Akbıyık Sultan Kimdir?

KİM KİMDİR?

II. Murad ve Fâtih devri şeyhlerinden olan Akbıyık Sultan kimdir, hayatı ve hizmetleri nelerdir?

Akbıyık Sultan, II. Murad ve Fâtih devrinde yaşamış, fetihlere katılmış, keşf ve kerametiyle tanınan Hacı Bayrâm-ı Velî’nin seçkin müridlerinden biridir.

AKBIYIK SULTAN KİMDİR?

Şems-i Hudâ mahlasıyla eski mecmualarda şiirlerine tesadüf edilen Akbıyık Meczûb’un adı ile ilgili rivayetler de tahminlerden öte gidememektedir. Şemseddîn, Muhyiddîn, Abdullah adını taşıdığı bildirilen Akbıyık Sultan, meczûb tabiatlı, keşf, kerâmet ve havârik-ı âdât sahibi bir zât olarak tasvir edilmektedir.

Akşemseddîn ile beraber Hacı Bayram Velî’den feyz alan Akbıyık’a âid, kaynaklarda şöyle bir menkabe nakledilir:

“Akbıyık, Hacı Bayram’ın nezdinde seyr u sülûk ile meşgul iken gönlünde helâl kazançla zengin olma arzusu peydâ olur. Şeyhi kendisine «dünyânın ve metâın fânî olduğunu» belirterek bu düşüncesinden onu vazgeçirmek isterse de o, «Dünyâ ahiretin tarlasıdır» hadîsini hatırlatınca şeyhin gadabını mûcib olur. Akbıyık bu hâdise üzerine şeyhinin huzurundan ayrılıp zâviye kapısından çıkarken tâcı düşerek başı açılır. Bunu şeyhinin tasarrufuna hamleden Akbıyık, bir daha başına bir şey giymez ve saçını traş etmeyerek uzatır.”

Fâtih Sultân Mehmed, İstanbul’un fethine azîmet ettiği zaman Akşemseddîn’le beraber Akbıyık’ı da maneviyatından istifâza için davet etmiş, onlar da bu davete icâbet etmişlerdi. Hattâ fethi müteâkip İstanbul’da bu iki azîzin adına muzâf birer câmi inşâ edilerek teberrüken bu câmilerin bulunduğu mahallere de isimleri verilmiştir.

Varna Seferi (848/1444)’ne de iştirâk etmiş bulunan Akbıyık, malının hesabını bilemeyecek bir servete nâil olmuş ve bu servetini “fî sebîlillâh” sarfetmiştir. Bu cümleden olarak Bursa’da geniş bir bina inşâ ederek gelip geçen misafir ve fakirleri burada yedirir, muhtaç olanlara yardımda bulunurdu.

Akbıyık Sultan, meczûb tavrına rağmen Çandarlı Halil Paşa (857/1453) gibi devlet ricâlinden kimselerle, Molla Yegân (856/1452 ?) gibi ilim erbâbından şahıslarla sohbetlerde bulunmuş ve onları ikâz ve irşaddan geri durmamıştır.

Yâdigâr-ı Şemsî adlı eserin müellifi, Bursa Mısrî Dergâhı meşâyıhından M. Şemseddîn Efendi, Akbıyık’a 841 Cemâziye’l-ûlâ/1437 Kasım târihli temlîknâme mûcibince Sultân II. Murad tarafından Yenişehir köylerinden Austos Köyü’nün verildiğini ve Fâtih Sultân Mehmed’in bu temlîknâmeyi 856 Cemâziye’l-ûlâ/1452 Mayıs târihinde tasdîk ettiğini kaydetmektedir.

860/1455–1456 yılında vefât eden Akbıyık, Bursa’da yaptırdığı tekkenin yanındaki türbede medfûndur.

Yine Yâdigâr-ı Şemsî’den öğrendiğimize göre Akbıyık’ın Bursa’da yaptırdığı zâviye yıkılmış, imâret mahvolmuş, sadece türbesinin kapı tarafında akşam ve yatsı namazları kılınmaktadır.

Akbıyık Sultan’ın kendisi gibi başı açık dolaşan ve saçlarını uzatan bir oğlu bulunduğu ve bu zâtın devrin ulemâsından Alâeddin Alî Arabî (901/1495–1496)’den ders okuduğu rivâyet edilir.

Akbıyık Sultan’ın Celvetî Silsilesi’ndeki yeri ve Hızır Dede’nin kendisinden “ahz-ı tarîk” etmesi tamamen aydınlanmış değildir. Ancak Sarı Abdullah Efendi (bk. Hüdâyî’nin Muhibb ve Mürîdleri bahsi) Semerâtü’l-fuâd adlı eserinde silsilenin Akbıyık vâsıtasıyla devam ettiğini söyleyerek bu müşkile biraz ışık tutmuştur.

Nev’îzâde Atâyî (bk. Hüdâyî’nin Muhibb ve Mürîdleri bahsi), eserinde “Akbıyık Meczûb, Hacı Bayram halîfesidir.” ve “Üftâde’nin mürşidi Hızır Dede, Hacı Bayram hulefâsından Bursa’da âsûde olan Akbıyık nâm meczûb-ı sâlikin oğlundan müstefîz olmuştur.” diyerek buna işaret etmekte ve Aziz Mahmûd Hüdâyî’nin Akbıyık gibi mürîdânına saçlarını uzattırdığını ve bu âdeti ihyâ ettiğini söyleyerek bu görüşü teyid edici bilgiler vermektedir.

Aslında zaten Hızır Dede’nin doğrudan Hacı Bayram Velî’den feyz almış olması târîhen mümkün değildir. Çünkü Hacı Bayram’ın vefâtı 833/1429, Hızır Dede’nin vefâtı ise 918/1512’dir.

Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları