Fetret Devri’nde Osmanlı Halkının Tutumu ve Basireti
Fetret Devri’nde şehzadeler arasındaki taht mücadelesi karşısında Osmanlı halkının örnek sağduyusu ve basiretli tavrı.
Osmanlı’nın fetret devrinde, şehzâdelerin mücâdelesinde halk, bugünküyle kıyas edilemeyecek derecede sağlam, olgun ve târih şuuruna hâkim bir hâldeydi ki hiçbir şehzâdeye tarafgîr olmayarak, onlar arasında cereyân eden kavganın neticesini beklemeyi tercîh etmişlerdi.
FETRET DEVRİ’NDE OSMANLI HALKININ BASİRETLİ TAVRI
Bu sebeple, o zamânın pâyitahtı Bursa şehrinin varoşlarına gelmiş olan Mûsâ Çelebi’ye halk, temsilcilerini göndererek şöyle demiştir:
“–Biz hiçbirinize ne taraftar, ne aleyhtârız! Siz kardeşler, aranızdaki mes’eleyi hâlledin! Bizi bu kavgaya bulaştırırsanız, bir daha kapanması imkânsız yaraların açılmasına sebep olursunuz. Her birinizin emrindeki askerlerin siz şehzâdelerine sadâkati bir vicdan borcudur. Ancak sizden istirhâmımız; bu ihtilâfın, millet fertlerini bölmesine mahal vermemenizdir...”
Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını önleyen en müessir güçlerden biri de, halkın bu basîreti, dirâyeti ve sağlam karakteridir. Aksi hâlde, birçok toplumda görüldüğü üzre, herkes parti tutar gibi mutaassıbâne bir sûrette bir lidere körü körüne bağlanır ve millet efrâdı arasına kan ve kin girerdi.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları