, kısıtlı, mahdûd akıl ve irâdemle; «Şunu şöyle yapardım, bunu böyle yapardım!» demek ne haddime!..” dedi ve utancından gözlerini yere indirdi.

İŞİN MERKEZİNİ BULMAK: MERKEZ EFENDİ’NİN İSİM ALMA HİKÂYESİ

Hazret-i Pîr ise, bu ârifâne cevaptan son derece memnûn kaldı. Mütebessim ve nurlu çehresiyle mürîdini derûnî nazarlarıyla süzerek:

“–İşte şimdi iş, merkezini buldu!..” dedi.

Bundan sonra o mürîdin adı “Merkez Efendi” olarak kaldı ve asıl ismi olan Mûsâ Muslihiddîn unutuldu.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Fazîletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları