Dünyâda Sakat Kalanların Cennette Hayâtları Nasıl Olacak?

Sorularla İslam

Dünyâda sakat kalanların cennette hayâtları nasıl olacak?

Cennet umudu taşıyan mü’minler, dünyevî hiçbir şeyi olumsuz olarak değerlendirmezler. Çünkü mü’min olarak vefât edebilen engelli kişiler Cennet’te, Allâh’ın rahmetiyle, sonsuza kadar üzüntü, sıkıntı, endişe gibi duygulardan uzak yaşayacaklardır.

Dünyâda var olan her şey, imtihânın bir gereği olarak özellikle eksik ve kusûrlu yaratılmıştır. Peygamberimiz (s.a.s) kişinin ancak Cennet’e girdiğinde gerçek anlamda râhata kavuştuğunu haber vermiştir. Bu yüzden bu dünyâda iken Mü’minler, dünyâda karşılaştıkları tüm zorluk ve sıkıntılara güzel bir sabır gösterir, Allâh’a tevekkül ederler.

Allâh, dünyâda iken sakat olan kişiyi Cennet’te onun en hoşuna gidecek sûrette yaratacaktır. Üstelik bu güzellik, tek bir sûretle sınırlı değildir. Allâh, Cennet’teki kullarına istedikleri zamân arzû ettikleri bedenî seçebilecekleri bir imkân verecek, bu şekilde Cennet ehli her istediğinde farklı bir güzelliğe sâhip olabilecektir. Âyet-i kerîmede Rabbimiz, cennet hayâtını şöyle ifâde etmektedir:

“... Orada nefislerinizin arzûladığı her şey sizindir ve istediğiniz her şey de sizindir.”[1]

Peygamber Efendimiz (a.s), mü’minlerin, Cennet’teki çarşılardan beğendikleri sûrete gireceklerini bir hadîsinde şöyle haber verir:

“Cennet’te bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sâdece erkek ve kadın sûretleri vardır. Adam bunlardan bir sûret arzû ederse o sûrete girer.”[2]

Bir insân, bu dünyâda sakat olsa da, sonradan sakat kalsa da îmân edip sabrederek ve sâlih amel işleyerek Cennet’e girdiğinde en güzel şekilde yaratılacaktır. Çünkü Cennet’liklerin otuz-otuz üç yaşlarında ve benzersiz güzellikte yaratılacağı, güzellikleri ve gençlikleri ebedî olacak olan ay yüzlü mü’mînler için burada ne hastalık, ne fakîrlik, ne de başka bir sıkıntının söz konusu olacağı âyet ve hadîslerde bildirilmiştir. Orada dünyâdaki sakatlık ve kusûrlarından hiçbir eser kalmayacaktır. Yorulma ve sıkılma söz konusu olmayacaktır.

Ensârdan Seleme oğullarının başkanı Amr bin Cemûh, topal iken Uhud savaşına katılmış ve şehit düşmüştü. Rahmet Peygamberi (a.s), savaş esnâsında onu gördüğünde ona şöyle demiştir: “Ben sanki seni Cennet’te bu ayağın iyileşmiş bir vaziyette yürürken görüyor gibiyim.”[3]

Muâz b. Cebel’den -Allâh ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallâhü aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Cennet’likler, vücûdunda hiçbir kıl olmayan, bıyığı çıkmamış, sakalı bitmemiş ve yaratılıştan gözleri sürmeli, otuz veyâ otuz üç yaşlarında kimseler olarak Cennet’e gireceklerdir.”[4]

Ebû Hüreyre’den -Allâh ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallâhü aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur “Cennet’e giren, orada kalıcı olur, ölmez. Müreffeh bir hayât sürer, sıkıntı ve yokluk çekmez. Elbiseleri eskimez. Gençlikleri yok olmaz (zamânın geçmesiyle yaşlanmaz, bunamaz ve değişikliğe uğramazlar).”[5]

Ebû Hüreyre’den -Allâh ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallâhü aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Cennet’te (Cennet’liklere) bir münâdi çağrıda bulunarak şöyle seslenir: Sizler dâima sıhhatli olacaksınız, aslâ hastalanmayacaksınız. Sizler dâima yaşayacaksınız, aslâ ölmeyeceksiniz. Sizler dâima gençler olarak kalacaksınız, aslâ yaşlanmayacaksınız. Nîmetler içerisinde (müreffeh bir hayât) yaşayacaksınız. Aslâ sıkıntı ve yokluk çekmeyeceksiniz. Nitekim bunu doğrulayan Allâh -azze ve celle-’nin şu sözüdür: ‘Onlara: (Dünyâda) yapmış olduğunuz sâlih amellerinize karşılık olarak ona vâris kılındığınız Cennet işte budur! diye seslenilir.’”[6]

Dipnotlar:

[1] Fussilet: 41/31.

[2] Tirmizî, “Cennet” 15.

[3] Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 299.

[4] Tirmizî, “Cennet” 13 (2545); Ahmed b. Hanbel, (7920).

[5] Tirmizî, “Cennet” 2 (2526); Dârimî; (2717).

[6] Müslim; “Cennet” 9 (2837); Ebû Dâvûd, “Tıb” 1; Tirmizî, “Tıb” 2; İbni Mâce, “Tıb” 1; Ahmed b. Hanbel, IV, 278.