Huzur Namazdadır: Ruhi Bunalımların Manevi Reçetesi
Secdedeki derman, huşûdaki teslimiyet ve namazın ruhu şifalandıran gücü... Modern çağın buhranlarına karşı en etkili manevî reçete: Huzur Namazdadır.
Namazın kalp huzuruyla kılınması; uhrevî sevap ve kıymetinin yanında, dünya hayatında da rûhî / psikolojik bir ferahlık sağlar.
EN BÜYÜK PSİKİYATRİK TEDAVİ: NAMAZDA HUŞÛ VE SEKÎNET
Namaz kılan bir mü’min; kendisini asla yalnız, çaresiz ve kimsesiz hissetmez. Çünkü, namaza durarak, kendisini en büyük güce râm etmekte, yani ilâhî kudrete teslim olmaktadır. Âlemlerin Rabbi’nin muhafaza ve inâyetine sığınmaktadır. Secde, en büyük psikiyatrik tedavi... En tesirli rûhânî derman...
Ruhun İlacı Namaz, Toplumun Sigortası Zekât
Zira namaz; insan hâlet-i rûhiyesinin Allâh’a yaklaşmasına, böylece huzur ve sekînete erişmesine vesile... Namazı huşû içinde kılan bir toplumda psikiyatrik hastalık olmaz. Zekât ise mülkün Allâh’a ait olduğunun itirafı... Eldeki mal ve servetin, ancak bir emânet olduğunun idrâki... “Allah; mü’minlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır...” (et-Tevbe, 111) âyetinin şuuruna erme ve şümûlüne girme yolunda ilk basamak...
Zekât ve infak gibi ibâdetlere devam eden bir toplumda, içtimâî isyanlar olmaz. Bunun sonucunda büyük buhranlar yaşanmaz, zulüm olmaz. Diğer taraftan; namaz ve oruç gibi ibâdetleri, bedenî zindelik ve sıhhat gibi tâlî faydaları için değil, sırf îmânımızın bir gereği olduğuna inanarak îfâ etmek gerekmektedir. Zira Hakk’a ibâdet ve kulluğun mânevî derecesi, îmânın gücü nisbetindedir.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık