Cenâb-I Hakk’a Yaklaşabilen Varlıkların En Yakını

İbadet Hayatımız

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri de der ki: “Gönül/kalp, Allâh’ın komşusudur. (Kalp, nazargâh-ı ilâhîdir.) O’nun mukaddes Zât’ına kalpten daha yakın bir şey yoktur. O hâlde ister âsî mü’min olsun ister takvâlı mü’min olsun, kalbe eziyet etmekten sakınınız! Çünkü komşu âsî de olsa himâye edilir. Aman bundan uzak durun! Zira küfürden sonra, kalbe eziyet etmek kadar Allah Teâlâ’nın incinmesine sebep olan başka bir günah yoktur. Zira kalp, Cenâb-ı Hakk’a yaklaşabilen varlıkların en yakınıdır.” (Mektûbât, III, 326, no: 45)

Hadîs-i şerifte, Cenâb-ı Hakk’ın kullarının kalplerine nazar kıldığı buyurulmuştur. Bu hikmetten hareketle Hak dostları, kalbe büyük ehemmiyet vermişlerdir.

Cenâb-ı Hak;

  • Hizmet edenin kalbine de bakacak, onun bu hizmeti ihlâsla mı riyâ ile mi, kibirle mi tevâzu ile mi gerçekleştirdiğini görecektir.
  • Hizmet edilenin kalbine de bakacak, incitildi mi, yoksa haysiyetini rencide etmeden hürmetle mi muâmele edildi, sevinip râzı oldu mu, yoksa kalbi kırık mı kaldı, bunları ve sebep olanları görecektir.

Yûnus Emre ne güzel söyler:

Gönül Çalab’ın (Allâh’ın) tahtı,

Çalab gönüle baktı,

İki cihan bedbahtı;

Kim gönül yıkar ise!

Bezmiâlem Vâlide Sultan’ın bir vakfı çok câlib-i dikkattir. Bu vakıf; hizmetkârların çalıştıkları yerde kırdıkları veya zarar verdikleri eşyayı tazmin ederdi.

Böylece müstahdemlerin azarlanıp haysiyetlerinin rencide edilmemesi ve kalplerine bir diken batırılmaması temin edilmiş olurdu.

Diğer taraftan iş sahiplerinin de çalışanlarını azarlayarak kul hakkı vebâline girmemesi sağlanırdı.

Vicdânî derinlik ve nezâkette ulaşılan bu ufka, acaba günümüzün materyalist ve menfaatperest insanının hayali bile ulaşabilir mi?..

ALLAH KALBE NAZAR EDER

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri de der ki:

“Gönül/kalp, Allâh’ın komşusudur. (Kalp, nazargâh-ı ilâhîdir.) O’nun mukaddes Zât’ına kalpten daha yakın bir şey yoktur.

O hâlde ister âsî mü’min olsun ister takvâlı mü’min olsun, kalbe eziyet etmekten sakınınız! Çünkü komşu âsî de olsa himâye edilir.

Aman bundan uzak durun! Zira küfürden sonra, kalbe eziyet etmek kadar Allah Teâlâ’nın incinmesine sebep olan başka bir günah yoktur. Zira kalp, Cenâb-ı Hakk’a yaklaşabilen varlıkların en yakınıdır.” (Mektûbât, III, 326, no: 45)

İnsanları idare etme mes’ûliyetini deruhte edenlerin de bu edepleri gözetmeleri pek mühimdir. Zira yüksek mevkiler, insana büyüklük duygusu verebilir. Cenâb-ı Hakk’ın en çok gazap ettiği kötü huy kibirdir.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; Mekke’yi fethettiğinde şehre muzaffer bir kumandan edâsıyla değil, devesinin üzerinde âdetâ secde eder vaziyette girmiştir. Karşısında titreyen hemşehrilerine, kendisini;

“–Ben bir kral değilim. (Fakirlikten dolayı) kurumuş et yiyen komşunun yetimiyim... (Ben de sizlerden biriyim.)” diyerek tanıtmış ve gönülleri ferahlatmıştır. (Bkz. İbn-i Mâce, Et‘ime, 30)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Temmuz, Sayı: 257