Yâ Rab! Sen’i Nerede Arayayım?

HİZMET

Hak dostlarının mânevî derecelere yükselmesine dair hâtıra ve intibâlarını okuduğumuzda en çok karşımıza çıkan hususlar nelerdir? Hz. Musa'nın (a.s.) “Yâ Rab! Sen’i nerede arayayım?” sorsuna Allah (c.c.) nasıl cevap veriyor?

Hak dostlarının mânevî derecelere yükselmesine dair hâtıra ve intibâlarını okuduğumuzda en çok karşımıza çıkan hususlar, mahrum ve muzdaripleri sevindirmeye ve bu yolda benliği eritmeye vesile olan hizmetlerdir. Mürşid-i kâmillerin de, talebelerine bu tarz hizmetler verdiklerini çokça görüyoruz.

Zira nakledilir:

Hazret-i Musa, Cenâb-ı Hakk’a niyâz eder:

“−Yâ Rab! Sen’i nerede arayayım?”

Allah Teâlâ da şöyle buyurur:

“−Beni kalbi kırıkların yanında ara.” (Ebû Nuaym, Hilye, II, 364)

Demek ki;

Cenâb-ı Hak, merhametli ve vicdanlı kullar olmamızı istiyor. Mahrum ve çaresiz kullarını sevindirenlere muhabbet ediyor. Kardeşinden bîgâne olanlara ise, muhabbetini lutfetmiyor.

Başta Fahr-i Kâinât Efendimiz olmak üzere, cümle Hak dostları, mü’minleri sevindirmeye öyle büyük bir iştiyak ile gayret etmişlerdir ki; çoğu zaman bu şevk, onlara kendi dertlerini, kendi sıkıntı ve açlıklarını dahî unutturmuştur.

Hocamız Yaman Dede, bir dersinde şöyle bir kıssa anlatmıştı:

Bir sarhoş çamura düşüyor. Ellerini, o sırada orada bulunan herkesin horladığı bir yetimin yüzüne ve başına sürüyor. Belki sarhoş, iradesiz bir şekilde ellerini silmek için böyle yapıyor. Ancak o yetim, bu davranışın kendisini sevmek için olduğunu düşünüyor ve çok seviniyor. Mutlu oluyor. Âkıbet yetimin bu sevinci, o sarhoşun hidâyetine vesile oluyor.

Nükte;

Bilmeden bile olsa bir yetimin sevincine vesile olmak, ne büyük mazhariyet ki, Allah hidâyet nasîb ediyor!

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Mart, Sayı: 253