Gençleri Doğru Örneklere Yönlendirmenin Yolu

ÇOCUĞUMUZ

Gençlerimizi; gerek tarihimizden, gerek zamanımızdan nümûne şahsiyetlerle buluşturmamız îcâb eder. Bunun yolu da onlara; sağlam bir din, dil ve tarih şuuru kazandırmaktan geçer.

Gençler hayatın başındadır. İnsanın öğrenme usûlünde fıtrî olarak bulunan taklit temâyülünün neticesinde, onlar da kendilerine birtakım örnekler seçer ve farkında olsalar da olmasalar da onları taklide yönelirler.

Bu duygular, doğru tevcih edilmezse; zamanımızda yaşandığı gibi, asla bir nümûne-i imtisal olmayan ecnebî futbolculara, hayatlarını fısk u fücur içinde geçiren şarkıcı ve oyunculara yönelir ve maalesef gençlerimizi kılıktan kılığa sokar. Âdetâ maskara eder.

Bu noktada, gençlerimizi; gerek tarihimizden, gerek zamanımızdan nümûne şahsiyetlerle buluşturmamız îcâb eder. Bunun yolu da onlara; sağlam bir din, dil ve tarih şuuru kazandırmaktan geçer.

Gençler; kendilerini ispatlamak, göze girmek ve tebrik edilmek isterler. Onları muvaffak oldukları başarılarda; aşırıya kaçmadan, tevâzu-vakar dengesini bozmadan, taltif ve tebrik etmek gerekir. En büyük tebrikin ise, Allah ve Rasûlü’nün takdiri olduğunu onlara aşılamak lâzımdır.

ALLAH'IN (C.C) SEVDİĞİ GENÇ

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur:

“Allah Teâlâ; çocukça (lâubâlî) davranışları olmayan, hayra yönelip hevâ ve hevesi terk eden, vakar sahibi, olgun genci sever.” (Ahmed, IV, 151)

“Allah Teâlâ, gençliğini Allâh’a itaat yolunda geçiren genci sever.” (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 65/1867)

Yine Sevgili Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; Allâh’a itaat eden ve İslâm ahlâkı üzere yetişen bir gencin, kıyâmet günü Arş’ın gölgesinde bulunacağını haber vermiştir. (Buhârî, Ezân, 36)

GENÇLİĞİN HEYECANI

Gençlik bir heyecan devresidir. Din de heyecanla yaşanır. Gençlikteki heyecan; ulvî ideallere tevcih edilebilirse, büyük muvaffakiyetlere vesile olur. Bunun için gençlerin, olgun ve reşîd büyüklerinin rehberliğinde yetiştirilmeleri îcâb eder.

Meselâ II. Murad, genç şehzâdesi Mehmed’i birçok âlime ve bilhassa Akşemseddin Hazretleri’nin terbiyesine teslim etti.

Toplumda Akşemseddinler varsa, ardından muhakkak Fatihler yetişir. Bunun için toplumda Akşemseddinler yetiştirmenin gayretinde olalım ki, arkamızda İslâm dünyasının mefâhiri olacak gençler yetişsin.

Fatih, henüz çocuk yaştayken, fetih plânları ve rüyalarıyla yoğruldu. İstanbul’u fethettiğinde ise sadece 21 yaşındaydı.

Şair, Fatih’in yaşına işaretle gençliğe şöyle seslenir:

Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini...

Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?

Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini,

Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Nisan, Sayı: 254