Burkina Faso'da İslam'ı Kabul Eden Köylerde Hayat Nasıl Değişti?

HİDAYET ÖYKÜLERİ

Burkina Faso'da İslam'ı kabul eden köylerde yaşanan değişim; ibadet hayatından sosyal düzene, aile yapısından yeni nesillerin yetişmesine kadar uzanan yönleriyle anlatılıyor.

Allah kitabı keriminde “Bir toplum kendi özündeki nitelikleri değiştirmediği sürece, Allah onların durumunu -ister iyilik, ister kötülük yönünde olsun- değiştirmez” (Rad 11) buyurur. Nebiyyi Muhterem sallallâhu aleyhi ve sellem de hep insanların kalbini değiştirmeye odaklanmıştır. Önce kalplere yerleşen putları temizletmiş, akabinde diğerlerinin temizlenmesi daha kolayca ve kendiliğinden olmuştur.

BURKİNA FASO'DA İSLAM'I KABUL EDEN KÖYLERDE HAYATA YANSIYAN DEĞİŞİMLER

 Rabbimizin bir süre kalma ve içinde bulunma fırsatı verdiği Burkina Faso’ya geçen ay kısa bir ziyaret yapma imkânımız oldu. Bu ziyaretimizde İslam'ın gürültü ve görüntüden uzak ama hem ferdi hem de sosyal alana sirayet eden büyük değişimleri gerçekleştirdiğini memnuniyetle müşahede ettik.

Ezanın okunmadığı, insanların geleneksel putlarına taparak yaşadıkları bir toplum yapısı vardı burada. Putlar onların sadece iman ve ibadetini düzenlemekle kalmamıştı. Aynı zamanda aile, ticaret ve diğer tüm sosyal hayatı da o normlara göre düzenlemişlerdi. Hal böyle olunca da ahlak diye bir kavramı görmek zor oluyordu.  

Aslında putlara tapan hiç bir toplum gerçekte putlara inanmamış ve onlara tapınmamıştır. Hepsi de nefsinin arzularını ön plana almış, nefsani hazlarını önemsemiş ona göre bir hayat düzeni kurmuştur. Rabbimiz bu konuyu şöyle dile getiriyor; “Arzu ve tutkularını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Şimdi, onun inkârından sen mi sorumlu olacaksın? (Furkan 43)

Tarihin her döneminde onlar, putların bir kudrete sahip olmadığını bilmiş ama zihinlerinde oluşturdukları fanteziye inanarak ve onun arkasına sığınarak arzuladıkları şeyleri yapmak işlerine gelmiştir. Köyün birisinde imana davet ettiğimiz yaşlı bir adam, “Bu sene çok kurban kestik yalvardık ama bizim putlar bize yağmur vermedi / veremedi. Onlardan bir hayır geleceği de yok. Müslüman olayım da sizin rabbinize dua edeyim…” demişti.

 Bu güruh için putlar, hep arkasına sığınılan birer paravan olmuştur. Burkina Faso’da da durum farklı değildi. Halkının bir kısmının Müslüman olduğu bir köyde İslam’la şeref bulamamış köyün eskileri, bizim köyün sokaklarına girmemizi bile istememişlerdi. Zira bir Müslümanın ayak izinin bile oradaki müesses nizam için tehlike oluşturacağının bilincindeydiler.

Bundan altı yıl kadar önce İslam dininin şeref verdiği köylerde kadınlar çok değişmiş. Kıyafetlerine bakınca “buraya İslam gelmiş” diyorsunuz. Suya ulaşmanın zorluğu bahanesiyle hayatı hep doğal halinde yaşayan ve temizlik konusunda cidden sıkıntılı olan bölge halkında temizlik bir alışkanlık ve kültür olmuş. İslam dinini tebliğ eden ekip, olanlara hep Kaf dağının ardındaki Zümrüd-ü Anka’dan bahseder gibi ulaşılması zor şeyleri anlatmamış. Temizlik demiş ama mescidin yanına kuyuyu da açmış. Ulaşımın kolaylığı, örneklerin varlığı, başarının ödüllendirilmesi büyük bir dönüşüm ateşinin fitillini yakmış.

Sokak aralarında başıboş gezen domuzlar yok artık. Ağaç gölgelerinde büyük plastik varillerdeki içkiyle gün boyu alkol alan tembel insanlar yerine çalışacak, üretecek ve paylaşacak bir anlayış gelişmiş.

Programımızı bitirdiğimiz bir köyden ikinci bir köye geçiyoruz. Yolumuz üzerinde İslam'ın henüz neşv ü nema bulamadığı bir köy gözümüze çarptı. Sokakların pisliği, insanların gözlerine ve bakışlarına yansımış o küfür ve isyan nazarları o kadar belirgindi ki...

Hele büyük ağaçların altına kümelenmiş gün boyu alkol alan insanların dünyadaki hiç bir üretim ve alana ait olmayan o bakışları "Buraya İslam’ı taşıma ve onları da kurtarma çalışmaları için kim harekete geçecek?" diye sormamıza vesile oluyor.

Bölgenin köylerindeki kitlesel ihtida hareketlerini duyan bazı dostlarımın “kalabalığın içinde okunan şehadet cümlesi onların hayatını gerçekten değiştirecek mi?” şeklindeki sorularını hatırlıyorum. İnanın değiştiriyor. Bizim miras olarak bulduğumuz ve emek vermediğimiz için de kıymetini bilmekte zorlandığımız İslam, onları tahmin ve hayal ettiğimizden daha kolay ve hızlı değiştiriyor. İman, putların kalplerden ve akıllarda çıkmasından sonra hayata yepyeni bir şekil vermiş.

Muhtemeldir ki hala bazı evlerin köşelerinde birer hatıra(!) olarak put kalıntısı olabilir. Bazı adetlerini tamamen terk etmek çok da kolay olmamıştır. Yüzyıllarca süren putperest bir yaşamın etkisi kolayca geçmiyor. Tüm bunlara rağmen İslam’ın sosyal hayata yansımasını görmek gurur vericiydi.

İSLAM'IN GÜNLÜK HAYATA VE NESİLLERE YANSIYAN DEĞİŞİMİ

İslam’ı inanç ve ibadette görmek çok kolaydır. Bir insanın kelime-i şehadet getirmesi ve sizinle birlikte namazda saf tutması hiç de zor değildir. Ancak asıl belirleyici olan onun sosyal ve gündelik hayatına ait olan yönüdür. İslam dini bu zor sosyal düzenleme emirlerini Medine’ye hatta tebliğinin sonuna bırakmıştı. Sıcak bir iklimde yılların verdiği giyim alışkanlığını İslam’a göre şekillendirmek çok kolay bir iş değildir.

Günde beş vakit ezanı duyabilmek, Cuma namazı için saatlerce başka bir köye yürümemek, haram- helal hassasiyetiyle düzenlenecek bir hayat hiç de yabana atılacak bir durum değildir. Hele yeni yetişen neslin ezan ve Kur’an duyarak yetişmesi, gençlerin Müslüman bir eşle evlenme ve çocuklarına Müslüman bir isim vermeyle başlayan nesil dönüşümü bize hamd etmenin dışında bir imkân bırakmıyor.

Atılan tohumların boşa gitmediğini, verilen emeklerin zayi olmadığını görmek gerçekten büyük bir sürur kaynağıydı.

Yeniden ve yenilenerek diyoruz;

Elhamdülillah…

Kaynak: Haşim Akın, Altınoluk Dergisi, Sayı: 485