Kıpırdayamaz!

İbadet Hayatımız

Kimler, hangi hesabı vermeden adım dahi atamayacak? Dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir?

Hadîs-i şerifte buyurulur:

“Hiçbir kul, kıyâmet gününde;

  • Ömrünü nerede tükettiğinden,
  • İlmiyle ne gibi işler yaptığından,
  • Malını nereden kazanıp nerede harcadığından,
  • Vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Tirmizî, Kıyâmet, 1)

Demek ki;

Bir müslüman asla; «Mal benim! İstediğim gibi harcarım!» diyemez. Mü’min, bilir ki mülkün gerçek sahibi Allah Teâlâ’dır. O -azze ve celle-, malı ve serveti kuluna emâneten vermiştir. Aynı zamanda imtihan için vermiştir.

Emânetçiye düşen vazife, gerçek mal sahibinin şartlarına riâyet etmektir. Bu şartları iki noktada hulâsa edebiliriz:

  • Cimrilik, pintilik yok! Yani nefsi için biriktirip, hayra ve lüzumlu yerlere harcamaktan sakınmak yok!
  • İsraf ve lükse kapılmak, yani nefse ihtiyaçtan fazla sarf etmek de yok!

Bir müslüman;

  • Malı helâlinden kazanacak,
  • Kazancından kendisine ve ailesine; isrâfa ve lükse düşmeden kifâyet ve riyâzat ölçülerinde sarf edecek,
  • Arta kalanı Allah yolunda infâk ederek, âhiret sermâyesi eyleyecek…

-Müslüman kardeşini kendisine zimmetli bilecek. Mahrumlara, muzdariplere ulaşacak…

-İslâm’ın istikbâlinden kendisini mes’ul addettiği için, imkânlarıyla Allah yolundaki gayretlere destek olacak.