Velilerde Peygamber Sevgisi ve Temsil
Velîlerin hayatında Peygamber sevgisinin nasıl yansıdığı, Mevlânâ örneği üzerinden temsil ve muhabbetin önemi anlatılıyor.
Devrin gayr-i müslim ressamı Aynu’d-Devle, Gürcü Hatun’un emriyle Hazret-i Mevlânâ’nın resmini yapmak için dergâha geldi. Aldığı tâlimâtı söyledi.
VELÎLERİN AYNASINDA PEYGAMBER SEVGİSİ VE TEMSİL
Hazret-i Mevlânâ;
“–Yapabiliyorsan, yap bakalım!” dedi.
Kudretli ressam, işine koyuldu. Fakat her başladığı resimden, az sonra vazgeçiyordu. Çünkü seyrettiği sîmâ, o anlar içinde daha bir nurlanıyor, bambaşka bir güzelliğe daha bürünüyordu.
Sonunda acziyet içinde hayranlığını şöyle ifade etti:
“Velîsi böyle olan dînin, peygamberi kim bilir nasıldır?”
Peygamberine toz kondurmak istemeyen, bu uğurda canından, malından olmayı göze alan, meydanlara dökülen, protestolara katılan ümmet-i Muhammed’in her ferdi; şu misaldeki gibi, peygamberini temsil edebilse, ne iftiraların bir hükmü kalır, ne müfterîler böyle bir şeyi yapmaya cesaret bulabilir.
Bugün Hazret-i Mevlânâ gibi Hak dostları, tıpkı yolunun toprağı oldukları Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- gibi, bütün dünyanın takdirini celbetmekte. Batıda; Bahâeddin Nakşibend -kaddesallâhu sırrahû-, Muhyiddîn İbn-i Arabî -kaddesallâhu sırrahû-, Hazret-i Mevlânâ ve Yûnus Emre Hazretleri gibi İslâm tasavvufunun âbide ve muhteşem şahsiyetleri gönüllerde yaşayarak ilgiyle takip edilmekte. Milletler arası teşkilâtlar zaman zaman onları, «yılın şahsiyeti» olarak îlân etmekte. Mimarlar, hattatlar, müzehhibler, nakkaşlar, âlimler, sayısız ilim ve sanat erbabı da hayranlık celbetmekte...
Hepsi, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in talebesi...
Hepsi, Fahr-i Kâinât’ın sâdık şahitleri, muhabbet-i Muhammediyye’nin pâk ve berrak âyîneleri...
Her birimiz; Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i temsilde bir küçük Muhammed, yani Mehmedcik olmalıyız.
O zaman; Allah Rasûlü’nün cihâna getirdiği mesajı, âlemin her yerine sahâbe asrındaki sürat, canlılık ve samimiyetle yaymak, müyesser hâle gelecektir.
Bu noktada; Roma’nın tesbihlerle, zikirlerle fetholunacağı şeklindeki Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in müjdesi de; geleceğin fütuhâtında temsil meselesinin ne kadar mühim bir yere sahip olduğunu te’yid etmektedir.
Zamanımızda Kurban Bayramları böyle bir heyecanın misâli olmuştur. Kurbanlar vesilesiyle Anadolu insanı; Orta Asya’dan Afrika’nın kasabalarına, Burma’dan Balkanlara, Güney Amerika’dan Filistin’e bütün dünyada mü’min cömertliğini, merhamet ve fedâkârlığını sergilemek imkânı bulmuştur. Bu şekilde, yüz binlerce yaralı gönlün, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e minnet ve şükranla salât ve selâm göndermelerine vesile olunmuştur.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık