İşe Yarayacak Bir Namaz
İbadetteki niyet riyâ ile bulanırsa ne olur? 'İşe yarayacak bir namaz' kılmanın sırrı ve amelleri ifsâd eden gösteriş tehlikesine dair Şeyh Sâdî’den hikmetli bir ders.
Şeyh Sâdî Hazretleri naklediyor:
ŞEYH SADİ'DEN BİR İHLAS DERSİ: İŞE YARAYACAK BİR NAMAZ
İkiyüzlü bir adam, padişaha misafir olmuş. Ziyafet sofrasına oturmuşlar. Kendisini çok dindar bilsinler diye, alışkın olduğu hâlin zıddına az yemiş ve namaza başlayınca da her zamankinden uzun kılmış. Saraydan evine döndüğü zaman;
“‒Sofrayı hazırlayın!” demiş.
Adamın çok zeki bir oğlu varmış:
“‒Baba!” demiş, “Seni padişah davet etmişti. Sarayda bir şey yemedin mi?”
Babası:
“‒Onların önünde işe yarayacak kadar bir şey yemedim.” demiş. Bunu duyan oğlu:
“‒O hâlde sarayda kıldığın namazını da kazâ et. Herhalde işe yarayacak bir namaz da kılmamışsındır.” deyivermiş.[1]
Hisse:
Bir sürahi suya bir damla necâset düştüğünde, nasıl ki o suyun bütün sâfiyet ve lezzeti kaybolursa; ibadetteki niyeti riyâ ile bulandırmak, yani fânîlerin medhine nâil olma veya onların kınamalarından kurtulma gâyelerini karıştırmak da, aynı şekilde amelleri ifsâd eder. Zira tevhîd inancının ortaklığa tahammülü yoktur.
Beden için ruh ne ise, amel için ihlâs da odur. Sâlih amellerde kalbin kıblesi Cenâb-ı Hak değil de fânîler olursa, o amellerden dolayı da tevbe-istiğfâr etmek gerekir.
Bu hakîkati yine Şeyh Sâdî Hazretleri mecâzî bir üslûpla ne güzel ifade eder:
“Kalpleri insanlara dönük olanlar, âdeta arkalarını kıbleye dönerek namaz kılmış olurlar.”
“Bir kul, duâ ve münâcâtta bulunurken, yalnızca Allâhʼı hatırına getirmeli, Oʼndan gayrısını unutmalıdır…”
Bu bakımdan bizler de sık sık gönüllerimizi yoklayıp niyetlerimizi gözden geçirmeliyiz. “Konu-komşu ne der, insanlar bizi ayıplamaz mı?” gibi nefsânî kaygılarla yahut fânîler nezdinde îtibar kazanma arzusuyla değil, “hasbeten lillâh” yani sırf rızâ-yı ilâhîyi tahsil gâyesiyle, kulluk vazifelerimizi îfâ etmeye çalışmalıyız.
AMELİN RUHU: İHLÂS
Sâlih amellere fânîleri ortak etmek, onları boşa çıkarmaktır. Dolayısıyla;
“İlâhî! Maksadım yalnız Sen’sin, talebim de sadece Sen’in rızândır.” niyâzı, kulluk hayatımızın her ânında, gönül semâmızda yankılanmalıdır.
Dipnot:
[1] Bkz. Şeyh Sâdî Şîrâzî, Bostan ve Gülistan, sf. 84-85, Erkam Yay. İstanbul 2022.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları