Zorda Kalan Müslümana Merhamet

Kıssâlar

Abbâd bin Şurahbîl’in (r.a.) hâdisesi üzerinden İslâm’da açlık ve zaruret hâlinde merhamet, yardım ve toplumsal sorumluluk anlatılıyor.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında başından geçen bir hâdiseyi Abbâd bin Şurahbîl radıyallahu anh şöyle anlatır:

CEZALANDIRMAK YERİNE ISLAH EDEN NEBEVÎ TAVIR

“Bir zamanlar çok fakir düşmüştüm. Bunun üzerine Medîne bahçelerinden birine girdim. Başak ovup hem yedim hem de torbama aldım.

Derken bahçe sahibi gelip beni yakaladı, dövdü ve torbamı elimden aldı. Ben de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemʼe gidip hâlimi arz ettim.

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bahçe sahibine:

«−Câhilken öğretmedin, açken doyurmadın!» buyurdu.

Sonra bahçe sahibine, torbamı bana iâde etmesini söyledi. Daha sonra da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana bir veya yarım sa‘[1] miktarında yiyecek verdi.” (Ebû Dâvûd, Cihâd, 85/2620-2621; Nesâî, Kudât, 21)

Hisse:

İslâm, açlıktan ölümle burun buruna gelindiği takdirde, gayr-i meşrû bir yoldan karnını doyurmayı suç saymaz. Böyle yapan birine cezâ verilemez.

Toplumda açlık, cehâlet ve mecburiyet sebebiyle günaha tevessül etmek zorunda kalanlar varsa, onların câhillerine öğretmek, açlarını doyurmak, zorda kalanlarına yardımcı olmak, toplumun mesʼûliyetidir.

Müslümanın vazifesi, hatâ ve kusurdan sâlim kalamayan din kardeşlerini dışlamak değil, bilâkis onlara müsâmahakâr bir üslûpla el uzatarak, nezih bir hayata dönmelerine yardımcı olmaktır.

Dipnot:

[1] Sa‘: 3,328 kg.’lık bir ağırlık ölçüsü.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları