Hızır Dede Kimdir?
Hızır Dede’nin hayatı, vefatı ve tasavvuf yolundaki yeri hakkında hangi bilgiler günümüze ulaşmıştır?
Muk‘ad Hızır Dede, Bayramî şeyhlerindendir.
HIZIR DEDE KİMDİR?
Hızır Dede’nin Hayatı
Hızır Dede, Bursalı İsmail Hakkı’nın ifâdesine göre Mihaliç kasabasında koyun çobanlığı yaparken soğuktan ayakları donarak muk’ad (=kötürüm) olmuş ve bilâhare de bu mesleği bırakarak Bursa’ya gelmiş, Ulu Câmi’in yanında Eski Minâre dibinde “ihtiyâr-ı ikâmet” etmişti.
Hızır Dede’nin kendisi ve âilesi hakkında fazla bir bilgiye sâhip değiliz. Ancak kuvvetli bir medrese tahsîli görmemekle beraber, rü’yâ ta’bîri ve bazı hastalıkların tedâvisi gibi o devirde pek bilinmeyen bazı bilgilere sâhip olduğunu söyleyebiliriz.
Münzevî Hayatı
Münzevî bir hayat yaşayarak halk içine pek karışmamış olmasından devrinde pek tanınmadığı ifade edilebilir. Zira devrinde şöhrete kavuşmuş olsaydı o günün târihini yazanların dikkatini çekecek ve kendisinden bahsedeceklerdi. Gerek târih kitaplarında gerekse terceme-i hâl bilgisi veren eserlerde hayatına dâir bir ma’lûmat alamadığımız Hızır Dede’yi ancak mürîdînin mürîdi olan Hüdâyî vâsıtasıyla kısmen tanıyabiliyoruz.
Vefatı ve Türbesi
Hızır Dede’nin vefâtı hakkında da kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bazı kaynaklar onun (900/1494) târihinde vefât ettiğini kaydetmektedir. Fakat onun bu târihlerde vefât etmiş olmasını kabûl etmek mümkün değildir. Çünkü bu durumda şeyhine sekiz yıl hizmet eden Üftâde’nin o sırada ancak beş yaşında bir çocuk olması gerekiyor. Bu târih, bazı kaynaklarda da (910/1504) olarak gösteriliyorsa da Üftâde’nin şeyhine ancak on beş yaşlarında mürîd olabileceği düşünülürse ve sekiz yıl şeyhine hizmet ettiği hesaba katılırsa Hızır Dede’nin (918/1512) yıllarında vefât etmiş olduğu anlaşılmış olur.
Hüseyin Vassâf Bey, Hızır Dede’nin mezarının Pınarbaşı kabristanının üstünde Üçkuzular mevkiinde olduğunu belirtmektedir.
İntisabı ve Hilafeti
Akbıyık bahsinde kısmen işaret ettiğimiz gibi Hızır Dede’nin kime intisâb edip hilâfet aldığına dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. Onun “ahz-ı feyz” ettiği rivâyet edilen şahısları şem’a ile göstermek mümkündür.
Bursalı İsmail Hakkı, Hızır Dede’nin Hacı Bayram halîfelerinden olduğunu yazıyorsa da eş-Şakâiku’n-nu’mâniyye’de Hacı Bayram halîfeleri arasında Hızır Dede’nin adı zikredilmemiştir. Sarı Abdullah Efendi, Hızır Dede’nin Akbıyık’tan ahz-ı tarîk ettiğini (şem’ada 3) Atâyî, Akbıyık’ın oğlundan (şem’ada 4) ve Hacı Bayram’ın halîfesinin halîfesinden, M. Sâmi Bey, Rüstem Halîfe’den (şem’ada 5) –ki bu zât Hacı Bayram halîfesi değildir–; Hulvî Mahmûd Efendi ise Akşemseddîn’in oğlu Hamdullah Çelebi’nin halîfesi Muhyî Efendi’den (şem’ada 1) inâbe aldığını kaydetmektedir.
Bu bilgileri değerlendirerek Harîrîzâde Kemâleddîn Efendi, Hızır Dede’nin Akbıyık’tan inâbe almış olmasının târihen daha uygun göründüğünü ifâde ediyor. Cemâleddin Server Revnakoğlu’nun da iştirak ettiği bu görüş doğruya en yakın olanı olsa gerektir.
Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları