Vasat Ne Demek? Vasat Ne Anlama Gelir?

NE NEDİR?

Vasat ne demek? Vasat kelimesinin anlamı nedir? Vasat kelimesine örnek cümleler...

Va­sat: Or­ta. Ara. İçin­de bu­lu­nan du­rum ve­ya çev­re, mu­hit anlamlarına gelir.

VASAT KELİMESİNE ÖRNEK CÜMLELER

Kur’ân-ı Kerîm, getirmiş olduğu mükellefiyetlerin bütün insanlara ulaşabilmesi ve bütün insanlar tarafından tatbîkinin mümkün olması için bir bakıma ümmîlik seviyesini esas almıştır. Yâni İslâm’ı anlayıp yaşayabilmek için sâde ve vasat bir insan olmak bile kâfîdir. Yine bu sebepledir ki İslâm, günlük ibâdetlerin vakitlerini tâyinde Güneş’in, aylık ve senelik ibâdetlerin vakitlerini tâyinde ise Ay’ın hareketlerini esas almıştır.

*****

Fakirlikte de zenginlikte de sabrı bir mârifet hâline getirmek gerekir. Vasatın üstündeki zenginlik de, vasatın altındaki fakirlik de çok zordur. Lâkin sabredildiği takdirde mükâfâtı çok büyüktür. Böyle olabilenler, yani “ağniyâ- i şâkirîn / şükür ehli zenginler ve fukarâ-i sâbirîn / sabreden fakirler”, toplum içinde azınlıktadır.

*****

Bu âyetlerde bildirilen hakîkat, asrımızda anlaşılan bir Kur’ân mucizesidir. Son keşiflerde Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nun birleştiği Cebel-i Târık Boğazı’nda, suların birbirine karışmasına mânî olan sudan bir perdenin olduğu tespit edilmiştir. Böylece iki denizin suyu birbirine karışmamakta, her iki taraf da aslî karakterini muhafaza etmektedir. Aynı türden bir su engeli 1960’lı yıllarda Aden Körfezi ile Kızıldeniz’in birleştiği Mendep Boğazı’nda da keşfedildi. İlmî açıklamaya göre, tuzluluk oranları ve yoğunlukları farklı iki su kütlesi, “yüzey gerilimi” denen bir husûsiyet sayesinde birbirine karışmıyordu.

Bu yaratılış mûcizesinin en büyük faydası, farklı sularda farklı canlıların yaşamasına münâsip vasatın sağlanmasıdır.

*****

Balıklar deniz vasatında hayat bulur. Karadakiler de atmosfer vasatında yaşar. İnsan rûhu ise, Kur’ân vasatında saâdete kavuşur. Bunun için lâzım olan en mühim malzeme de muhabbettir. Hakîkî muhabbetin kaynağı, Allah Teâlâ ve Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’dir. Bu kaynağa kavuşabilmek, ancak katlanılan güçlükler, gösterilen samîmî gayretler ve yapılan fedâkârlıklar nisbetindedir.

*****

Ebû Bekir (r.a) halife olmadan evvel servetinin tamamını dağıttı. Halife olunca da vasat bir insanın geçinebileceği kadar maaş aldı. Fakat bunu da tasarruf ederek kullandı ve artan parayı bir testinin içine attı. Ve testiyi Hazret-i Ömer'e (r.a) vasiyet olarak bıraktı. Hazret-i Ömer (r.a) testiyi alınca şaşırdı, gıpta etti. O'da hayatını bu şekilde devam ettirdi. İşte gerçek takvâ hâli budur.

*****

Her varlık, hayâtını kendi tab’ına uygun bir vasatta idâme ettirebilir. İnsan da bu kâidenin dışında değildir. Nasıl ki gıdâsı ve teneffüs sahası, çiçek özlerinin içindeki âlem olan bir bal arısını, alıştığı dünyânın dışında yaşatmak mümkün değilse, bunun zıddına, mizâcı pislikle gıdâlanan bir fareyi de gül bahçesinde barındırmak mümkün değildir. Yüksek ruhlar, hakîkat-i Muhammediyye’den akseden füyûzâtla gıdâlandıkları gibi, habîs ve fâsık ruhlar da habâsetle tatmîn olurlar.