Ebedî Kurtuluşun Şifresi: Huşû ve İhsan Şuuruyla Namaz

İHSAN

Namazı "namaz kılmış olmak" için mi kılıyoruz? Efendimiz’in (s.a.v.) "Sen namaz kılmış olmadın" uyarısı ekseninde; huşû, ihsan şuuru ve ebedî kurtuluşun (felâh) kapılarını aralayan hikmetli bir inceleme.

Mü’minlere felâhı, ebedî kurtuluşu müjdeleyen Mü’minûn Sûresi’nin ilk on âyetinde beş vasıf sayılmaktadır.

EBEDÎ FELÂHIN İLK ADIMI: MÜ’MİNÛN SÛRESİ VE BEŞ VASIF

Bu beş vasıf, İslâm şahsiyetinin ayrılmaz mîyârı ve esaslarıdır. Bu vasıfların birincisi huşû ile kılınan namazdır:

“Mü’minler felâh buldu. Onlar ki namazlarını huşû ile kılarlar.” (el-Mü’minûn, 1, 2)

Namazda Huşûya Ulaşmak

Cenâb-ı Hak’la dostluğu elde edenler. Namazla kötülükten, çirkinlikten muhafaza olanlar... Namazlarını beden ve gönül âhengi ile kılanlar...Secdelerde O’na yaklaşanlar. Cenâb-ı Hakk’ın; «Secde et ve yaklaş!» (el-Alak, 19) emrine gönülden uyanlar...

İşte bunlar ebedî felâha kavuşanlar...

Demek ki namazda huşûya ulaşmak; namazı, beden ve kalp âhengi içinde kılabilmek, kurtuluşumuz için zarûrî. Bir mü’min mutlaka namaz kılmalı ve bu namazı Hakk’ın huzûrunda durmanın îcâb ettirdiği îtinâ ve kalp huzûru ile edâ etmeli.

"DÖN VE YENİDEN KIL!": TADÎL-İ ERKÂN VE PEYGAMBERÎ İKAZ

Namazın fıkhî şartı nasıl tahâret ve abdest ise, mânevî şartı da Cenâb-ı Hak ile kalben beraberliktir. Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, namazın bu îtinâ ve iştiyâk ile edâ edilmesi üzerinde bilhassa dururlardı. Buyururlardı ki:

“Namaz gözümün nûrudur.” (Nesâî, İşratü’n-Nisâ, 1)

Asr-ı saâdette bir şahıs Mescid-i Nebevî’ye geldi ve tâdîl-i erkâna riâyet etmeksizin, alelacele, paldır-küldür bir namaz kıldı. Onun bu hâlini gören Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

“Dön ve namaz kıl! Çünkü sen namaz kılmış olmadın.” buyurdular. Adam gitti tekrar kıldı. Fahr-i Kâinât Efendimiz tekrar;

“Dön ve namazı doğru kıl! Çünkü sen yine namaz kılmış olmadın.” buyurdular.

Adam üçüncüde gelip doğrusunu bilmediğini arz ederek, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den kendisine rızâ-yı ilâhîye uygun namaz kılmayı öğretmesini rica etti. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de ona namazın esaslarını öğretti. (Tirmizî, Salât, 110; Ebû Dâvûd, Salât, 143-144)

Namaz Hırsızlığından İhsan Şuuruna

Demek ki, namazı mecburiyet savar bir şekilde kılmamak lâzım. Çünkü Peygamber Efendimiz;

“En kötü hırsızlık, namaz hırsızlığıdır.” (Muvatta’, Kasru’s-salât 72) buyuruyor.

Cenâb-ı Hakk’ın huzûrunda olduğunu bilerek, ihsan şuuruyla namaz kılmak, Müslüman şahsiyetinin en mühim ferdî ve dînî esâsıdır. Rabbimiz, Hakk’ın huzûrunda kıyamda durma şuurunun, Müslümanın her saniyesine yayılmasını arzu etmekte, onu her an faydalı şeylerle meşgul olmaya çağırmaktadır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık