İman Son Nefese Kadar Nasıl Korunur?

İMAN

Havf ve recâ arasında kullukta istikameti korumanın, amellere güvenmeyip Allah’a iltica etmenin önemini anlatan ibretli misaller.

Allah her şeye kādirdir, dilerse affeder. Lâkin kula düşen havf ve recâ arasında, kullukta istikametten ayrılmamaktır. Âyet-i kerîmede buyurulur:

“Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk et!” (el-Hicr, 99)

KÂRÛN VE BEL‘ÂM’IN İBRETLİ AKIBETİ

Îmânın son nefese kadar muhafaza edilebileceğinin de bir teminatı yoktur.

Kur’ân-ı Kerim, bu hususta Kārûn ve Bel‘âm bin Bâûrâ misallerini verir.

Kārûn, zamanında takvâlı bir kişiydi. Tevrât’ı en iyi tefsir edenlerden biriydi. Fakat imtihan olarak sahip olduğu servetin sarhoşu oldu; Allâh’ın verdiği malı kendine izâfe etti. Kaydı gitti ve servetiyle beraber yerin dibine geçti. (Bkz. el-Kasas, 76-82)

Bel‘âm bin Bâûrâ da, mâneviyatta çok derece kazanmıştı. Rivâyetlere göre «İsm-i Âzam»a nâil olmuştu. Duâları kabul oluyordu. Fakat nefsine meyletti, hevâsına uydu, öyle şaşkın ve bâtıl bir yola saptı ki; Kur’ân-ı Kerim, onun hâlini, dilini sarkıtıp soluyan bir kelb manzarası ile tarif etti. (Bkz. el-A‘râf, 175-176)

KULLUKTA GAYRET VE ALLAH’A İLTİCA

Demek ki; Kul, ibâdetlerde, tâatte, dâimâ gayretini artıracak. Fakat her zaman Cenâb-ı Hakk’a ilticâ hâlinde olacak. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in, kızına ve halasına dahî şu tâlimatlarda bulunduğunu hiç unutmayacak:

“Ey Rasûlullah Muhammed’in kızı Fâtıma! Ey (halam) Safiyye! Allah katında makbul ameller işleyin! (Benim peygamber olduğuma güvenmeyin!) Çünkü ben (kulluk yapmadığınız takdirde) sizi Allâh’ın azâbından kurtaramam!” (İbn-i Sa‘d, II, 256; Buhârî, Menâkıb, 13-14; Müslim, Îmân, 348-353)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık