Küs Durmak İmanı Zedeleyen Bir Günah mı?

HAYATIMIZ

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.), “Birbirinizi sevmedikçe tam iman etmiş olmazsınız” uyarısının ardındaki manevi hikmet nedir? Mevlânâ Hazretleri’nin tavsiyesiyle, küslüğe nasıl son verilir?

Âyet-i kerîmelerde dargın mü’minlerin aralarını düzeltmeleri açıkça emredilmektedir. Yani din kardeşliği, “ben haklıyım, sen haksızsın” gibi tartışmaların üzerine bir şal atarak, geçmiş husûmetleri unutmayı ve gerektiğinde nefsinden fedâkârlık yaparak mü’min kardeşini affetmenin fazîletine ermeyi gerektirir. Zira küs durmak, Allâh’ın emrine itaatsizliktir. Kâmil bir mü’min, ne pahasına olursa olsun, hiçbir zaman Allâh’ın emrine bile bile itaatsizlik etmez.

Dargınlık: İman ile Münasebeti Olan Bir Zaruret

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- İslâm kardeşliğinin îmân ile münâsebetini şöyle ifâde buyurmuştur:

“Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de tam îmân etmiş olmazsınız. Size bir şey söyleyeyim ki onu yaptığınız takdirde birbirinizi seversiniz: Aranızda selâmı yayınız.” (Müslim, Îmân, 93)

Dolayısıyla, din kardeşliğini muhâfazada titiz olmak ve dargınlığa mahal vermemek, bir îman zarûretidir.

Kardeşliği Korumada Kalbin Silahı: Hiddeti Yenmek ve Affetmek

Ahnef bin Kays şöyle buyurur:

“Kardeşlik, ince ve latif bir cevherdir. Onu korumazsan kazâya uğrar. Dâimâ hiddetini yenmekle onu koru ki, sana zulmeden, gelip senden özür dilesin. Var olanla yetin, ne kendin için fazlasını ara, ne de kardeşinin kusuruna bak.” (İhyâ, II, 466)

Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de, takvâ sahibi mü’minlerin vasıfları sayılırken; “...Onlar öfkelerini yutarlar ve insanları affederler...” buyrulur.[1]

Hz. Mevlânâ’dan Kardeşlik Tavsiyesi

Mevlânâ Hazretleri de mü’minlerin, Allah için birbirlerinin kusurlarını affedip iyilikte bulunarak kardeşliği yaşatmaları gerektiğine şöyle işâret buyurur:

“Din kardeşinden bir cefâ gördünse, onun bin vefâsı olduğunu hatırla!.. Çünkü iyilik, günâha karşı şefaatçi gibidir.”

Din kardeşinden hatâ veya kusur gördüğünde ona küsmek yerine, onun nice güzel hasletlerinin bulunduğunu düşünüp bunlar hatırına onu affetmek ve onun asıl böyle durumlarda yardıma muhtaç olduğunu bilip yanında olmak îcâb eder.

Dipnot:

[1] Bkz. Âl-i İmrân, 134.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 1, Erkam Yayınları