Fâizin Her Türlüsü Haramdır!
Faiz yiyenler mahşerde nasıl kalkacak? Faiz konusunda ayet ve hadisler bizleri nasıl uyarıyor?
Ribâ / fâiz; umumî bir tarifle ticarette taraflardan birine, akdin gerektirmediği bir fazlalığın şart koşulmasıdır.
Paranın malla değişimi ticaret, paranın parayla fazlalık ilâve ederek değişimi ise fâizdir.
Gafil ve fâsık insanların düştüğü bir dalâleti hadîs-i şerif şöyle bildiriyor:
“Benim ümmetimden bazıları başka isimler altında mutlaka şarap içeceklerdir…” (Nesâî, Eşribe, 41; İbn-i Mâce, Fiten, 22)
Hâlbuki bir haram, adını değiştirmekle helâl olmaz! Çünkü lâfza ve isme değil, delâlet ettiği mânâya itibar edilir.
Adına nemâ, promosyon, kredi vs. demekle fâizin haramlık hükmü değişmez. Tıpkı rüşvete hediye, zinâya flört demekle haramlığın değişmeyeceği gibi.
Bazı gafil kimseler de;
“–Kur’ân’da yasaklanan ribâ, borcun kat kat artırıldığı tefecilikten ibarettir. Günümüzde bankaların fâizleri ribâ değildir.” gibi lâkırdılarla, fâizin haramlığını halk nazarında gevşetmeye çalışmaktadır.
Bu bir çarpıtmadır. Zira İslâm; fâizi de, içkide olduğu gibi, kademe kademe, tedrîcî olarak dört âyet-i kerîme ile yasaklamıştır.
FAİZ YİYENLER MAHŞERDE NASIL KALKACAK?
Son ve kesin yasaklama ise şu geniş âyetlerle geldi:
“Fâiz yiyenler, mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi (cinnet hâlinde perişan şekilde) kalkarlar. Bu, onların; «Alışveriş de fâiz gibidir!» demelerindendir.
Oysa, Allah alışverişi helâl, fâizi ise haram kılmıştır.
Artık kime Rabbinden bir öğüt gelir de fâizcilikten vazgeçerse, geçmişi kendisinedir, onun işi (bağışlanması) Allâh’a aittir.
Kim de fâizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir ve orada ebedî kalacaklardır.
Allah, fâizi mahveder, sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.” (el-Bakara, 275-276)
Rivâyete göre; bu âyetlerin henüz kapanmamış hesapları şümûlüne almadığını zannedip, eski fâizleri talep edenler oldu. Bunun üzerine şu müteâkip âyetler nâzil oldu:
“Ey îmân edenler! Allah’tan korkun; eğer inanıyorsanız, fâizden artakalan kısmı bırakın!
Şayet böyle yapmayacak olursanız, bunun Allah ve Rasûlü’ne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin.
Eğer tevbe eder de (fâizden vazgeçerseniz), sermâyeleriniz sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar, ona mühlet verin. Eğer bağışlarsanız, bilesiniz bu sizin için ne kadar hayırlıdır.
Allâh’a döndürüleceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazancının eksiksiz kendisine verileceği günden korkunuz.” (el-Bakara, 278-281)
Fâizle ilgili son nâzil olan âyetler bunlardır ve bu âyetlerle her türlü fâiz kesinlikle haram kılınmıştır.
Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Vedâ Hutbesi’nde şöyle buyurdu:
“Câhiliyyeden kalma her şey ayağımın altındadır! Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır; ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerekir. Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız! Allâh’ın emriyle fâizcilik artık yasaktır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib’in oğlu (amcam) Abbâs’ın fâizidir.” (Bkz. Ebû Dâvûd, Menâsik, 56)
Bu âyet ve hadislere rağmen, kimi gafiller;
“–Dâru’l-harpte câizmiş.” diyerek, kimileri;
“–Nasıl olsa enflâsyon farkına fetvâ varmış.” diyerek, kimileri;
“–Bu; fâiz değil, bankanın hediyesi, promosyonu, dosya ücreti…” diyerek bu uhrevî vebâli yükleniyorlar. Böylece âhirzamanla alâkalı ifade edilen, fâizin tozuna bulaşmayan kalmıyor. Cenâb-ı Hak muhafaza buyursun…
Mesele herkesin yeterince anlamadığı iktisâdî bir mevzu olduğu için, kafaların karışması da mümkündür. Bu sebeple Hazret-i Ömer’in şu sözüne ittibâ etmek lâzımdır:
“Fâizi ve fâiz şüphesi olan şeyleri terk edin!” (İbn-i Mâce, Ticârât, 56)
Bilhassa ticaret ehlinin, fıkıh bilen istikamet ehli hocaefendilere müracaat etmeleri lâzımdır.
Birçok tecrübe ile şâhitlik edilmiştir ki;
Fâizle iştigal eden bir müslümanı iki kötü neticeden biri bekler:
- Ya onun bütün malı yok olur. Bu durum ehven olanıdır. Çünkü Allah onu dünyada cezalandırıp, pişman olmasını temin etmek istemiş demektir.
- Yahut da onun malı artar, tekrar tekrar fâize bulaşır. Artık fâizin haramlığını inkâr noktasına gelir. Kişinin îmânı gider. Bu da Allâh’a savaş açan âciz insanın hazin sonudur.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Kasım, Sayı: 249