Yâ Rasûlâllah! Ailemizi Nasıl Koruyacağız?

İbadet Hayatımız

Sahabenin “Yâ Rasûlâllah! Kendimizi koruyabiliriz; ya ehlimizi, ailemizi nasıl koruyacağız?” sorusuna Efendimizin (s.a.v) cevabı.

Zeyd bin Eslem -rahmetullâhi aleyh- anlatır:

“Ey îmân edenler! Kendinizi ve aile efrâdınızı yakıtı insanlar ve taşlardan ibaret olan ateşten koruyunuz…” (et-Tahrîm, 6) âyet-i kerîmesi nâzil olduğunda ashâb-ı kiram;

“–Yâ Rasûlâllah! Kendimizi koruyabiliriz; ya ehlimizi, ailemizi nasıl koruyacağız?” diye sordular.

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şu cevabı verdi:

“–Onlara;

  • Allâh’a kul olmayı, tâat ve ibâdeti emredersiniz.
  • Allâh’a isyân etmekten ve günah işlemekten de nehyeder yani alıkoyarsınız.

İşte bu onları korumak demektir.” (Âlûsî, XXVIII, 156)

Evlâtlar; dünya hayatının ziyneti, gönüllerin sevinci, Cenâb-ı Hakk’ın insana en güzel ikramlarından biridir.

Lâkin, bu nimetin âhirette de devam edebilmesi için; anne-babaların, evlâtlarına karşı vazifelerini yerine getirmesi lâzımdır. Aksi takdirde; o nimet, imtihana dönüşür.

Anne-babaların evlâtlarına karşı en mühim vazifeleri; onlara İslâm’ı, îmânı, haramı-helâli, güzel ahlâkı öğretmeleridir.

Mâlûm olduğu üzere;

Mükellefiyet bülûğ çağıyla başlar. Lâkin o zamana kadar evlâtları ilâhî emirlere alıştırmak, onları sevdirmek ve bu hususlarda gerekli tâlim ve terbiyeyi onlara kazandırmak gerekir. Bu, anne-babanın vazifesidir. Evlâtlar yetişkin olduktan sonra da anne-babalar, evlâtlarına hakkı tavsiye etmeye devam ederler.

Âyet-i kerîmede buyurulur:

“Ailene namaz kılmayı emret, kendin de ona sabırla devam et!..” (Tâhâ, 132)

Bu âyet-i kerîmenin nüzûlünden sonra, Fahr-i Kâinât Efendimiz, her sabah kızı Fâtıma -radıyallâhu anhâ-’nın evine gidip;

“–(Haydi) namaza!” diye buyurmaya başladı ve buna aylarca devam etti. (Buhârî, Teheccüd, 5; Tefsîr [18], 1; Müslim, Müsâfirîn, 206; Müsned, I, 112)

Hazret-i İsmail de âyet-i kerîmede şöyle medh ü senâ edilir:

(İsmail), ehline (ailesi başta olmak üzere bütün halkına) namaz kılmayı ve zekât vermeyi emrederdi. O, Rabbinin rızâsına ermiş seçkin bir kuldu.” (Meryem, 55)

Ebu’d-Derdâ -radıyallâhu anh-’ın rivâyet ettiğine göre Rasûlullah Efendimiz, bu sahâbîsine nasihatleri arasında şöyle buyurdu:

“Ailenin terbiye ve edebini ihmâl etme; onlara Allah korkusunu tâlim et!” (Buhârî, Edebü’l-Müfred, 9)

Bir başka hadîs-i şerif şöyledir:

“Çocuklarınıza ikrâm edin ve terbiyelerini güzel yapın.” (İbn-i Mâce, Edeb, 3)

Bu cümleden olarak;

Rasûl-i Ekrem Efendimiz; evlâtları 7 yaşından itibaren namaza alıştırmayı, 10 yaşından sonra da, namaz kılmalarının üzerinde ciddiyetle durmayı emretmiştir.

İslâm, çok büyük bir kültürdür. En büyük, en mükemmel nizamdır. Hayatın her safhasını, en muazzam şekilde tanzim eden ilâhî dünya görüşüdür.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Ağustos, Sayı: 246