Sudan Tarihi

İslam Tarihi

Kelime anlamı “siyahlar” olan Sudan, neden asırlar süren İslâmlaşma, Func Sultanlığı ve Osmanlı’nın güçlü nüfuzuna rağmen, 1956’daki bağımsızlığından bu yana “iç savaşlarla” anılıyor? Hıristiyan Nûbe’den İslam’ın ilim merkezine dönüşen Sudan’ın köklü tarihi, günümüzdeki Dârfûr çatışmasının ve süre gelen trajedinin arka planını nasıl aydınlatıyor?

Sudan Cumhuriyeti’nin güncel sınırları, XIX. yüzyılın sonlarında Mısır hidivliği döneminde şekillendi.

TARİHİ VE COĞRAFİ ARKA PLAN: SUDAN’IN BİN YILLIK TRAJEDİSİ

‘Siyahlar’ Ülkesi Sudan: İç Savaşlar ve Çalkantılarla Geçen Asırlar

Kelime anlamı “siyahlar” olan Sudan, tarih boyunca büyük İslâm devletlerine, tasavvufî hareketlere ve Osmanlı’nın hâkimiyet mücadelesine sahne oldu. Ancak asırlar süren İslâmlaşma ve ticarî kalkınma dönemlerinin ardından, 19. yüzyılın sonlarında Mehdî isyanı ve İngiliz işgaliyle derin bir kırılma yaşadı. 1956’da bağımsızlığını kazanan Sudan, günümüze kadar “iç çalkantılar, isyanlar ve iç savaşlarla anılan” coğrafya oldu.

Sudan’ın Tarihçesi

Ülkenin kuzeydoğusunu oluşturan Nûbe bölgesi, tarihi boyunca komşusu Mısır ile büyük bir paralellik gösterdi. Nitekim Nûbe, milattan önce 3000’li yıllarla 1600’lü yıllar arasında uzun bir süre Mısır hâkimiyeti altında kaldı.

Nûbeliler, VI. yüzyılın başlarından itibaren Hıristiyanlığı kabul etmişti; bölgede Makarra ve Alve adlarında Hıristiyan devletler hüküm sürüyordu.

Mısır’ın fethini takiben Arap kabilelerinin bölgeye hicret etmeye başlamasıyla Sudan’ın güneyinde İslamlaşma süreci başladı. Ancak bu süreç yavaş ilerledi. Arap göçlerinin yanı sıra, ticarî münasebetler ve tasavvufî hareketler, Nûbe bölgesinin birkaç asırda tamamlanan İslamlaşmasında önemli rol oynadı. Bölgede Emevîler döneminde büyük bir sorun yaşanmazken, Abbasi, Eyyûbî ve Memlük dönemlerinde zaman zaman çatışmalar yaşandığı kaynaklarda belirtilmektedir.

İslam’ın Yüzyıllık İzleri: Func Sultanlığı ve Osmanlı Etkisi

Sudan toprakları, Arap kabilelerinin göçleriyle başlayan yavaş ama kararlı bir İslâmlaşma sürecine tanık oldu. Ticari ilişkiler ve tasavvufî hareketler bu sürecin hızlanmasında kilit rol oynadı.

Func Sultanlığı (1504): Hıristiyan Alve Krallığı’nın yerine kurulan bu ilk İslâm devleti, Sennâr şehrini başkent edindi. Func Sultanları, İslâm’ın Habeşistan dahil geniş kitlelere yayılmasında büyük gayret gösterdi. Sennâr, bu dönemde Doğu ve Batı Sudan’ın önemli ilim merkezi haline geldi.

Osmanlı’nın Nüfuzu: XVI. yüzyılda Mısır’ı fetheden Osmanlılar, İslâmiyet’i tebliğ amacıyla bölgeye âlimler gönderdi. Boşnak askerlerinin yerel halkla evlenmesi gibi etkenlerle Dongola halkının kısa sürede tamamen Müslümanlaşması sağlandı.

Dârfûr’un Stratejik Önemi ve Sultanlık Dönemi

Bugünkü çatışmaların merkezi olan Dârfûr bölgesi, tarih boyunca önemli ticaret yollarının kavşağıydı. XVII. yüzyılın sonlarında kurulan Dârfûr Sultanlığı, güçlü bir varlık gösterdi.

Dârfûr Sultanları, bir dönem Bâbıâli (Osmanlı Devleti) ile yazışmalarda bulunmuş ve Abdülmecid ile Abdülaziz’den hükümdarlıklarını tasdik eden fermanlar almışlardır.

Ancak Sultanlık, 1874’te Osmanlı-Mısır Sudanı’na ilhak edildi. Son Sultan Ali Dînâr, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya yakınlaşması üzerine İngilizler tarafından 1916’da öldürüldü ve Dârfûr, İngiliz Sudanı’na bağlandı.

Mehdî İsyanı ve İngiliz Hâkimiyeti

XIX. yüzyılın sonları Sudan için bir dönüm noktası oldu. Muhammed Ahmed el-Mehdî’nin mehdîlik iddiasıyla başlattığı isyan, büyük bir direniş hareketine dönüştü. Mehdî’nin kuvvetleri, Osmanlı-Mısır ve İngiliz kuvvetlerini yenilgiye uğratarak 1885’te Hartum’a girdi ve kendi devletini kurdu.

Ancak bu devlet, İngiliz-Mısır kuvvetlerinin büyük askerî harekâtı sonucunda 1899’da ortadan kalktı. İmzalanan antlaşma ile Sudan’ın kontrolü fiilen İngiltere’nin eline geçti.

Bağımsızlık ve Süregelen Çalkantılar

Sudan, tüm bu tarihi ve siyasi çalkantıların ardından 1 Ocak 1956’da bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlık sonrası Sudan’ın geniş coğrafyası ve siyasi şartları, arzu edilen birlikteliği sağlamaktan uzak kaldı.

O günden bugüne Sudan, sürekli olarak iç çalkantılar, isyanlar ve iç savaşlarla anılan bir ülke olmaya devam etti. Bu köklü ve çalkantılı tarih, Sudan’ın günümüzde karşı karşıya olduğu çatışma ve insani krizin (Faşir, Dârfûr) arka planını oluşturmaktadır.

Kaynak: İçerik DİA’dan derlenmiştir.