Kişinin Kendi Kavmini Sevmesi Kabîlecilik/Irkçılık Sayılır mı?
Kişinin kendi kavmini sevmesi kabîlecilik/ırkçılık sayılır mı? Efendimiz (s.a.v.) bu soruyu nasıl ceaplıyor?
Milletinin mefâhirini sevmek ve anmak, kendi lisânını zenginleştirmek, İslâm’a aykırı olmamak şartıyla; kültürünü, örf ve âdetlerini yaşatmakta elbette bir beis yoktur.
Hattâ, bu tercih; «birbirinizi tanıyasınız diye» sırrına muvâfıktır. İslâm âlemşümul bir dindir. Asla sadece Arabistan’a inmiş ve Araplara mahsus bir din değildir.
Bir defasında Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e;
“–Yâ Rasûlâllah! Kişinin kendi kavmini sevmesi kabîlecilik/ırkçılık sayılır mı?” diye sorulmuştu. Efendimiz bu suâli;
“–Hayır. Lâkin kabîlecilik/ırkçılık, kişinin kendi kavminin haksız davranışına arka çıkmasıdır.” diyerek cevaplamışlardır. (İbn-i Mâce, Fiten, 7)
Hilkat sırrı olarak; herkes kendi cinsiyle, kendi yakınıyla daha iyi kaynaşır. Tebliğe ve infâka en yakından başlanır. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- zamanındaki gazvelere, ashab kendi kabîlelerinden oluşan birlikler hâlinde iştirâk ederlerdi.
Cenâb-ı Hakk’ın bazı tatbikatında da bu izi görmekteyiz: Meselâ Yâkub -aleyhisselâm-’ın 12 oğlundan, 12 boy meydana gelmişti.
Hazret-i Musa; kavmini Firavun’un zulmünden kurtardıktan sonra, ondan su istediler. Cenâb-ı Hak, taşa asâsıyla vurmasını emretti. Oradan mûcize olarak 12 pınar çıktı. Her bir boy, kendi suyunu bildi ve oradan su aldı. Tefsirde; nizâa düşmeden sudan istifâde etmeleri için, böyle ihsân edildiği bildirilmektedir.
Kezâ;
Cemiyetin çekirdeği olan evlilikte de zevcin, zevceye kefâeti / denkliği gözetilmiş ve nesep burada ehemmiyet verenler için bir esas olarak kabul edilmiştir.
Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; farklı kabîlelerden gelin ve damat arasında kıydığı bazı nikâhlarla, nesep üstünlüğü anlayışını yıkmaya gayret etmiş, ancak bir vâkıa olarak nesebin varlığını da reddetmemiştir.
Demek ki;
İnsanların millet, bölge ve akrabalık gibi esaslara dayanan gruplar içinde yaşaması, birbirleriyle tanışması ve yarışması ilâhî rızâya muvâfıktır. Yeter ki, bu bir tefâhur, kibir ve zulme vasıta kılınmasın…
Herkes kendi anne-babasını sever, fakat başka anne-babalara da hürmet etmesi zarûrîdir, onları istihfâfa (küçük görmeye) yeltenmesi haramdır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Ekim, Sayı: 248