Gençlik Takvâ ile Donanmazsa Geleceğini Nasıl Koruyabilir?
Eğitimin kalbinde takvâ olmadığında, gençlik hangi değerlerle ayakta kalabilir? Osman Nûri Topbaş Hocaefendi bu soruyla, gençliğin istikametini belirleyen en temel gerçeğe dikkat çekiyor.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, takvâsız bir eğitimin gençliğe gerçek bir istikamet kazandırıp kazandıramayacağına dair şu tespitlerde bulunuyor:
GENÇLİK, TAKVÂ İLE DONANMALI VE ÂHİRET ŞUURU İLE YAŞAMALI
–Unutmamalı ki;
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), en büyük zamanını gençliğin eğitimine ayırırdı.
Efendimiz (s.a.v.), onların her birini istîdatlarına göre inkişâf ettirirdi. Kimini kumandan, kimini muallim, kimini elçi olacak şekilde kabiliyetlerine göre yetiştirirdi.
Demek ki, istîdâdı doğru tespit ederek, vatanımıza, milletimize en faydalı olacağımız bir sahada kendimizi ve evlâtlarımızı yetiştirmeliyiz.
Ancak; takvâ, bütün eğitimin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Eğitimin kalbinde «takvâ» olursa; kişi, günümüzün birtakım musîbetlerinden, menfî hâllerinden, internetin, televizyonun ve sokakların zararlarından kendisini korur. Gençlik; şahsiyet itibarıyla çok faydalı, diri bir heyecan, feyz ve vecd içinde yaşar.
İçi-dışı berrak ve takvâlı yetişen bir genç, bayrağın ve vatanın da kendisine emânet olduğu duygusu içinde yaşar.
«Bu vatanı, Rabbim bana emânet olarak verdi. Ben de kendimden sonra gelecek nesillere bu emâneti hakkıyla muhafaza ederek bırakacağım!» şuuru ve vazife heyecanı içinde, gece-gündüz ter dökerek yaşar.
Bilir ki; takvâ içinde yetişen göz nuru nesiller, Allah’tan başkasından korkmaz ve asla ümitsizliğe düşmezler!..
Bilirler ki; bu cennet vatanın her köşesinde şu tarihî sadâ yankılanmaktadır:
“Ey şanlı nesil! Sen; Osman Gazi ve nesli gibi diğergâm, gönül eri ve kendisini Cenâb-ı Hakk’a adayan âbide şahsiyetlere sahipsen; Teb’asıyla mahkemeye çıkarak bütün dünyaya örnek bir adâlet anlayışı tevzî eden bir Fatih’in varsa; Hazret-i Mevlânâlar, Yûnuslar, Şâh-ı Nakşibendîler ve Hüdâyîler gibi Edebâlî Silsilesi hâlinde yüreklerini dergâh hâline getiren gönül erlerin ve onlardan feyz alarak izlerini takip eden güzel insanların varsa; Bir karıncanın hukukunu düşünen Kanunî Sultan Süleyman’ın varsa; Sînesi Kur’ân’la dolmuş analar, arslan yürekli yiğitler doğuruyorsa; Dünya, senin gözünde küçülmüş, âhiret saâdeti ve Allah rızâsı bir ideal hâline gelmişse; Asla ümitsizliğe kapılma!
Sen büyük bir milletsin!..”
İşte gençlik; bu hakikatleri asla unutmamalı...
Yine gençlerimiz şunu hiç unutmamalı ki; esas mektep, âhireti kazanma mekânı olan dünya hayatıdır.
Bu eğitimde, ikinci hak verilmez. Çünkü ömür, bir sefere mahsustur ve tekrarı da yoktur.
Bu fânî imtihan âleminde alınacak en mühim diploma; son nefeste alınan îman şahâdetnâmesidir.
O diplomayı alabilene ne mutlu!..
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık