Efendimiz'e Yakınlık Saadeti ve Gönül Serveti
Abdullah Sert Hocaefendi’nin anlatımıyla; dünya mülkünü Resûlullah (s.a.v) yakınlığına feda eden Sahabe Selît'in ibretli kıssası ve imanda idrakin önemi.
Sahabe Selît (r.a.), kendisine tahsis edilen arazinin işleri sebebiyle Resûlullah Efendimiz’in sohbetinden mahrum kaldığını fark edince, mülkü derhal iade etmiştir. Abdullah Sert Hocaefendi'nin vurguladığı bu ihlas örneği; gerçek imanın, Peygamber sevgisini her türlü dünya menfaatinin üzerinde tutmakla mümkün olduğunu hatırlatmaktadır.
DÜNYA MÜLKÜNDEN NEBEVÎ MUHABBETE: SAHABE SELÎT (R.A.)
Resûlullah Efendimiz, ensardan faziletiyle anılan Selît isimli bir sahabiye bir toprak parçası ikta eylemişti. Yani mülkiyeti beytülmale ait bir araziyi kullanması için tahsis etmişti. Bunlara "arazi-i mukataa" deniyor. Malum, bizim medeniyetimizde de vakıf hukukunda mülkiyet beytülmale ait ama kullanma hakkı şahıslara tahsis edilmiş oluyor.
Selît, o araziye gidip birkaç gün orada kaldıktan sonra döndü. Kendisine; "Sen gittikten sonra Kur'ân-ı Kerîm'den şu ayet ve sureler nazil oldu, Resûlullah Efendimiz şu hükümleri beyan etti." denilince Selît derhal Resûlullah Efendimizin huzur-u âlilerine çıktı:
"Beni Sizden Uzaklaştıracak Bir Şeye İhtiyacım Yok"
— "Ya Resûlallah! Bana tahsis ettiğiniz şu toprak parçasıyla meşguliyet beni sizden mahrum etti. Evet, ne güzel bana bir toprak verdiniz; yiyoruz, içiyoruz içinden fakat bu defa toprakla uğraşırken sizden mahrum kaldık. Onu benden tekrar kabul buyurunuz. Beni sizden uzaklaştıracak bir şeye benim ihtiyacım yok!" dedi.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) o araziyi ondan tekrar geri kabul etti. Madem istemiyorsun, benim yanımda olmayı tercih ediyorsun; peki... Şöyle bir soru olacak: Acaba neyle geçiniyordu? Herhalde o toprak çok meşgul eden büyük bir işti, "Bana daha küçük bir iş yeter." dedi sahabi.
ASR-I SAADET’TE CANLARDAN ÖNCE GELEN SEVGİ
Yani hisse şu ki; ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz: "Peygamber, müminlere kendi canlarından daha önce gelir." (el-Ahzâb, 6) buyurmaktadır.
Bunun içindir ki Peygamber Efendimizi (s.a.v.) canlarından çok seven ashab-ı kiramın gönlündeki hiçbir sevgi; Allah ve Resûlullah sevgisinin önüne geçmedi. Ne mal mülk ne çoluk çocuk ne de can sevgisi... Zira bunların hepsi dünyada kalacak; Allah ve Resûlü’nün sevgisi ise ebedî saadet sermayesi olacaktır.
EN BÜYÜK GÖNÜL SERVETİ: RESÛLULLAH’I TANIMAK VE İDRAK ETMEK
Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz bizim de en büyük gönül servetimizdir.
Fani Nimetlerden Sonsuz Huzura Giden Yol
Düşünmeliyiz ki bütün dünya nimetleri bizim olsa fakat Allah Resûlü'nü tanımamış olsaydık bunun ne kıymeti olurdu? Zira bu dünyadaki ömrümüz de dünyadaki faniliğe mahkûm. Fakat Resûlullah Efendimizi yakından tanıyıp ona canı gönülden tabi olmanın getireceği huzur ve saadet ise sonsuzdur.
Resûl-i Ekrem Efendimizi tanımak ve idrak etmek, Hakk’a kullukta en mühim basamaktır. Onu anlamadan, onu tanımadan, onun izinden gitmeden ve onun gönül dokusundan hisse almadan ne imanımız tam bir iman olur ne de Kur'ân'ı tam olarak idrak edebiliriz. Bütün iş; Allah Resûlü (s.a.v.) Efendimizi tanımaya ve idrak etmeye gayret etmektir.