Ahzâb Suresinin 48. Ayeti Ne Anlatıyor?
Ahzâb suresi 48. âyette ne anlatılıyor? Zorluklar karşısında müminin sığınağının Allah olduğunu hatırlatan Ahzâb sûresi 48. âyetin Arapçası, meali ve tefsiri…
Ahzâb sûresi 48. âyette şöyle buyrulur:
Ahzâb Suresi 48. Ayet Arapça:
وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَدَعْ اَذٰيهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا
Ahzâb Suresi 48. Ayet Meali:
Kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Onların eziyetlerine aldırma. Allah’a güvenip dayan, vekil ve destek olarak Allah yeter. (Ahzâb, 33/48)
ZORLUKLAR KARŞISINDA MÜMİNİN SIĞINAĞI
Bilgi:
Âyette; Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ve müminlerin, Allah’ın emirlerini yerine getirirken, kâfir ve münafıklar tarafından birtakım sıkıntılara uğratılabileceklerine işaret edilmektedir. Müminlere, bu tür durumlarda onların taleplerine uymamaları, karşılaşabilecekleri muhtemel sıkıntılara da katlanmaları ve dayanmaları emredilmektedir. Zira dayanılıp güvenilmeye Allah’tan ziyade layık olan hiçbir varlık yoktur.
Mesaj:
Müminler, din uğrunda çektikleri tüm eziyetlere rağmen rahat ve mutlu olmalıdırlar. Çünkü bu dünyada Allah’ın rahmeti olan bir Peygamber’i tanıyıp onun ümmeti olma lütfuna ermişlerdir. Ahirette ise pek çok akla hayale gelmez nimete nail olacaklardır.
Kelime Dağarcığı:
Ezâ: Eziyet, sıkıntı.
Vekîl: Yardımcı, temsilci; güvenilmeye layık olan.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Ahzâb Suresi 48. Ayet Tefsiri:
- Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni bir şâhit, bir müjdeci, bir uyarıcı olarak gönderdik.
- Allah’ın izniyle yine Allah’a çağıran bir dâvetçi ve nûr saçan bir kandil olarak lutfettik.
- Sen mü’minlere, Allah tarafından pek büyük bir lutuf ve ikrâma erişeceklerini müjdele.
- Kâfirlere ve münafıklara itaat etme, onların eziyetlerine aldırma. Sen Allah’a güvenip dayan. Güvenip dayanılacak zat olarak Allah yeter!
Burada Resûlullah (s.a.s.)’in önde gelen beş önemli vasfı beyân edilir:
› Şâhit
Bu vasıf, öncelikle uyulacak, ardına düşülecek bir önderi ifade eder. Buna göre, “Allah Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve âhirete kavuşmayı uman ve Allah’ı çok çok zikreden kimseler için her bakımdan uyulması gereken mükemmel bir örnek vardır” (Ahzâb 33/21) ayetinin de işaretiyle, Efendimiz (s.a.s.)’in ümmeti üzerine şâhit olması; söz ve davranışlarında, her türlü hal ve hareketinde onlar tarafından uyulması gereken bir önder, bir imam ve bir numûne-i imtisal olduğunu bildirir. Yani ümmet-i Muhammed, bütün davranışlarında Peygamberi kendilerine şâhit tutmalı, önder kabul etmeli ve onun getirdiği doğru yoldan yürümelidirler. İkinci olarak, Resûlullah (s.a.s) kıyamet günü, ümmetine Rabbinin risaletini tebliğ ettiğine dair şâhit olacaktır. Veya Peygamberimiz ümmetinin imanlarına şâhitlik yapacaktır. Üçüncü olarak Peygamberimiz o gün, kendilerine risaleti tebliğ ettiği fakat buna inanmadıklarına dair kâfirler aleyhinde, bir başka görüşe göre yahudi ve hıristiyanlar hakkında şâhit olacaktır.
› Müjdeci
O, Kur’an ve sünetin muhtevâsı içinde yaşayan mü’minleri cennet ile müjdeler.
› Uyarıcı
O, Allah ve Rasûlü’ne itaat etmeyen inkârcıları, münafıkları ve günahkârları Allah’ın azabıyla uyarır.
› Allah’ın izniyle Allah’a çağıran bir davetçi
Onu dini tebliğ etmek üzere Allah Teâlâ vazifelendirmiştir. Yani kendi adına değil Allah adına hareket etmektedir. Dolayısıyla o, yalnız ve sahipsiz değildir; kendini peygamber gönderen Âlemlerin Rabbinin verdiği salahiyetin desteğine de sahiptir. Bu sebeple nasıl devlet adına vazife yapan bir memura karşı çıkmak devlete karşı çıkmak sayılırsa, aynı şekilde Allah’a çağıran bir davetçiye karşı çıkmak da Allah’a karşı çıkmak sayılır.
› Nur saçan bir kandil
Peygamberimiz (s.a.s.), cehalet, sapıklık ve şaşkınlık karanlıklarında akılları ve gönülleri aydınlatıp doğru yolu gösteren bir ışıktır. O, ışığıyla aydınlanmak isteyen ve emrini tutan kimseleri aydınlatan bir kandildir. İnanan kullar, onun Allah katından getirmiş olduğu nûrla aydınlanır ve onunla doğru yola ererler.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com