Eşim Beni Rencide Eden Sözler Söylüyor, Tavsiyeniz Nedir?
“Eşim beni rencide edici sözler söylüyor, ne tavsiye edersiniz?”
Karı koca arasında problemlerin temelinde, görebildiğim kadarıyla karşılıklı beklentilerin oluşması vardır. Hâlbuki kadının da kocanın da görevi, ilk görevi, öncelikli görevi Allah’ı memnun etmektir, Allah’ın rızasını kazanmaktır ve hem beyin hanımını hem hanımın beyini Allah’ın bir emaneti olarak görmeleridir. Birbirlerine karşı vazifelerini yerine getirirken Allah’a kulluk şuuruyla bunu yapmalarıdır.
En Değerli Harcama
Çünkü mesela Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm buyuruyor ki: “Bir insanın en değerli harcaması çoluğuna çocuğuna yaptığı harcamadır.” (Müslim, Zekât, 39) Hani markete gidiyorsun, çoluk çocuk için öteberi alıyorsun, eve getiriyorsun, dolaba koyuyorsun; Allah için yapılmış en değerli sadaka, en değerli harcama oluyor. Hanımınla birlikte oluyorsun, muhabbet hâlinde oluyorsun; bu sevap oluyor. Dolayısıyla hanım da kocasıyla beraber olduğunda, onu memnun ettiğinde bir ibadet hükmünde oluyor ki sevap alıyor bundan.
Sizin İçin Sevap Vardır
“Ya Resûlallah!” diyor sahâbe efendilerimiz, “Bizden biri hanımıyla, çok affedersiniz, bir ilişkiye girdiğinde bundan sevap mı oluyor?” diyor. Hani hâlbuki bunu kendi zevki için yapıyor. Kadın erkekle, erkek kadınla; neyse yani, böyle bir zevk aldığımız bir şeyden dolayı bir de Cenâb-ı Allah üstüne sevap mı veriyor? Efendimiz diyor ki: “Evet.” diyor. “Bunda şaşılacak ne var?” diyor. “Haramla bu ihtiyacını görse günah almıyor muydu? Helalle görünce de sevap alıyor.” diyor. (Müslim, Zekât, 53)
Dolayısıyla evlilik ilişkisinde, evlilik hayatında temel beklenti Allah’ı memnun etmek olmalı ve Allah’a kulluk olmalı. Kadın kocasına hizmetini, koca hanımına hizmetini Allah’a kulluğun bir gereği olarak yapmalı. Çünkü Cenâb-ı Allah diyor ki: “Onları Allah’tan sağlam bir misak ile aldınız.” (Nisâ, 21) Yani evlilik bağı, birbirine bağladığı sağlam bir bağla bağlanmaktır.
Yani düşünebiliyor musunuz? Evlilikten önce birbirine yabancı olan, birbirine bakması, tutması haram olan iki insan; evlilikle beraber birbirlerine neredeyse sıfır derece yakınlaşmaya kadar her şeyin serbest olduğu bir ortama evriliyor. Dolayısıyla burada kadın kocasına yaklaştığında, koca hanımına yaklaştığında bir ibadet niyetiyle bunu yapmalı.
Kocamdan Niye İzin Alacağım?
Şimdi mesela deniyor ki: Kadın nafile oruç tuttuğunda kocasından izin almalı. “Kardeşim, oruç tutacağım Allah için, kocamdan niye izin alacağım?” Eğer sen bu orucu sevap için tutuyorsan, kocandan izin alman 3 sevap alacağına 300 sevap almanı doğuruyor. Ya matematik açık ortada; ya 3 sevap mı istersin, 300 sevap mı istersin? Ya sayılara takılmayalım hocam. Şimdi biri kalkar der ki: “Nereden çıkarttın bu 300’ü?” Dolayısıyla sayılara takılmayalım ama kadının kocasını memnun etmesi Allah için bir ibadettir. Kocanın da karısını memnun etmesi Allah için bir ibadettir. Niye? Allah, “Benim adıma verilen bir sözle sen bu hanımı aldın.” diyor. Yani tabiri caizse “Benim sözüm var.” diyor. “Sen benim sözümü çiğneyip hanımına zulmedersen buna ben müsaade etmem.” diyor.
İkinci Evlilik Bahsiyle Zulmetme
Şimdi eğer haklı veya haksız… Mesela beyefendiye desek: “Ya böyle yapma, hanımına ikinci evlilik muhabbetini açıp durma.” desek, o da diyecek ki: “Allah iki, üç, dördü almayı serbest bırakmamış mı?” Eee, serbest bırakmış. Al o zaman kardeşim! Yani muhabbetini niye yapıyorsun? Alsan hakkını kullandın. Muhabbetini niye yapıyorsun? Biliyorsun ki bu kadın bundan rencide oluyor, bundan huzursuz oluyor. Kardeşim, bu peygamber hanımı da olsa üzerine kuma gelmesinden rahatsız olur. Rahatsız olmak ayrı bir şey… Basri hocam, kabullenemezsin.
“Bu haramdır, evleneceğine git, affedersin, ihtiyacını herhangi bir şekilde gör.” diye söyleyen kadınlar var, Allah muhafaza etsin. Yani “Helale gitme.” diyor, “Haram; ne yaparsan yap, beni ilgilendirmiyor.” Şimdi bu çok hassas bir mesele. Durduk yere insanın diniyle imanıyla oynaması meselesi.
Ama yani erkeksen kadının bu bam teline basma kardeşim. Yani bu kadınların hassas olduğu bir nokta. Ama dünyada öyle örf olduğu yerler de var. Mesela gidiyorsun Batı Afrika’ya; orada bir yerleşik örf var. Evlendiğin hanım zorla seni ikinci hanımla evlendiriyor. Niye? O zaman bizdeki kaynana statüsüne geliyor birinci hanım, “first lady” oluyor. Toplumda yerleşmiş bir gelenek, bir adet, kültür farkı; bir kültür orada geçiyor. Ama aynı hanımı İstanbul’a getirdin mi buradaki kültür ağır basıyor.
Yani ben öyle aileler biliyorum; hanımcağız kocasının ikinci evliliğine, üçüncü evliliğine, dördüncü evliliğine razı. Ama öyle bir toplum baskısı, öyle bir zorbalama var ki kadın sanki veremli, cüzzamlı muamelesi görüyor. Kadına da hayat zehir oluyor, adama da zehir oluyor. Dolayısıyla iki evli olup da “Ben huzurluyum.” diyen bir adamı görmedim. Hakikaten “İyi ki yaptım, size de tavsiye ederim.” diyen birini görmedim. Dolayısıyla durduk yere insanın kendi huzurunu bozmasının, hanımının huzurunu bozmasının bir âlemi yok.
Benim Paramı Yiyiyorsunuz
Bir diğer mesele de şu: “Ben ailenin geçimini sağlıyorum, benim paramı yiyorsunuz.” E kardeşim, niye bana vermiyorsun parayı da hanımına, çoluğuna çocuğuna veriyorsun? Bu al gülüm ver gülüm meselesi. O senin karın olmasa, senin çocuğun olmasa harcar mısın? Kaldı ki Allah “Erkeksen harcayacaksın.” diyor. Yani insan bir görevini yapıyor diye bunu kalkıp başa kakmaz. Bu doğru bir davranış değil.
Eşim Beni Rencide Eden Sözler Söylüyor, Tavsiyeniz Nedir?
Ama ablama, yengeme neyse tavsiyem: Boşuna uğraşmasın. “Ben hanımı ne dersem ikna ederim.” Kendini ikna etmeye baksın. Allah’la arasını iyi tutsun. Allah’la arasını iyi… Biraz kocaya da bir şeyler söyleyin hocam. Zaten söylediniz de yani biraz empati yapsın, böyle yapmasın.
“Hocam ben hanıma söyledim, sen de kocaya söyle.” Lafımızı dinleyecekse söyleyelim. Fakat mesele burada: Bu hanım ablamız Allah’la arasını iyi tutsun, Cenâb-ı Allah’a iltica etsin, dua etsin. “Kalpler, Cenâb-ı Allah’ın Rahmân’ın iki parmağı arasındadır.” (Tirmizî, Kader, 7)
Dolayısıyla Cenâb-ı Allah böyle lüzumsuz konuşmalardan bu kardeşimizi de, beyefendiyi de, bizi de, bütün ümmet-i Muhammed’i de muhafaza eylesin.
Asıl olan, karı koca ilişkisinde güzel ve iyi geçim kurallarını işletmektir. Ama şunu da unutmamak lazım gelir ki eskilerimizin, büyüklerimizin bir sözü var: “İki iyi insan kavga etmez. Bir iyi bir kötü de kavga etmez.” Dolayısıyla eğer bir yerde bir kavga varsa, bir tatsızlık varsa iki tarafta da kusur vardır.
Ama başkasını değiştirmek zordur, Basri hocam. Ama ben kendimi değiştirebilirim. Ben şimdi bakıyorum, “Ben de şu şu problemler var.” diyorum. Bunları düzeltebilsem o melaike gibi biri olacağım. Uğraşıyorum ama olmuyor. Kolay olmuyor birden. Olmuyor… Belki ölmeden önce nasip olur diye dua ediyorum.