Kabir Ziyareti Nasıl Olmalıdır?

Kabir ziyareti nasıl yapılır? Kabirde yapılması mekruh olan şeyler nelerdir? Kabristana girince nasıl selam verilir, ne denir? Kabir ziyareti hakkında bilinmesi gerekenler.

Kabir ziyareti; genel olarak  kabir ziyaret etmek erkekler için müstehap, kadınlar için caiz sayılmıştır. Sâlih kimselerin, ana- baba ve yakın hısımların kabirlerini ziyaret ise menduptur. Kadınların kabir ziyaretinde aşırı duyarlılık göstermemesi ve ziyaret kurallarına uyması da gereklidir. Nitekim Hz. Peygamber, çocuğunun kabri başında ağlamakta olan bir kadına sabır tavsiye etmiş, onu ziyaretten menetmemiştir.[1] Diğer yandan Hz. Âişe’nin, kardeşi Abdurrahman İbn Ebubekir’in kabrini ziyaret ettiği nakledilir.[2]

KABİR ZİYARETİ NEDEN YAPILIR?

Hz. Peygamber, henüz kader inancının kökleşmediği ve câhiliye alışkanlıklarının devam ettiği, cenazelerde kadınların ağıt yakıp feryat ettiği bir dönemde kabir ziyaretini yasaklamış, ancak bunu daha sonra şu hadisiyle serbest bırakmıştır. “Size kabirleri ziyaret etmeyi yasaklamıştım. Bundan böyle kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü bu ziyaret size ölümü hatırlatır.” [3] Ebû Hüreyre (r.a)’ ten, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.s) annesinin kabrini ziyarete gitmişti. Orada ağladı ve çevresindekileri de ağlattı. Sonra şöyle buyurdu: Anneme istiğfar için Rabb’imden izin istedim, bana bunun için izin verilmedi. Onun kabrini ziyaret için izin istedim, bana izin verildi. Bundan böyle siz de kabirleri ziyaret ediniz. Şüphesiz bu, ölümü hatırlatır.” [4] Hz. Peygamber’in anne ve babası İslâm’dan önceki dönemde nezih yaşayışı olan ailelerdendir. İslâm’a yetişemeyen kimselerden açıkça küfür ve şirk halleri bilinmeyenleri Cenab-ı Hakk’a havale etmek daha güzeldir. Çünkü bunlar arasında Varaka İbn Nevfel gibi önceki semâvî dine tâbi olanlar bulunduğu gibi, hanif dininden sayılanlar, bir peygamberi haber alamadığı için fetret dönemi muâmelesi görecek olanlar da bulunabilir.

MÜŞRİĞE DUA EDİLİR Mİ?

Müşrik olarak öldüğü açıkça bilinen kimseler için dua edilmez. Nitekim müşrik olarak ölen ana-babası için istiğfar eden bir sahâbiyi Hz. Ali uyarmış, bu sahabenin Hz. İbrahim’in de putperest olan babası için istiğfar ettiğini söylemesi üzerine, Hz. Ali durumu Allah’ın Rasûlü’ne sormuştur. Bunun üzerine şu âyet inmiştir: İbrahim’in babası için bağışlanma dilemesi, sadece ona verdiği sözden dolayı idi. Ne var ki, onun Allah’ın düşmanı olduğu kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz ki İbrahim çok yumuşak huylu ve pek sabırlı idi.” [5] Diğer yandan, Hz. Peygamber (s.a.s)’in amcası Ebû Tâlib’in ölümünün ardından, duaya devam etmesi üzerine, inen iki âyetle dua etmesinin yasaklandığı bilinmektedir.[6]

Hz. Peygamber’in kabirleri çok ziyaret eden kadınlara lânet ettiğini bildiren hadisler,[7] ziyaret yasağı olan döneme aittir. Tirmizî bunu açıkça ifade etmiştir.[8] Hz. Âişe ve İbn Abdilberr bu görüştedir. Hanefîlerin sağlam görüşüne göre, kadının kabir ziyareti aşırılık olmamak şartıyla caizdir. Çünkü hadislerde yer alan ruhsat, kadınları da kapsamına alır.[9]

Kabir ziyareti âhireti hatırlatır, insanı zühd ve takvâya yöneltir, aşırı dünya hırsına ve haram işlemeye engel olur, Hz. Peygamber ve sâlih zâtların kabrini ziyaret ruhlara ferahlık verir ve yüce duyguların güçlenmesine yardımcı olur. Böyle bir ziyaret için yolculuğa çıkmak mendup olur. Bir hadiste şöyle buyurulmuştur: “Kim, beni öldükten sonra ziyaret ederse, sanki hayatımda iken ziyaret etmiş gibi olur.” [10]

KABRİSTANA GİRİNCE NASIL SELAM VERİLİR?

Hz. Peygamber her yılın başında Uhut’daki şehitlerin kabirlerine gelir ve şöyle derdi: “es-Selâmu aleyküm bi-mâ sabertüm fe ni’me ukba’d-dâr” (Sabrettiğiniz şeylere karşılık olmak üzere sizlere selâm ve esenlik olsun! İşte dünyada en güzel sonuç budur.) Yine Rasûlullah (s.a.s) ölüleri ziyaret etmek için Medine mezarlığına çıkar ve şöyle derdi: “es-Selâmü aleyküm yâ dâre kavmin mü’minîn ve innâ inşâallahü biküm lâhikûne, es’elüllâhe lî ve lekümü’l-âfiyete.” (Ey mü’minler yurdunun sâkinleri! Selam size. Bizler de inşâallah sizlere kavuşacağız. Allah Teâlâ’dan bizim ve sizin için âfiyet, âhiretle ilgili korku ve sıkıntılardan kurtuluş dilerim.)[11] İbn Abbas, Allah Elçisi’nin bir keresinde Medine kabristanlığına uğradığında, yüzünü kabirlere dönerek şöyle dediğini nakletmiştir: “es-Selâmü aleyküm, yâ ehle’l- kubûr! Yağfirullahu lenâ ve leküm. Entüm selefunâ ve nahnü bi’l-eseri.”  (Ey kâbirler ahalisi! Size selâm olsun! Allah bizi ve sizleri bağışlasın. Sizler bizden önce gittiniz, biz de sizin ardınızdan geleceğiz.)[12] Hz. Âişe bir gece Allah’ın Elçisi’ni izleyerek Medine kabristanlığına gelmişti. Onu gören Nebî (s.a.s) şöyle buyurmuştur: Bana Cebrail (a.s) geldi ve “Rabb’in, giderek Baki’ mezarlığındakiler için istiğfar etmeni emrediyor”, dedi. Hz. Âişe sordu; onlar için nasıl dua edeyim? Ey Âişe! Şöyle dua et: “es-Selâmu alâ ehli’d-diyâr mine’l-mü’minîn ve’l-müslimîn ve yerhamullahu el-müstakdimîne minnâ ve’l-müste’hırîn, ve innâ inşâallâhu, bikum le lâhıkûne.” (Mü’min ve müslümanlar diyarının ahalisine selâm olsun! Allah bizden önce gidenlere ve sonra gelecek olanlara rahmet etsin! İnşâallah biz de sizlere kavuşacağız)[13]

KABİRDE YAPILMASI MEKRUH OLAN ŞEYLER

Ziyaret sırasında kabre karşı namaz kılmak mekruhtur. Kabirlerin mescit edinilmesi, mum dikilmesi ve yakılması israf sayılarak caiz görülmemiştir.[14] Ancak çevreyi aydınlatmak bunun dışındadır.

Kabirlerin yanında uyumak, çevresini kirletmek, yaş ot, çiçek ve ağaçlarını koparmak mekruhtur. Çünkü bu yeşilliklerin altta yatan ölülerin azabının hafiflemesine sebep olacağı umulur.

Kabrin yanında Yâsin sûresi okununca, Allah Teâlâ’nın ölülere kolaylık vereceği, okuyana da ölüler sayısınca hasenât ihsan edeceği, Hz. Ali ve Enes İbn Mâlik (r.a)’ten rivâyet edilmiştir.[15]

Dipnotlar:

[1] Buhârî, Cenâiz, 7, Ahkâm, 11; Müslim, Cenâiz, 15. [2] Tirmizî, Cenâiz, 61. [3] bk. Müslim, Cenâiz, 106, Edâhî, 37; Tirmîzî,Cenâiz, 7, 60; Ebû Dâvud, Cenâiz, 77, Eşribe,7; Nesâî, Cenâiz, 100;  Mâlik, Muvatta’, Dahâyâ, 8. [4] Ebû Dâvud, Cenâiz, 75-77, H. No: 3234; Müslim, Cenâiz, 105, 106; Nesâî, Cenâiz, 101, H. No: 2032. [5] Tevbe, 9/114; Nesâî, Cenâiz, 102, H. No: 2034. [6] bk. Tevbe 9/113 ve Kasas 28/56; Nesâî, Cenâiz, 102, H. No: 2033. [7] bk. Tirmizî, Salât, 21, Cenâiz, 61; Nesâî, Cenâiz, 104; İbn Mâce, Cenâiz, 49. [8] Tirmizî, Cenâiz, 60. [9] Tirmizî, Cenâiz, 60, 61; İbn Âbidîn, age, İst. 1984, II, 242. [10] Ali Nasif, Tâc, el-Câmiu’l-Usûl, II, 190. [11] Müslim, Cenâiz, 104; Nesâî, Cenâiz, 103; İbn Mâce, Cenâiz, 36; A. İbn Hanbel, II, 375, 408. [12] Tirmizî, Cenâiz, 59, H. No: 1053. [13] Müslim, Cenâiz, 103; Nesâî, Cenâiz, 103, H. No: 2035. [14] Müslim, Cenâiz, 97, 98; Ebû Dâvud, Salât, 24; Tirmizî, Salât, 236. [15] Bilmen, age, s.265.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları